• $8,4047
  • €10,1808
  • 506.756
  • 1460.86
31 Aralık 2018 Pazartesi

Bir değil yüz yıl bitti!

1919’dan 2019’a dile kolay yüz yıl geçti; Türkiye, dünya siyasetinde yüz yıllık aradan sonra yeniden belirleyici bir aktör olarak yer alıyor. Artık Türkiye olamadan Ortadoğu’dan Balkanlar’a, Orta Asya’ya kadar olan büyük bir coğrafyada hiçbir politik oyun oynanamaz, hatta dünya siyasetinin her meselesinde artık Türkiye hesaba katılmak durumundadır.

1919’da dünya sisteminin patronajında kesinlikle Batı vardı ve İngiltere’nin liderliği yeryüzünün siyasal haritasını değiştirmek için imparatorlukları tasfiye etme planını devreye sokmuş bulunuyordu. Tasfiye edilen imparatorluklar arasında Hint, Çin gibi büyük geleneğe sahip büyük siyasal varlıklar sömürgeleştirilmiş ve kapitalizmin denetimi altına sokulmuştu. Son büyük tarihsel imparatorluk Osmanlı parçalanmış, paylaşımın nasıl yapılacağı müzakere ediliyordu.

NEREDEN NEREYE?

Türkiye bağımsız bir devlet olmak üzere Batı’ya karşı ilk Milli Mücadele veren ülkedir ve bunu başarmasına, bağımsızlığı kazanmasına rağmen Batı sisteminin cenderesinin dışına çıkmamıştır. Lozan’da varılan mutabakat, ikinci Büyük savaştan sonra NATO, Dünya Bankası, IMF, GATT gibi kurumsal mekanizmalar vasıtasıyla girilen bütün zeminler bağımlılık ilişkilerinin üretilmesinin şartlarını hazırlamıştır.

Türkiye’nin, içeride rejimin giderek anti-demokratikleşmesinin Cumhuriyet’i otoriterleştirmesi, dışarıda ‘Soğuk Savaş’ şartlarından dolayı bu çemberi kırması mümkün olmamıştır. Bu sürecin ortaya çıkardığı neticelerden biri de şüphesiz Türkiye’nin kendi kültür coğrafyasından uzaklaştırılmış olmasıdır. Ortadoğu sömürgeleştirilip paylaşılırken, Türkiye Cezayir Bağımsızlık mücadelesinde olduğu gibi hep Batı’nın yanında yer almıştır. Buna rağmen, karşılaştığı her sorunda Batı Türkiye müttefikliğinin değersiz olduğunu gösterdiği gibi Türkiye’nin bağımsız bir devlet olarak varlığını da her zaman tehdit altındadır, Batı her fırsatta etnik kimliklere dayalı bir parçalama projesini hazırda tutmaktadır.

Batı açısından Kürt meselesi, milli mücadele yılları dâhil hep bir araç olarak görülmüş o zaman Mustafa Kemal Paşa’nın ‘milli birlik siyaseti’ tarafından etkisiz kılınmış bir meseledir. Bugün de Batı için Kürtler kendi ülkelerine, Türkiye’nin bağımsızlığına karşı bir araç haline sokulmak istenmektedirler ve bunun için ABD’nin paralı askeri olarak kullandığı PKK/PYD üzerinden saldırılar devam etmektedir.

ŞAFAK SÖKTÜ

Gazeteci-Yazar Orhan Miroğlu Hürriyet gazetesine verdiği bir mülakatta PKK çevrelerinin ve onlara ‘Cihangir’den el sallayanların’ çözüm sürecini Türkiye’ye karşı bir operasyon fırsatı olarak değerlendirmelerini eleştirerek, o günlerde Türkiye’nin Afrin Harekâtı’yla Kürtleri PKK/PYD elinden kurtararak özgürleştireceğini söylemekteydi. Bu konuda kapsamlı bir eser olan ‘Yeni Yüzyıl Kürtler ve Bağımsızlık’ adlı kitabın da yazarı olan Miroğlu, Batı emperyalizminin PKK/PYD vasıtasıyla Kürtler üzerinde kurduğu şiddete, baskıya, zulme dayalı iktidarın parçalanmasını haklı olarak bir ‘özgürleşme’ süreci olarak görmektedir.

Yüz yıl sonra yeniden, kendi kültür coğrafyasına dönen bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devleti bu coğrafyada yaşayan bütün kardeş akraba toplulukların bağımsızlığının ve özgürlüğünü temsil etmektedir ve şimdi yüzünü Fırat’ın doğusuna çevirmiştir. Özgürleştirme süreci devam edecektir. Yeni yılınız kutlu olsun.

<p>Mardin'de yolun karşısına geçmeye çalışan öğretmenler Büşra Yıldız ve Suzan Basın, hızla ilerleye

Mardin'de iki öğretmenin feci sonu: Ölüme böyle yürümüşler

WhatsApp mesaj iletme özelliğini sınırlandırdı

Kirpikleriyle dünya rekoru kırdı

F.Bahçe'de beklenmedik ayrılık! Hem de şaka gibi rakama