• $13,3884
  • €15,1673
  • 767.306
  • 1849.05
23 Eylül 2013 Pazartesi

TDP 101: Türk Dış Politikası’na Giriş

Gün geçmiyor ki “bataklığa düşmüş Türk dış politikası” temalı bir köşe yazısı yazılmasın. Türk dış politikasındaki dönüşüm ile birlikte başı dönen herkes, anlayışı oranında kalem sallıyor. İran’ı nükleer müzakerelerde destekleyince eksenimiz kaymıştı, sonra Suriye ile birlikte ABD taşeronu olduk, Mavi Marmara ile haddimizi çok aştık, Arap Baharı ile birlikte Ortadoğu’yla hemhal olduk, Mısır darbesiyle yalnız kaldık... Geldiğimiz noktada anladık ki başımızı döndüren Türk dış politikası değil, Türk dış politikası üzerine kalem sallayan, nutuk atanlarmış. Türk dış politikasını binbir şekle sokalım derken, kendileri binbir şekle girmiş. 
Türk dış politikası gerçekte ne durumda ve Türk dış politikasını ne durumda görmek istiyoruz soruları arasındaki büyük farkı kapamamız zor. Bu sebepten içerikten ziyade biraz metot ile ilgilenelim. Türk dış politikasını doğru okuma ve değerlendirme adına izlememiz veya kaçınmamız gereken yollara bakalım. 

SÜREÇ ANALİZİ ELZEM

Öncelikle eğer niyet gerçekten de Türk dış politikasına bir değer biçmek ise baş döndüren anlık olaylara bağlı dış politika okumaları her zaman hataya sürükleyecektir. Bu sebepten anlık olaylar ve gazete manşetlerini bir kenara bırakıp süreç analizi yapmak elzemdir. Diğer bir deyişle, sadece niyete hizmet eden aceleci hükümlerden ziyade analizi sürece yayan ve dış politikamızı bu süreçler ışığında değerlendiren analizlerin doğruyu bulma ihtimali fazladır. Örneğin, Suriye muhalefetinin merkezi İstanbul oldu diye nasıl Türkiye’yi Suriye’ye ilişkin her şeyin merkezinde görmek yanlışsa, Rusya ve ABD’nin sonu meçhul bir kimyasal silah anlaşmasına varmasının Türkiye’yi Suriye’de denklem dışı bıraktığını iddia etmek de o kadar yanlıştır. Anlaşmanın kendisi zaten birçok dinamiğe bağlı olan ve henüz başında olduğumuz bir süreç içermektedir. Ayrıca, anlaşma daha geniş Suriye devrimi sürecinde sadece bir noktadır, tek başına süreci sonlandıracak bir dinamik de değildir. Bu sebepten süreç hâlâ devam ederken yapılan Türkiye-Suriye bataklığı analizlerinin biraz mütevazı olmasında fayda var. 

SORUNSUZ ÜLKE YOK

İkinci olarak Türk dış politikası, küresel ve bölgesel bağlamdan kopuk okunmamalı. 21. Yüzyıl dış politika yapıcılarının geneli için zor ve krizlerle dolu başladı. 11 Eylül sonrasında başlayan süreç, Irak’ın işgali, İsrail’in Lübnan ve Gazze saldırıları ve sancılı Arap isyanları, sadece Ortadoğu’da değil tüm dünyada dış politika yapıcılarına soğuk terler döktürdü ve hâlâ döktürüyor. Türkiye de bu krizlerin coğrafi ve siyasi olarak merkezinde yer aldığından her ülke gibi tökezlemeler yaşayacak, sıkıntılı dönemler geçirecek, “yedi yıllık kıtlık” ve “yedi yıllık bolluk” dönemleri yaşayabilecektir. Örneğin Suriye’de ABD ve Rusya da dahil olmak üzere sorun yaşamayan, farklı da olsa endişeler taşımayan ve belirsizlikle boğuşmayan ülke yokken Türkiye’nin bir istisna bir oluşturmasını beklemek doğru olmaz. 
Son olarak Türk dış politikası kapasitesiyle değerlendirilmelidir. Anlaşılıyor ki o kapasitenin sınırlarının ne olduğu konusunda zihinler karışık. Veya Türkiye dış politikasını yaptıkları veya yapmadıklarıyla değil, yapamayacakları üzerinden değerlendirmek prim yapıyor. Oysa Türk dış politikasına harbi bir değer biçebilmek için önce kapasite-beklenti değerlendirmesi iyi yapılmalıdır. Mesela, Türkiye’nin başlangıcından beri çok dinamikli bir vekalet savaşı olan Suriye krizini domine etmesini veya Mısır’da yedi düvelin sahneye koyduğu darbeyi engellemesini beklemek ve karşılanamayacak beklentiler üzerinden “bataklık edebiyatı” yapmak oldukça sorunludur.  
Asıl niyet, Türk dış politikasını samimi bir şekilde değerlendirmekse yukardaki noktalar faydalı olacaktır. Niyet başka ise maalesef hiçbir işe yaramayacaktır.

<p>Peki, Omicron varyantından korkmalı mıyız? Yeni varyantın özellikleri neler? Omicron varyantı aşı

Omicron varyatından korkmalı mıyız?

Türkiye'nin ilk Çocuk Adalet Merkezi kucak açtığı çocukları topluma kazandıracak

2021'e damga vuran ''Yılın Fotoğrafları'' oylaması başladı

Ankara'ya mevsimin ilk karı yağdı