• $12,9048
  • €14,5581
  • 740.321
  • 1808.79
9 Eylül 2013 Pazartesi

Suriye’nin ‘istihbarat’ cepheleri!

Batı’nın Ortadoğu veya İslam dünyası için çizdiği terörist imajını içselleştirme konusunda mahiriz. Durum böyle olunca bilinçaltımıza yerleştirilen bu imajdan hem Batı hem de “içimizdeki İrlandalılar” maksimum fayda sağlamakta. Batı “endişe” için, “Doğulu despotlar” da katliam için cevaz bulmakta.  
Mısır’ın cunta yönetimi, demokrasiyle birlikte ayırt etmeksizin Mısırlıları katlederken Mısır’ın Arapça yayın yapan darbe TV’lerinin ekranlarına sabitledikleri İngilizce “Mısır terörle savaşıyor” ibaresini görmüşsünüzdür. Terör salyangozunu, Müslüman mahallesinde satmak olan bu ibarenin Oryantalizm’in içselleştirilmesi menşeili ideolojik yönünü bir tarafa bırakalım, otoriteryanizmin iğdiş ettiği Ortadoğu’da ve İslamofobinin farklı derecelerde hissedildiği Batı dünyasında siyasi bir kullanım değeri olduğu açık. 
Yüz bin Suriyeli’nin katili, yedi milyon Suriyeli’nin evlerini terk etmesinin müsebbibi ve iki buçuk senedir bölgeyi tüm taraflarıyla savaşa çekmeye çalışan Suriye Baas rejimi de “terör” sopasını krizin başından beri kullanmakta. Mart 2011’de işkence ettiği Deralı çocuklardan, Ağustos 2013’te kimyasal silahlarla katlettiği Gutalı çocuklara kadar her Suriyeli muhalif, Baas’ın terörist tanımı içerisine girdi. 

İSTİHBARAT ÇOCUKLARI

Bu sırada Baas rejiminin yardımına her ikisi de birer istihbarat çocuğu olan Nusra Cephesi ve Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) koştu. Suriye muhalefetini Suriyelilerin ve dünyanın gözünde terörle bağdaştırma rolü bu iki gruba tevdi edildi. Daha önce hiçbir yerde adı sanı duyulmayan Nusra, Suriye’deki ve bölgedeki saf cihadilerle birlikte istihbaratçıları da saflarına kattı. Soçi Olimpiyatları arifesindeki Rusya’da istihbarat, tehdit kabul ettiği her Çeçen’i kendine çalışanlarla birlikte neredeyse “business class” biletle Suriye’ye yolladı. 
IŞİD’in Zevahiri’nin “girmeyecek” açıklamasına rağmen Suriye’ye girmesi, Suriye için olumsuz sonuçlar doğururken Nusra için cerahat dökme imkanı sağladı. Sahada kiminle konuşsanız sesini yükseltmeden “IŞİD İran istihbaratına çalışıyor” dediği bu grup, anlaşılan istihbarat örgütlerinin operasyon merkezi rolünü Nusra’dan devraldı. Nusra’nın en radikal tipleri IŞİD’e kayarken, Nusra’nın IŞİD’e biat etmemesi iki grup arasında henüz fiziki çatışmaya dönüşmese de kavganın kapılarını araladı. IŞİD vazifesi olan fitneye devam ederken, yine bu süreçte Nusra ile diğer İslami cepheler arasında koordinasyonda artış görüldü. Hatta IŞİD’e kaymalarla kadroları zayıflayan Nusra’ya diğer İslami cephelerden kaymalar yaşandı. 

SURİYE'YE YABANCI

Her iki grubun da dünya görüşü Suriye’ye yabancı. Nusra’da “değerli kopmalar” yaşansa da kuruluş itibarıyla çizilen rolü, Nusra’nın Suriyelileşmesini hâlâ engelliyor. IŞİD ise tam gaz Truva atı rolünü oynamaya devam ediyor. Cephe gerilerinde kurtarılmış bölgelerde egemenlik kurma çabaları, iki grubu da görünür yapmakta. İyi finanse edilmeleri de savaşçı sayılarını belli bir düzeyde tutmakta. 
Yine de Suriye’nin askeri muhalefetinin tamamını hatta diğer İslami cepheleri dikkate aldığımızda devede kulak kalabilecek sayıları, “Suriye İslamı’ndan” fersah fersah farkları, diğer Suriyeli İslami cephelerin Suriye’de çok güçlü olması, sadece savaş-kaos ortamında üreyebilme imkanı bulabilmeleri ve cihadilerin global olarak mobil yapıları, bu iki grubun istihbarat örgütleri için kullanım değerini devam ettirmekle birlikte uzun vadede Suriye’de kök salamayacağına işaret etmekte.  
Askeri muhalefet de İslami cepheler bu iki gruptan ibaret değil. Suriye’deki organik ve büyük mücadele veren İslami cepheleri bir sonraki yazımda yazayım... 
Not: İstanbul 2020’yi hak etmişti, İstanbul’un olimpiyat ateşi sönmemeli.   

<p> </p>

Sergen Yalçın'ın istifasına ret kararı

Uşak'ta dere yatağında patlamamış top mermisi bulundu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (29 Kasım 2021)

Kuvvetli lodos hayatı olumsuz etkiliyor