• $ 6,1421
  • € 6,8555
  • 251.986
  • 84.442
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Ucuz mühendislik

Mühendislik tarih boyunca en önemli mesleklerden biri olmuştur. İnsanlığın bugün ulaştığı medeniyet seviyesinde mühendislerin payı tartışılamaz. Mühendis, temel bilimlerin ürettiği bilgiyi teknolojiye dönüştürür, uygulamada yaşama geçirir, insanların yaşamlarını kolaylaştırılacak çözümleri üretir. Mühendis bilgi birikimini insanlığın faydasına kullanabileceği gibi, zararına da çalıştırabilir. Unutulmamalıdır ki kitlesel kayıplara sebep olabilecek silahların tasarım ve üretimi de mühendislerin elinden çıkmaktadır.
Bilginin bilinçli şekilde kötüye kullanılmasının dışında, yanlış ya da sorumsuzca kullanılması da kitlesel yıkımlarla yol açabilir. Bu nedenle bilgisi yeterli olmayan ya da mesleki sorumluluk refleksi gelişmemiş kişilere mühendislik yetkisi verilmesi en basit ifadeyle geleceği riske atmaktır. Geçmiş bunun acı örnekleriyle doludur. 1999 depremini hatırlayalım.
Mühendislik diplomasının kişiye verdiği yetkilerin yaşamsal uzantıları vardır. Bu nedenle mühendislik diplomasının asla “ucuzlamaması” gerekir. Mühendisliğin yaşamsal yetkilerini alacak kişilerin yeterli mesleki bilgi ve yetkinliğe kavuşmadan piyasaya çıkmamasının için en büyük güvence üniversitelerin kendisidir. Diploma hiperenflasyonu sonunda diplomaların basit bir kağıt parçasına dönüşmemesi için meslek odalarına da önemli görevler düşmektedir. Bir mesleğin şan ve şerefinin muhafızı meslek odalarıdır.
2013 ÖSYS istatistikleri mühendislik mesleğinin geleceği için endişe doğuran veriler içeriyor. Endişenin ilk boyutu kontenjanı dolmayan bölümlerdeki kapasite kaybıyla ilgili. Geçtiğimiz tercih-yerleştirme döneminde devlet ve vakıf üniversitelerinde bulunan yaklaşık 81 bin mühendislik kontenjanının 9.300’ü boş kalmıştı. Bu, YÖK’ün üniversitelerde izin verdiği kapasitenin yaklaşık %11’inin daha baştan kaybedilmesi anlamına geliyor. Yerleştirme verilerinin ortaya çıkardığı ikinci endişe mühendislik bölümlerine yerleşenlerin akademik başarı seviyeleri konusunda. 2013’te devlet üniversitelerinde 187, vakıf üniversitelerinde ise 355 programın kontenjanı dolmadı. Bu programların taban puanları oluşmadı. MF-4 puan türünde baraj puan olan 180’i aşan herkes bu programları tercih edecek olsa yerleşebilecekti. Çarpıcı olan şu. 180 baraj puanı almak için YGS, LYS-1 ve LYS-2’de yüzde yirmi başarı göstermek yeterli. Bir diğer deyişle fen ve matematik alanında yüz üzerinden ancak yirmi alan kişiler mühendislik programlarına yerleşebiliyor. Bu programların çok gözde olmayan bölümler olduğu sanılmasın. Yüz üzerinden yirmi alarak, ülkemizde Bilgisayar, Biyomedikal, Çevre, Elektrik-Elektronik, Endüstri, Enerji Sistemleri, Gıda, Harita, İnşaat, İşletme, Kimya, Makine, Mekatronik, Metalurji ve Malzeme, Otomotiv mühendisliklerine kapak atmak mümkün. Bu programlardan bazılarının %25 hatta %50 burslu programlar olması da ayrıca dikkat çekici.
Bir görüş, lise diplomasına sahip olmanın üniversite öğrencisi olmak için yeterli seviyeye gelindiğinin göstergesi ve kanıtı olduğunu savunabilir. Arz ve talep dengesinin arz yönünde ağır bastığı durumda sınavlara gerek olmadığı da düşünülebilir. Ancak mühendislik gibi sorumluluğu yüksek bir mesleğin eğitimi almak için %20 performans göstermenin yeterli olması açıkçası çok düşündürücü.
Mevcut tablo, geleceğimizin güvence altında olabilmesi için üniversitelerdeki mühendislik fakültelerine büyük sorumluluk düştüğünü gösteriyor, zira yaşamımızı şekillendiren tasarım ve uygulamaların kalitesi ve güvenilirliği üniversitelerden mezun olacak mühendislerin yetkinliğine bağlı. Tüm üniversitelerimizin bu hassasiyet ve sorumluluğu göstereceği inancıyla…

Çankırı´da bir ortaokulda veli tarafından ders esnasındaki öğretmen koridora çıkarılarak darp edildi

Dersten Çağırdığı Öğretmeni Darp Etti

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

2 DHKP-C'li teröriste tutuklandı

558 yıllık Tarihi Kapalıçarşı'nın çatısı ve alt yapısı tamamlandı