• $ 5,7401
  • € 6,3956
  • 277.251
  • 99785.2
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Bilim insanına özen göstermek

Bir elin beş parmağı birbirinden farklıdır. Kimi uzun, kimi kısa, kimi kalın kimi incedir. Her birinin kendine has bir işlevi vardır. Bir araya geldiklerinde elin işlevsel bütünlüğü oluşur. Toplumu oluşturan bireyler de birbirlerinden farklıdır. Mükemmel şekilde futbol oynamak, harika piyano çalmak, resim yapmak nasıl herkesin başarabildiği bir şey değilse, bilimsel düşünce yapısına sahip olmak, araştırıcı olmak, çözümler üretmek de herkesin sahip olduğu bir vasıf değildir. 
Tarih boyunca toplumların ilerleyebilmesi için, birilerinin “bilinmeyenleri araştırmaya, bilinenleri bilmeyenlere aktarmaya ve yaşamını kolaylaştıracak çözümler üretmeye” odaklanması gerekmiştir. Bu, her zaman için böyle olagelmiştir. Üniversite, bu noktada “bilinmeyenleri araştırmak, bilinenleri aktarmak ve toplumun yaşamını kolaylaştıracak çözümler üretmek” işini görev edinmiş kişilerin bir araya geldiği kurum olarak, tarih boyunca toplum yaşamında önemli bir noktaya konumlanmıştır. 
Üniversite ile toplum arasında yazılı olmayan bir anlaşma vardır. Bu anlaşma yüksek sesle söylenmez, herkes tarafından bilindiği varsayılır. Anlaşmanın ana fikri dünyanın her yerinde aynıdır, yalnızca söylem ve uygulama şekli ülkeden ülkeye farklılık gösterir. Anlaşma şöyledir: Üniversite topluma der ki: “Biliyorum bu görevlerin yerine getirilmesi gerekiyor, buna talibim. Ben, toplumun ilerlemesi için araştırma yapacağım, bilinmeyeni araştıracağım (bilim yapacağım), toplumun yaşamını kolaylaştıracak, sorunlarını ortadan kaldıracak çözümler üreteceğim. Toplumdaki gençlere eğitim vereceğim, onları iş yaşamına hazırlayacağım. Buna karşılık, sen de (toplum), bana kaynak ayıracaksın (maaş, laboratuvar, teçhizat vb) ve rahat çalışabileceğim özerk bir ortam sağlayacaksın.”  
Toplum yanıt verir: “Mademki bunları yapacaksın, o zaman anlaştık. Seni koruyup gözeteceğim. Ama ben de ilgili kurumlarım aracılığıyla bu anlaşmaya uyup uymadığını, görevlerini yerine getirip getirmediğini denetleyeceğim. Kaynak konusuna gelince öncelikle bu işi kâr amacıyla yapamazsın, bunu bilesin. Toplumdan alınacak vergilerden sana (devlet üniversiteleri) kaynak ayıracağım. Eğer bu konuda öğrencilerinden kendin kaynak toplayacaksan (vakıf üniversiteleri), vergilerden sana kaynak ayırmam.” 
Bu anlaşma tarih boyunca, ana fikirden hiç sapmadan; ülkeden ülkeye, üniversiteden üniversiteye çokça farklılık göstermeden bugünlere gelmiştir. Boğaziçi Üniversitesi için de Mardin Artuklu Üniversitesi için de, Oxford için de Harvard için de böyle olagelmiştir. 
Bilim yapmak zor iştir. Çok çalışmayı, odaklanmayı, zekâyı, aklı, sezgiyi, sebatı, deneyimi, entelektüel birikimi gerektirir. Bütün bunları kişisel olarak bir araya getirmek ve sürdürülebilirliğini sağlamak kolay değildir. Bunu başarabilmesi için bilim insanına kol kanat germek, özen göstermek, günlük koşuşturmalardan ve kaygılardan bağışık kılmak gerekir. 
YÖK, geçtiğimiz günlerde Eğitim-Bir-Sen tarafından hazırlanan öğretim elemanlarının mali haklar raporunu açıkladı. Raporun detayları, maaşlar dikkate alındığında ülkemizdeki bilim insanlarına yeterince özen göstermediğimizi ortaya koyuyor. YÖK Başkanı Prof.Dr. Gökhan Çetinsaya’nın açıklamaları ise sevindirici. Konunun başta Başbakan olmak üzere hükümetin gündeminde olduğu anlaşılıyor. 
Türkiye 2023 hedeflerine ulaşabilmek için bilim insanlarına özen göstermek zorunda. Zira kendisini ve ailesini geçindirme derdine düşmüş bilim insanlarından üretici olmalarını beklemek hayalin ötesine gidemez. 

 

<p>Kentte inşaat malzemesi satan Hakan Çakmak, ahırlar bölgesinde aracı ile seyir halindeyken yolda

Yolda Buldu Bidona Koydu! 2 Metre Uzunluğunda

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Yolda buldu bidona koydu! 2 metre uzunluğunda