• $ 5,7121
  • € 6,3277
  • 270.123
  • 107529
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Tuttuysa aynen devam

Türk sinemasındaki formülize işlerden, yeni bir şey katmadan bir başka versiyonu çekilen devam serilerinden ya da filmin gişesini artırmak için eklenen gözü yaşlı melodramlardan şikâyet ediyoruz. Ne var ki son dönemde yabancı yapımlarda da benzer minvalde ufak numaralarla birbirinin benzeri işleri görmekteyiz.

‘Altıncı His’ (The Sixth Sense) filmi ile tanıdığımız M. Night Shyamalan’ın işleyen bir formülü birkaç ekleme ve biraz cila ile sunduğu son filmi ‘Glass’ adeta son dönemki formülize çalışmaların yabancı örneklerinden biri olarak karşımızda. 2000’li yılların başında ‘Ölümsüz’ (Unbreakable) ve ‘İşaretler’ (Signs) filmleriyle dikkatleri çeken yönetmen, daha sonraki filmlerinde bu başarıyı yeniden yakalayamadı. Ta ki ‘Ölümsüz’ün devamı ne zaman gelecek sorularına yanıt veren serinin 2. filmi ‘Parçalanmış’a (Split) kadar… James McAvoy’un ‘tek başına dev kadro’ şeklinde akılalmaz bir performans sergilediği 2016 yapımı ‘Parçalanmış’ filmi ile hepimizin heyecanı artmışken, haliyle serinin son filmi ‘Glass’ ile ilgili beklentiler de tavan yaptı. ‘Ölümsüz’ ve ‘Parçalanmış’ ile aynı evrende geçen ‘Glass’, ‘Ölümsüz’deki David Dunn karakterinin ‘Parçalanmış’taki 24 farklı kişiliğe sahip Kevin Wendell Crumb’ın izini sürerek adaleti getirmek üzere yola çıkmasıyla başlıyor. David Dunn, azılı katil-psikopat Crumb’ın peşindeyken, uzmanlık alanı süper kahramanlar olan Doktor Ellie Staple da David Dunn’un da Kevin kadar gerçek dışı bir illüzyona inandığı düşüncesinden hareketle her ikisinin peşine düşüyor. ‘Ölümsüz’den hatırladığımız tren kazasının müsebbibi diğer adıyla cam adam Elijah Price’ın da yıllar sonra ortaya çıkmasıyla film tüm karakterlere ‘süper kahraman’ tanımını yeniden sorgulatmaya başlıyor. M. Night Shyamalan, kendi yazıp yönettiği ‘Glass’ta önceki iki filme nazaran daha kolay tahmin edilebilir bir süper kahraman filmi ile güvenli sularda yüzüyor. Olay örgüsünün alelacele başlaması, serideki tüm soruların yanıtlarını nihayet verdiğini kanıtlamak istercesine elindeki tüm taşları sindirmeden tek seferde ortaya atışıyla bu anlatım ne yazık ki sürükleyici olmaktan ziyade yoruyor. Bu bakımdan James McAvoy, Bruce Willis ve Samuel L. Jackson’ın oyunculukları da metnin kurbanı olup etkileyici olmak bir yana sıradan kalıyor.

Çiçero’da aksan eksikti

Serdar Akar’ın yönetmenliğini yaptığı, başrollerinde Erdal Beşikçioğlu, Ertan Saban, Tamer Levent, Burcu Biricik ve Murat Garipağaoğlu’nun yer aldığı ‘Çiçero’, 2.Dünya Savaşı sırasında savaşın seyrini değiştirecek gizli belgeleri Alman hükümetine sızdıran İlyas Bazna’nın kod adıyla Çiçero’nun akıllara durgunluk veren yaşam hikâyesini beyazperdeye taşıyor. Gerek sinematografi gerekse de yapım yönetim anlamında etkileyici bir dönem filmi olmakla birlikte bu denli merak uyandıran bir yaşam hikâyesini beyazperde için senaryolaştırmada belli eksiklikler göze çarpıyor. Casusluk hikâyesini merkezine alırken bir taraftan da İlyas Bazna ile Alman konsolosluğu çalışanı Cornelia Kapp arasındaki duygusal ilişkinin ve Cornelia’nın oğlunu yürek burkan T4 uygulamasından kurtarmaya çalışmasının eşzamanlı ilerlemesi yer yer filmin odağını ve inandırıcılığını kaybettiriyor. Benim dikkatimi çeken ise Alman-İngiliz karakterlerin önemli yer tuttuğu böylesi büyük bir filmde aksana yeterince dikkat edilmemesi… Yine de ‘Çiçero’ başta Erdal Beşikçioğlu, Ertan Saban ve Tamer Levent olmak üzere oyunculukları, dönemin ruhunu yansıtan mekân tasarımı ve sinemasal görsel bütünlüğüyle dikkat çekiyor.

Derya Canan Süter Diğer Yazıları

Soğuk Savaş

21.12.2018

Boldi dörtnala

07.12.2018

<p>Türk Silahlı Kuvvetleri´nin milli gururu Hürkuş, Airstart testini başarıyla geçti.</p>

Hürkuş Havadayken Motor Kapattı! Airstart Performansı Nefesleri Kesti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

İstanbul'da görenler şaşkına döndü! 'Önce kedi sandım'

'Eller Mağarası' Cueva De Las Manos, Görenleri Hayrete Düşürüyor