• $7,4445
  • €9,0567
  • 443.563
  • 1565.01
12 Şubat 2012 Pazar

Dünyada iflas furyası ve THY'nin durumu

Tolga Turgut
Tolga Turgut
YAZARIN SAYFASI

Geçtiğimiz haftalarda İspanyol Spanair ve Macar milli havayolu Malev, iflaslarını ilan etti. Birkaç ay önce de American Airlines'ın neden iflas ettiğini yazmış ve ABD'de mevcut olan iflas koruma yasası üzerine bir değerlendirme yapmıştık. Bugün, son aylarda gerçekleşen havayolu iflaslarının nedenleri ve bu durumun THY için oluşturacağı fırsatları değerlendirmek istiyorum.

Sonu aslında bu metne sığdıramayacağım kadar detaylı olduğundan, ana hatlarını paylaşacağım. Gerek Spanair, gerekse Malev Havayollarının iflas nedenleri özünde aynı. Değişim ve gelişime ayak uydurmakta geç kaldılar, ölçek olarak rekabette yetersiz kaldılar ve sonucunda daralan pazar şartları nedeniyle rekabete dayanamadılar.
THY, aynı coğrafyada bulunan Polonyalı LOT Havayolları satışıyla ilgileniyor. Bu sebeple Malev'in durumunu incelemek daha isabetli olacak. Malev Havayolları'nın yaşadıkları Orta Avrupa'da mali kriz yaşayan Çek havayolu CSA, Polonyalı LOT ve Letonyalı Air Baltic ile pek çok benzerlik paylaşıyor. Zira bu havayolları son birkaç yıldır resmi olarak iflas ilan edilmese de devlet sübvansiyonuyla ayakta duruyorlar. Tüm bu havayolları, 30-50 uçaklık filolara sahip, orta ölçekli ve ana yolcu pazarlarında talepleri sınırlı, hatta zayıf kapasitede olan havayolları. Her ne kadar Malev, Avrupa Birliği İflas Koruma Yasası'na başvurmuş olsa da kurtulma ihtimalleri çok zayıf. Zira geçtiğimiz günlerde Macar hükümeti, Avrupa Komisyonu'nun Malev'e hukuk dışı finans yardımı sağladığı yönündeki resmi kararını kabul ettiklerini açıkladı. Özetle 2007-2010 yılları arasında Macar hükümetinin havayoluna 350 milyon dolarlık hukuk dışı yardım sağladığı tescil edildi ve Avrupa Komisyonu bu meblağın havayolu tarafından Macar devletine geri ödenmesini istiyor. Karar, Malev'in mevcut durumuyla o yıllarda piyasa şartlarının altında olan böyle bir yardımı alamayacağı gerçeği üstüne bina edilmiş durumda.
2012 yılında sadece orta ölçekli değil ama Air France-KLM ve Lufthansa gibi muazzam ölçekli havayolları da zorlanacaklar gibi gözüküyor. Zira özellikle kısa mesafeli uçuşlarda yüksek rekabetten dolayı maliyet yapılarını bir türlü aşağı çekemiyorlar.

İFLASLAR ARTABİLİR
Görünen o ki bu yıl boyunca Avrupa'da orta ölçekli havayolu iflasları daha da artabilir ve bu durum alt yapısı oturmuş, finans durumu sağlam ve organizasyon kültürü gelişmiş olan havayollarına avantajlar sağlayabilir.  Bu fırsatlar THY'nin iştahını kabartsa da çok dikkatli olmalılar. Şayet Polonyalı LOT'u almak konusunda ciddiyseler hukuki, finansal ve işletme konularında havayolunu çok dikkatli incelemek zorundalar. Açıkçası THY yönetiminin şu andaki mevcut kadrosuyla Avrupa'nın göbeğinde LOT gibi bir havayolunu tamamen satın alarak kısa mesafeli uçuşlarda Ryanair ve Easyjet gibi havayollarıyla dişe diş mücadele etmesi çok zor. Unutmamak gerekir ki THY'nin kısa mesafeli uçuşlardaki başarısı ikili havacılık anlaşmalarından kaynaklanan avantajlar sayesinde olmaktadır. Lakin Avrupa Birliği'nde tamamen serbest rekabet ortamı olduğu için farklı parametreler söz konusudur. Örneğin bugün Air France'ın Fransa'da en büyük rakibi İngiliz Easyjet Havayolu, Lufthansa'nın ise Almanya içinde en büyük rakiplerinden biri İrlandalı Ryanair'dir. THY öncelikle gerçekleştirdiği büyümeyi organizasyon kültürü içinde sindirmeli ve yere sağlam basmalıdır. Polonyalı LOT Havayolu'nu zarar eden bir havayolu durumundan kara geçirebilmek, şu anda uyguladıkları iş planı ve stratejiden ayrı bir iş planı gerektirmektedir.

THY öncelikle kurum içi ahengi sağlamalı
THY son yıllarda gerçekleştirdiği başarılı büyüme hamlesiyle sektörde taraflı tarafsız herkesin övgüsüne mazhar oldu. Ancak geçen yıl birkaç çeyrek zarar açıklayarak yatırımcılarını üzdüğü gibi, özellikle çalıştırdığı yabancı pilotların yurtdışı medyasına verdikleri demeçlerden dolayı büyümenin henüz hazmedilmediği imajını da vermiş oldu.
Kurum içinde özellikle son aylarda yoğun bir askeri ve sivil kökenli pilot çatışması olduğu aşikar. Bu çekişme uzun yıllardır 'sessiz' devam etmişse de artık çok ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Sivil havacılıkta 'pilotların kökeni' diye bir ayrım olamaz ve olmamalıdır da. Asker kökenliler daha önceki kariyerlerindeki rütbelerini unutmalı, siviller de lisan avantajları üzerinden asker kökenlilerden intikam alma çabası içinde olmamalıdır. Dünya genelinde pek çok havayolunda asker ve sivil kökenli pilotlar gayet uyumlu çalışırken, maalesef bizim ülkemizde bazı kaprisli ve kişilik sorunu yaşayan eski pilotlarca başlatılan bu manasız çekişme süregeliyor. THY'de bu sorunun mantık ölçülerinde çözümlenmesi üst yönetimin tavrı ve vizyonuna bağlıdır. Bu konuda kilit rolü Uçuş İşletmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı makamı ve ona bağlı olan diğer birimlerin politikaları oynuyor. Zira bu pozisyonlarda görevli yöneticilerin hepsi de pilot. Asıl mesleklerini ve makamların geçici olduğunu unutmamalı, geçmişteki vasat yönetimleri kendilerine emsal almamalılar. Özetle THY'de büyük bir geçiş süreci yaşanıyor ve özellikle uçucu kadrolar arasında bir soğuk savaş mevcut. Bu durumu uçuş emniyetinden taviz vermeden, akıl ve rasyonellikle çözmek gerekir. Hem eğitimi ve lisanı kuvvetli sivil kökenli hem de kendini yenileyebilen tecrübeli askeri kökenli pilotlara ihtiyaç var.

<p>Trump Destekçileri Kongre Binası’nı bastı hayatını  kaybedenler ve gözaltına alınanlar oldu

ABD'de devir teslim töreni nasıl olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İran Ordusu, Umman Denizi'nde askeri tatbikat başlattı

Gediz Deltası'nın Yoılkı atları böyle görüntülendi