• $ 8,2787
  • € 9,7063
  • 501.25
  • 1126.99
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Tahakkümün dört vasıtası

Elbette varlık gayemiz aklı evvellere cevap yetiştirmek değildir.

Köşemizde sürekli olarak irabda mahalli olmayanların tezviratlarına cevap yetiştirmek gibi bir gayemiz olamaz.

Buna karşın, konuşanların bazılarının ne dediğine dikkat etmek ve aslında saçmalık olan sözünün, bir kıvılcımdan çıkan yangına dönüşmemesi yolunda gayret sarf etmek vazifemizdir.

Hâkim kanaat haline gelmesi halinde, aşmamızın nesiller sürdüğü kadim kompleksleri yeniden diriltmesi muhtemel saçmalıklar, asla mühmel bırakılası ve “bırakınız saçmalasın” denilesi değildir.

Bu sebeple ona buna cevap yetiştirmiyor, vaziyetimizi ortaya koyuyoruz.

Sosyal medya saçmalıklarından birisidir “Azerbaycan ve Katar haricinde kimse ile aramız iyi değil”…

Olması gerekip gerekmediğini tartışmıyorum bile. Hatta Katar ve Azerbaycan ile aramızın aslında iyi olup olmadığını da tartışmıyorum. Saçma bir tartışmadır zira.

Bu sözü edenlerin tarih bilgisi ve zaman-mekan algısı mutlaka sorunlu olsa gerektir.

Uzun uzun tartışıp tahlil etmek istemem, ancak bu saçma sözlerinin yayılması ile kadim komplekslerin yeniden diriltilmesine hizmet ediyor olmaları benim açımdan şayan-ı dikkattir.

İki devlet arasındaki ilişkinin iki insan arasındaki ilişkiden farksız olduğunu iddia eden bir adam dinlemiştim bir zamanlar. Akıl karı bir önerme değildir.

İyi ilişki kötü ilişki kategorisi Kadırga’daki kargir evlerde yaşayan eski zaman teyzelerinin komşuluk ilişkilerini tarif etmek için elbette kullanılabilir.

Ancak devletler arasında cari olan ilişkiler, çıkar-güç-tahakküm kategorileri arasında kurulabilecek dengenin neticesinde ortaya çıkar.

Devletlerarası iş birliği de, ancak çıkar söz konusu olduğunda iyi görülecek bir şeydir.

Sizin anlayacağınız “Bütün dünya buna inansa, bir inansa hayat bayram olsa” Yeşilçam filmlerine fon müziği olabilir, ancak reel bir hedef olarak asla kovalanmaz.

Her ne kadar ülkemizde teveccüh görmemiş ve eserleri dilimize çevrilmemiş olsa da, Alman sosyolojisinin köşe taşlarından birisi olan Heinrich Popitz “Şiddetin Fenomenleri” (Phänomene der Macht) isimli eserinde, Max Weber’den mülhem “Yabancı güçlere karşı kendi varlığını ortaya koyabilme imkanı ve kabiliyetine şiddet denir” şeklinde bir tanımda bulunur.

Dolayısıyla şiddet bir tahakküm ve tahakküme direnme mekanizmasıdır. Doğaya karşı şiddetten tutun insana ve kurumlara karşı şiddet uygulamaya kadar bu böyledir.

Popitz, bir şiddet merkezinin -ki bu ekseriyetle insandır ancak devlet de olabilir- karşısındakine dört şiddet tipi vasıtasıyla tahakküm edebileceğini söyler.

Bunların ilki tahrip edebilme kabiliyeti, yani kaba kuvvettir. Vurup kırmak, yakıp yıkmak gibi bir vasıta kullanarak muhatap tahakküm altın alınabilir.

İkinci tahakküm yöntemi tehdit etmektir. Popitz buna araçsal şiddet der. Kaba kuvvet uygulamaz ancak tehdit eder ve sonuç alırsınız.

Üçüncü şiddet otoritatif şiddettir. Bir şekilde prensipleri, kanunları, kuralları ve ananeleri belirleme ve bunu muhatabına dayatma iktidarına sahip olan kimse, doğrudan şiddet kullanmadan, hatta direkt ortada gözükmeden muhatabını tahakkümü altına alabilir. “Buranın adeti görgüsü, kuralı budur hemşerim” der ve muhatabını tahakkümü altına alır.

Dördüncüsü ise teknik şiddettir ve direkt tahakküm niyetiniz olmasa bile muhatabınızı tahakkümünüz altına alabilirsiniz. Örneğin yaptığınız bir ev bir su kaynağının üzerinde ise ve ev yapıldıktan sonra çeşmenin suyu kesiliyorsa siz bu evi yaparak diğerlerinin hayatını etkilemiş olursunuz. Sudan mahrum ettiğiniz insanlar şiddetinize uğramış olur.

Bu dört şiddet tipini hatırınızda bulundurmanızı rica ederek devam ediyorum.

Yakın geçmişe kadar Türkiye, otoritatif şiddet ve tehdit ile çok kolay tahakküm altına alınan bir ülke idi.

Bundan dolayıdır ki, yakın geçmişte Macron, Türkiye’yi gelişmemiş, dönüşmemiş bir ülke kabul etti ve önce otoritatif şiddeti ardından tehdidi deneyerek tahakkümü altına almaya çalıştı.

Neticede başaramadı. Analiz fakiri olduğunu gösterdi.

Aynı 2016 Türkiye’sinde darbe ile sonuç almaya çalışanlar gibi… Türkiye’de yaşanan içsel dönüşümü ıskaladılar.

Türkiye bir süredir eski hegemonyal tahakküm ilişkilerini yıkmakta, bir kısmını tersine çevirmekte, bir kısım yukarıdan tahakküm ilişkisini ise sıfırdan tesis etmekte.

Bu sürecin adı hegemonyayı yıkmak, kendi çıkar ilişkilerini yukarıdan aşağıya dayatmak süreci.

Bunu yaparken de ilk şiddet tipi olan kaba şiddeti kullanıyor, yani askerini sahaya sürüyor.

Bununla kalmıyor, teknik şiddeti de kullanıyor. Mersin’den Kıbrıs’a su hattı çekiyor, Doğu Akdeniz’de NAVTEX ilan ediyor, sınırlarını kapadığı Ermenistan’ı yoklukla tedip ediyor.

Aynı zamanda otoritatif şiddeti reddediyor…

Dünya beşten büyüktür derken Erdoğan, “kurduğunuz bir suiistimal düzenidir, dayatmalarınızı kabul etmeyiz” diyor.

Aynı zamanda tehditsel şiddetin kendi üzerinde işe yaramadığını gösteriyor…

Blöf eşiği son derece genişlemiş…

Brunson krizi sandığımız kuzey Suriye krizinde Trump’ın tehditlerini ustalıkla savuşturduğu gibi, Doğu Akdeniz krizinde de Macron’un tehditlerine gülüp geçiyor.

“Gazımı kimseye yedirmem, Akdeniz’den de payımı alırım” diyor.

Ezcümle, bir kavganın, çoluk çocuğumuza müreffeh bir ülke bırakmanın kavgasındayız.

Bu kavga hengamı, çamaşır yıkamak için kapı komşusu Necmiye teyzeden leğen isteyen Pakize teyzenin “ah ne iyi kadın Allah razı olsun” duası üzerinden okunmaz.

“Komşu komşunun külüne muhtaçtır”, “ev alma komşu al” gibi atasözleri, beğenmeyip de rezidansa taşındığınız mahalle kültürüne ait hakikatleri beyan eder, uluslararası ilişkilere değil!

“Herkesle aramız kötü” şayiasını çıkaranlar ise Batı emperyalistlerinin otoritatif şiddet aygıtlarından başkası değildir. “Bu adamlar bu hegemonyayı nasıl tesis etti, bu otoritatif şiddet üzerimizde nasıl bu kadar işe yaradı?” diye soruyorsanız kendi kendinize, sormayın.

Alet ettikleri ve kullandıkları enstrümanlar bunlardır.

Bunlar sayesinde yaptılar, yine bunlar üzerinden deniyorlar.  

Harutyunyan'ın içinde olduğu belirtilen aracın vurulma anı

Harutyunyan'ın içinde olduğu belirtilen aracın vurulma anı

Taksim'de maske denetimi: Drone tespit etti polis ceza kesti

Taksim'de maske denetimi: Drone tespit etti polis ceza kesti

İstanbul barajlarındaki barajların su seviyesi de yüzde 30'a kadar geril

İstanbul barajlarındaki barajların su seviyesi de yüzde 30'a kadar geriledi

Canlı altın fiyatları ne kadar? 28 Ekim gram, çeyrek ve tam altın

Canlı altın fiyatları ne kadar? 28 Ekim gram, çeyrek ve tam altın fiyatları kaç TL?