• $8,7343
  • €10,3766
  • 496.832
  • 1391.06
25 Eylül 2020 Cuma

Ne haddinize insan olmak?

Taceddin Kutay
Taceddin Kutay
YAZARIN SAYFASI

Batı emperyalizmi tarafından araçsallaştırılan her şeyin Batı’ya, hatta daha fenası emperyalizme ait olduğuna dair bir kanaat var.

Bu ucuz ve yaygın kanaat, bir takım şeylerden istifade edebilmek için batılı olmayı yahut en azından batılı normları kabul ederek hayatına tatbik etmeyi bir şart olarak öneriyor.

Cinsellik bu şeylerden birisi.

Batılı olmayan, batılı bir hayat sürmeyi hedeflemeyen kimselere lüks görülen bir şey.

Batılılık cinselliğe hiç sahip olmadığı bir ahlaki sınırlama getirdiği için bu ayrıcalığa sahip oluyor değildir.

Batılı olan, daha yüce bir cinsellik kurgusuna sahip olduğu için de başka türlü bir cinselliğe mahal verilmiyor değildir.

Aksine, insan doğasına ait bir dürtünün, bir kültür tarafından yaratılmış folklorik bir eğlence türü olduğu düşünüldüğünden, şarklı fakirin haddi değildir o meseleye dahil olmak.

Sorsan insan doğasının bir parçasıdır derler ama bir başka kabulleri vardır her daim.

Araçsallaştırılmışlık ile asıl mahiyet arasındaki farkı görememek günümüz ekonomik ilişkilerinin mahsulü olan bu insan tipine mahsustur.

Yani, ne olduğundan ziyade neye sahip olduğu sorusu ile ilgilenen insan açısından bir şeyin değeri çarşıda pazarda sahip olduğu imaj nispetindedir.

Ve eğer araçsallastırılmış ve piyasaya sürülmüşse o şey, piyasanın malıdır ve piyasayı regüle eden ise sermayedir.

Bu sebeple böyle kısa bir gazete yazısının ebadını aşacak ilginç bir kabuller silsilesi ile karşı karşıya kalırız.

Bu kabuller silsilesinin kendi iç tutarlılığı olmadığını iddia etmek mümkün değildir. Evet, kendi içinde tutarlıdır ve fakat kendi dışına çıktığımız vakit hakiki dünyanın nesnel tutarlılıkları ile bu kabuller silsilesinin arasında kapanmaz uçurumlar olduğunu gözlemlemek kabildir.

Bu şaşılık ve aymazlık sebebiyledir ki her vesileyle dindarlık, dindarlar ve cinsellik bahisleri açıldığında sürekli olarak "sizler aslında şöyle sapık adamlarsınız…" benzeri ithamlarla karşılaşmak gündelik hayatımızın bir parçası haline geldi.

Bu yazıyı yazış sebebim yine az evvel içinde bir sapıkla birlikte yaşadığı göz bebeklerinden okunan bir müptezelin “siz dindarlar yok mu siz dindarlar” saçmalıklarına denk gelmemdi.

Bir tecavüz yahut cinsel istismar durumundan bahsetmiyorum elbette. O gibi haller hepimizin müşterek olarak mücadele etmesi gereken sapkınlıklardır. Konumuz bu değildir.

Aksini konumuz en doğal en tabii haliyle insani herhangi bir zaaf sahibi olabilmeyi kendi batılı çevreleri haricindeki herkese ve her yere lüks görenlerdir.

Evet günah bir Müslümana layık değildir, ancak bu her Müslümanın kendi içinde görmesi gereken bir muhasebedir. Bizzat o değerler silsilesinin bir parçası olmayan bir kimsenin böylesi bir yargılamaya haddi olamaz.

Herhangi bir şekilde boş bulunamaz, baştan çıkamaz, günaha giremez, insanlık doğasının mucibi şeyleri evinde barkında, dört duvar arasında meşru şekilde de olsa yaşayamaz. Ne haddinedir her şeyden evvel?

Bir taraftan içinde bulunduğumuz çağın en azgın gulyabanisi olan açık cinsellik, topu ile tüfeği ile bu insanlara saldıracak, ancak bu insanlar hiçbir fire vermeden bir getto kahramanı gibi direnecekler. Beklentileri budur. Herhangi bir şekilde zaafına yenik düşen gettosunu lekeler, ki o getto lekelenmeye öyle yahut böyle mahkumdur zaten.

"Efendim bir de günah olduğunu öne sürüyorlar, ayıp diyorlar" şeklindeki saçma tezvirata da kulak asmayınız. Hiç kimsenin şahsi kabahati ile değerleri arasındaki gerilim bir başka insanın konusu olacak kadar paimal edilesi değildir. Size ne?

"Aaa bunların da cinsellikten haberi varmış pes artık" diyenler, "sakalına da bakmıyor teneşir paklayası " diyenler kendi sosyokültürel sınıfları hariç diğer sınıflara hiçbir şeyi layık görmeyen tiplerdir.

Layık görmemeye çalıştıkları şeyin kendileri de dahil insanoğlunun doğasına raptedilmiş bir şey olduğu gerçeğini ıskalamaları, öteki olarak gördüklerine hangi gözle baktıklarının dışa vurumudur aslında.

Bence her şeyden ziyade merakı mucip olan da, bu aşağılanmışlıktan türettikleri üstünlüğü gerçek sanıp sanmadıklarıdır.

<p>Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ikinci büyük rüzgar tüneli tesisinin yapımına başlandı</p>

Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ikinci büyük rüzgar tüneli tesisinin yapımına başlandı

Gaziantep'te UNESCO listesinde bir açık hava müzesi: Yesemek

İstanbul'da sağanak yağış hayatı olumsuz etkiliyor

İngiliz Kraliyet ailesi de Türkiye'den sipariş ediyor: Kilosu 50 lira!