• $ 8,1965
  • € 9,6646
  • 502.666
  • 1152.63
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

İlahiyatçılara samimi bir ikaz

Batı’da kafası çalışan, keskin gözlü kimseler, II. Dünya Savaşı’ndan sonra modernitenin sonunun geleceğini gördüler.

Modernite tünelinin te ucunda ince, titrek bir ışık huzmesi görmüşlerdi.

Zira Harb-i Umumi’nin yol açtığı gayrı insani durum, farklı kaygıların ve değer yargılarının insanların dünyasında hükümferma olmasını zaruri kılmaktaydı.

Sovyet Komünist Partisi’nin 20. Kongresi, Aydınlanmanın Diyalektiği’nin kaleme alınması, II. Vatikan Konsili’nin toplanması, 68 Kuşağı sokak hareketleri gibi hadisat gün be gün yaklaşan sonun habercisiydi.

Modernite bir sabite değildi, süreçti ve son bulacaktı.

Şimdi gözümüzü kamaştıran ve zaman zaman önümüzü görmemize mani olan kesif ışık, modernitenin sonunun ilanıdır.

Gelgelelim içimizdeki zaaf sahipleri, akıbeti Batı’da yetmiş sene önce görülmüş olan moderniteyi, paradigmanın kabuk değiştiren bir yılan gibi üzerimizden sıyrılarak değiştiği şu günlerde dahi, bir sabite olarak görüyor.

Hayret uyandırıcı bir pakt moderniteye sadakat konusunda, özü itibariyle bir araya gelmeyenlerin müşterek söylemlerde buluşmasını sağlıyor.

Bir tarafta ulusalcılar ve Kemalistler diğer tarafta ise modernitenin öz çocuğu cemaatler ve İlahiyatlarda öbeklenmiş bir akıl.

Kâmilen moderniteye biat etmiş ve bitmesin diye dua eden, bir süreci hakikate ulaşmada mutlak yöntem olarak kabul eden bu kimseler ne kadar radikal bir duruş sergiliyorsa, modernitede çok çektiği için postmoderniteyi avuçları patlarcasına alkışlayan Müslümanlar da benzer bir radikal duruşu ortaya koyuyor.

İkinci radikal duruş ilkine göre daha masumdur, zira sınanmışlık akabinde ortaya konuyor değildir. Aksine bir umut ve sitem karışımı bir halet-i ruhiyenin mahsulüdür. Bir noktaya kadar mazur görürüz.

Aynı sınanmamış moderniteyi İslam’ın ve Müslümanların intibah vesilesi sanan yüz küsur yıl önceki eslafı mazur gördüğümüz gibi.

Ancak ben Müslüman olmak kaygısı taşıyan bir kimseyim; ilkini ikincisinin koluna takar, dehrin müzesine kaldırırım bana kalsa. Ne yazık ki kalmıyor.

Şeyhlik dava eden bir sapığın rezâilinin fâş olması ile birlikte memleket hercümerce geldi.

Gâvur gâvurluğunu yaptı. Müslümanların bir kısmı ise Talut’un askerleri gibi bir imtihanı daha başarısızlıkla kapattı. Ders tekrarı yapacaklar. Kısmetse gelecek sınavlara… Çokça şahidiz ki, üst üste birkaç sınavdan kalanın öğrenciliği yanıyor. İlla ma rahime rabbi… Kimse için temenni etmeyiz.

Hadiseye karşı İlahiyatçı dostlarımdan yükselen tepkinin büyük oranda ölçüsüz olduğunu belirtmeliyim.

Bir suistimalin, dahası sosyal bir hadisenin pek çok etkeninin bulunduğunu gözden kaçıran, yani en temel bilimsel faktörü gözden kaçıran bu dostlarım, aklın ve bilimin önderliğinin önemine dikkat çektiler çokça.

Radikal pozitivizmin hükümferma olduğu dönemlerden esintiler, İlahiyatçı ahbabımın nefhasıyla yüzüme yüzüme vurdu.

Modernitenin sadık bendeleri olarak, bilimin rehberliğine yapılan bu vurgunun İlahiyat çevrelerinden gelmesine elbette hayret etmedim.

Doğa bilimleri ve ilahiyat çevreleri bu noktada moderniteye sadakat anlamında başı çekiyor ülkemizde. Bunun bilincindeyim, neyine hayret edeyim?

Tohumları doksanlarda atılmış bir aşağılık kompleksi sebebiyledir bu.

Biz de sizler kadar modern ve bilimseliz deme ihtiyacı pek çok ilahiyatçımıza hükmetmektedir.

Avrupalı bir teknolojiye hayran olup, çareyi Yunan’ın antik felsefesine serfurû etmekte arayan ilahiyatçıları gördükçe lâl oluyorum. Ne diyebilirsiniz ki?

Pozisyonel değil, oppozisyoneldir bu dostlarımız. Her daim kendilerini, kendilerinden olmayanlara izah etmek gibi bir kaygıları vardır.

Elbette istisnasız bir durum değildir bu. Muhteşem istisnalarına, hem de çok sayıda rastlamak mümkündür. Hatta belki istisna dediklerimiz İlahiyat camiasında ekseriyeti temsil ediyordur. Lakin boyunlarındaki davulun tokmağını diğer güruha vermiş bu hocalarımız.

Onların affına sığınarak devam edeyim.

Ötekine izah kaygısı ile saçmalamanın en bariz örneklerinden birisine, İlhami Güler isminde bir İlahiyat profesörünün saçma sapan bir konuşmasında denk geldim.

Musa ile Hızır kıssası olarak bilinen ayat-ı Kur’aniye’yi modern kaygılarla reddeden bir İlahiyat profesörünü görünce “bu kadar da değil” demiştim.

Taşralı kompleksleri ile büyük aydın pozları takınan nicelerine denk gelmiştim daha önce de, ancak ayetten utanan İlahiyat profesörüne denk gelmek aklımın ucundan geçmemişti.

Aşağılık kompleksi, kişiyi öykündüklerine yaranmaya sevk eder. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Ancak adam ayeti tezyif etmekten çekinmeyince “bu kadar da değil” demiştim.

O ne ki? Daha beteri çıktı. Adam Hz. İmam Hasenül Mücteba Efendimiz’e hakaret etti.

İlim adamı deseniz değil, bilim adamı deseniz değil. Dahası akademi ile geldiği dağ başı arasındaki farktan bihaber olduğu halde bilimadamcılığı oynuyor. Aksanlı, bozuk bir Türkçe ile Hz. Hasen’i tahkir ediyor.

Bu kadar rezilleşmek, Allah’tan daha muktedir gördüğü modernite tanrılarının rızasını öncelemekle mümkündür.

Moderniteyi sonu hiç gelmeyecek muktedir bir ilah gibi gören ve dinini o ilahın muktezası mucibince kuşa çevirmekte bir beis görmeyen bir kimse, modern ahlak kanonlarına yaranmak için “illel meveddete fil kurba” yı haleldar etmekten geri durmaz.

Aşağılık kompleksi ile başa çıkmak zordur. Yaranmacılık bu kompleksi gün be gün derinleştirir.

Kıymetsiz sözleri ile okurlarımızı daha fazla yormanın âlemi yok. Onun mahvına Hz. Hasen’in nazenin ismetinin ahı yeter. Tevellasın teberrasın bilen uşşaka aşk olsun.

Ben halen çok kıymetli bir potansiyele sahip olduğunu düşündüğüm İlahiyat fakültelerinin Müslüman efradına bir çağrıda bulunmak istiyorum.

An garibüzzaman camianızda sesi sizden fazla çıkan bu müfsid güruhun sesini çıkmaz hale getirmezseniz memleketin en yalnız kitlesi haline geleceksiniz.

Din düşmanları düşmanlıkları sebebiyle, Müslümanlar Müslümanlıkları sebebiyle sizden uzak duracak.

Şecaat gösterip, İlahiyat fakültelerinin, Müslümanların öz malı olduğunu ve bir dalalet merkezi olmadığını sizler beyan ve ispat ediniz. Kendisini sorgulatmayan bu kibir, üstelik hak edilmemiş kibir, size de anlamınıza da fazla... 

Vesselam.

Hatay'da 2 terörist etkisiz hale getirildi

Hatay'da 2 terörist etkisiz hale getirildi

İstanbullular güne sisle başladı

İstanbullular güne sisle başladı

Batmanlı girişimci devlet desteğiyle kurduğu tesiste ilk mantar hasad&#x

Batmanlı girişimci devlet desteğiyle kurduğu tesiste ilk mantar hasadını yaptı

Başarı merdivenlerini tek koluyla yaptığı pastalarla ç�

Başarı merdivenlerini tek koluyla yaptığı pastalarla çıktı