• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

Çocuk ve kaygı

Her bir yetişkin gibi çocuklarda kaygı yaşar. Sadece kaygı mı? Tabi ki hayır! Tüm duyguları birer yetişkin gibi çocuklarda yaşar. Yaşadıkları durumlar çocukların kaygı seviyesini farklı yönlerden etkiler. Alanında uzman Klinik Psikolog Ayşenur Dinç’in kaygı duygusu hakkında yorumu ile konuyu değerlendireceğim. Dinç, kaygı konusunu şu sözlerle ele alıyor:

“Çocukluk, en fazla gelişim ve değişimin olduğu yılları içerisinde barındırır. Bilişsel, duygusal, sosyal, fiziksel birçok gelişim alanıyla beraber çocuklarda bireysel anlamda farklılık gösterse de tıpkı yetişkinler gibi çeşitli duygu ve düşüncelere sahip olurlar. Kaygı bu duygulardan birisidir. Kaygı düzeyi çocuğun gelişimini sürdürdüğü çeşitli çevresel faktörlere göre şekillenmeye başlar. Ebeveynlerinden, arkadaşlarından, öğretmenlerinden kısacası sosyal çevrelerinden edindikleri bilgilerle çocukların kaygı düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler söz konusudur.

Kaygı, kişinin korku verici veya tehdit edici bir duruma, olaya karşı vermiş olduğu bedensel ve ruhsal tepkilerdir. Zaman zaman tüm insanlar bu duyguyu yaşarlar. Her duygu gibi kaygının da hayati öneme sahip olduğunu düşünürsek buradaki temel nokta kaygı duygusunun işlevsel olmayan ve kişinin hayatını olumsuz etkileyen düzeyidir.

Çocuğun gelişiminde her yaşın kendine özgü özellikleri vardır. Dolayısıyla çocuğun kaygı durumu, kaygıya vereceği tepkiler her yaşta farklılaşabilir. Küçük yaşlarda kaygı yaratan durumlar ileriki yaşların ruhsal tepkilerinin de temelini oluşturacaktır. Bebeklik döneminde temel ihtiyaçların karşılanmaması, bakım verenin ihmalkâr tutumu, günlük rutinin çeşitli sebeplerle sekteye uğramış olması, çevresel etkenler, kaygı düzeyini arttırabilir. Daha ileri yaşlarda aşırı koruyucu ebeveyn tutumları, okula başlama, kardeş doğumu, sosyalleşememe-arkadaş edinememe, ergenlikle beraber fiziksel ve duygusal değişimin artması, işlevsel olmayan anne baba tutumları, sosyal çatışmalar, karşı cinsle olan ilişkiler kaygı düzeyini arttırabilir.

KAYGI NASIL AZALIR?

Çocuk gelişimindeki temel prensip fiziksel ve zihinsel yönden olduğu kadar duygusal ve sosyal yönden de gelişimini tamamlaması ve içerisinde bulunduğu şartlardan olumsuz olarak etkilenmemesidir. Çocuğun anne baba tarafından sevilmesi, duygusal ihtiyaçlarının karşılanması, sözel ve davranışsal olarak desteklenmesi, ilgi görmesi sağlıklı bir ebeveynliğe geçişte son derece önemlidir. Kaygıyı arttıracak anne baba tutumları yerine hoşgörü ve sevgiye dayalı tutumlar tercih edilmelidir. Hem anne baba hem öğretmen performansından dolayı arkadaşlarıyla karşılaştırmak yerine daha iyisi için çocuğu cesaretlendirmelidir. Yaptığı olumlu davranışlar takdir edilmelidir.”