• $13,402
  • €15,2012
  • 768.876
  • 1842.41
3 Mayıs 2014 Cumartesi

Muhafazakâr devrimcilik

“Oksimoron!” diye itiraz ediyor Türk solunun güzide temsilcileri. Öyle ya, devrim ile muhafazakârlık bir arada olabilir miymiş?
Dünya tarihinde esaslı yeri olan devrimler içinde “sol” etiketli olanların listesi pek kabarık. Hakkını yemeyelim. Afrika ve Latin Amerika’daki küçük çaplı olanları bir kenara bırakırsak, Sovyet Devrimi, Çin’de Mao Zedong kültür devrimi, Kamboçya Kızıl Kmerler solun gurur hanesinde üst sıralarda yer almakta.
Bu devrimlerin dünya tarihinin gördüğü en büyük kıyımlara yol açmış olması, ideolojinin parıltısı ve kutsiyeti nedeniyle sol için çok da anlam ifade etmiyor, sol devrimler hâlâ idealize edilebiliyor. “Sol” ve “devrim” kavramının olumlu bir bağlamda yan yana gelmesine engel oluşturmuyor. Maksimalizm ve idealizm her daim, yıkımlardan pirüpak sıyrılmaya imkân sunuyor. On milyonlarca insanın canına mal olması, devrim romantizminin yaşattığı tatmini asla gölgelemiyor. “Hümanizm” bayrağı hiç kimseye kaptırılmıyor.
Türk solunun ittihatçılık ve Kemalizm ile iç içeliği, bu topraklarda yüzyıllık yıkım ve katliamlara rağmen devrimci romantizmi ve estetizasyonu engellemiyor. İlericilik sadece bu geleneklere hasrediliyor. Böyle olunca da “muhafazakâr devrimci” nitelemesine dudak bükülebiliyor, oksimoronlukla etiketlenebiliyor.
Veyahut Engels’in “toplumların sosyal ve siyasal yapılarında değişiklik meydana getirmeyen devrim” tanımlamasıyla aşağılanabiliyor veya Maurras’tan ödünçle “devrime karşı kararlı ve iyi organize olmuş bir azınlığın reaksiyonu anlamında karşı devrim” olarak etiketlenebiliyor. Ardından Mohler’in kavramı, iki dünya savaşı arasında Almanya’yı nasyonal sosyalizme götüren siyasal gelişmeler için kullanmasından alınan cesaretle iyice şeytanlaştırılabiliyor.
***
Beşir Atalay’ın geçenlerde Washington’da katıldığı bir programda AK Parti için “muhafazakâr devrimci” nitelendirmesi Türk solunun ve kendini kültürel olarak “solda” tanımlayan seçkinci bir kesim tarafından aynı muameleye tabi tutuldu.
Oysa devrimi “sosyo-ekonomik ve siyasal yapılarda köklü değişim” olarak nitelendirirsek dünya tarihine sol ve Kemalist romantizmin dışından bakabilme ve farklı tablolar görebilme imkânı da elde edebiliriz.
Tüm sol devrimleri devrim olarak kabul edelim ama bu devrimler sonucunda kurulan rejimlerin çöküşü de devrimdir. Üstelik bu ikinci devrime yol açanlar az muhafazakâr değildi. Ve daha fazla özgürlük, katılım ve demokrasi sağladı.
Solun romantize ettiği devrimlerin tamamı ise ölüm, yıkım ve büyük altüst oluşlara yol açtı ve ardından diktatörlükler inşa edildi. Bu diktatörlüklerin 80 yıllık bilançoları 50 milyonu aşkın insanın ölümü, ekonomik yıkım, toplumsal referansların tüketilmesi ve nihilizm oldu.
Sol ve Kemalist siyasal hareketin Türkiye’de yüceltip romantize ettiği devrimin bilançosu da ortada. Bu devrimin ittihatçılıkla başlayan serüveninin, 1915 felaketine, Dersim katliamına, pek çok darbelere ve gayri insani sonuçlara yol açtığı inkâr edilemez.
Geçtiğimiz on iki yıllık süreçte Türkiye toplumunun sosyo-ekonomik yapısında esaslı değişimler yaşandı. Bu değişimlerin ifadesi olarak da anayasal düzeyde pek çok değişiklik meydana geldi. Siyasal sistemin tümden değişmesi artık kaçınılmazlaştı.
Totaliterlik ile otoriterlik çizgisinde gidip gelen, vesayetçiliği kesin olan bir sistem sabırlı ve kararlı politikalarla, bedeller ödenerek ama bedeller ödetmeden, şiddet uygulamadan, toplumsal onaydan taviz vermeden, özgürlüklerin önünü açarak, refahı artırarak, toplumun küresel iddiasını güçlendirmek suretiyle değişiyorsa, devrimden söz etmek kaçınılmaz. Bunun aktörü de romantikler veya jargon hümanistleri değil.
“Muhafazakâr devrimcilik” ifadesi tartışılmayı hak ediyor.
Buna dudak bükenler herhalde reklam filmlerinin anakronik ve gerici karakterleri olmaktan kurtulamayacaklar.
Batı’daki gibi…

<p>Peki, Omicron varyantından korkmalı mıyız? Yeni varyantın özellikleri neler? Omicron varyantı aşı

Omicron varyatından korkmalı mıyız?

2021'e damga vuran ''Yılın Fotoğrafları'' oylaması başladı

Ankara'ya mevsimin ilk karı yağdı

Yunus polislerinin zorlu eğitiminden kareler