• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
19 Nisan 2014 Cumartesi

Savcılık kurumunu tartışma zamanı

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

“Biz darbe mevzuatlarının ortaya koyduğu düzeni demokratikleştiriyoruz. Bunu anlamakta bazı eskiye kodlanmış zihinler zorluk çekiyor ama anlayacaklar. Biz sistemin merkezine parlamentoyu oturtmak zorundayız.”
Bu ifadeler İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın MİT kanunu hakkındaki dünkü bir konuşmasından.
Haklı, zira darbe düzeninden demokratik bir düzene geçiş yapıyoruz. Darbe düzeninin merkezinde ise bürokrasi vardı. Demokrasiye geçtikçe ağırlık merkezinin bürokrasiden parlamentoya, dolayısıyla siyasete kayacağından kimsenin kuşkusu olmamalı.
Bu konuşma aynı şekilde savcılık kurumu için de geçerli.
Savcılık kurumunun Türkiye’de algılanma ve düzenlenme biçimi “darbe mevzuatlarının ortaya koyduğu düzen” gerçeğinden bağımsız değil.
Zira pek Avrupai değil!
Mesela,
İtalya’da savcılar bağımsız. Ama Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Adalet Bakanı’nın rızasıyla atanır. Hâkimler hakkındaki disiplin sürecini Adalet Bakanlığı başlatır.
İspanya’da savcılık teşkilatı hiyerarşiktir ve Adalet Bakanı’na bağlı bir başsavcı tarafından yürütülür. Başsavcı Adalet Bakanı’nın politikasının dışına çıkamaz. Başsavcıyı hükümet önerir, kral atar.
Hollanda’da Adalet Bakanı’nın sorumluluğu altında bir başsavcılar kurulu vardır.
Yunanistan’da Adalet Bakanı’nın hiyerarşik yetkisi yoksa da soruşturma açılmasını talep ettiğinde savcılık soruşturma açar.
Almanya’da savcılar Adalet Bakanı’na bağlı, onun tarafından atanır. Ayrıca onun talimatlarına göre hareket ederler. Hiyerarşi sıralamasında en üstte Federal Adalet Bakanı, sonra Eyalet Adalet Bakanı ve sonrasında Eyalet Başsavcısı gelir. İsveç’te Başsavcı ve yardımcıları hükümet tarafından atanır ve savcılar Adalet Bakanı’na bağlıdır. İngiltere’de savcılık kamu avukatlığı şeklinde örgütlenmiştir ve Kraliyet’e bağlı bir ofis olarak çalışır.
Belçika’da başsavcılık ile tüm savcılar Adalet Bakanlığı’nın idaresi altında olup, Bakanlığın talimatlarına uymakla yükümlüdürler.
Avusturya’da savcılık doğrudan doğruya Adalet Bakanlığı’na bağlıdır. Sıkı bir hiyerarşi içinde çalışmakta ve nihayetinde Adalet Bakanlığı’nın emir ve talimatına uymak zorundadır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde seçimle gelen başsavcıya bağlı olarak kamu avukatlığı biçiminde çalışmaktadır.
Durum böyle.
Kıta Avrupası ve Anglo-Amerikan hukuk sistemlerinin tamamı demokratik. Bunda şüphe yok. Doğrusu da bu, zira adalet hizmetlerinin yürütülmesinden savcılar değil, siyaset sorumludur. Kamunun uğradığı zararlar, işlenen suçlar ve bozulan kamu düzeni konusu her hâlükârda siyasetin birincil sorumluluğunda olan konular olduğuna göre bir siyaset kurumu olarak Adalet Bakanlığı’nın etkinleştirilmesi kaçınılmaz. Tam da böyle olduğu için savcılık, hâkimlikten ayrılmakta. Pek çok ülkede savcılık kurumuna anayasada bile yer verilmemekte...
***
Elbette Türkiye’de “bunu anlamakta bazı eskiye kodlanmış zihinler zorluk çekeceklerdir.”
Bu zihinler son birkaç ay içinde kişilere, aile düzenine, kamu düzenine, devletin anayasal düzenine ve devletin güvenliğine yönelik sayısız suç işlendiği konusunda sayısız belirti ortaya çıkmışken, savcılık kurumunun neden hâlâ harekete geçmediği sorusuna “yargı bağımsızlığı” cevabı vereceklerdir. Buna artık şaşırmıyoruz. Şaşırdığımız şey, bu zihinlerin savcılık kurumunu bir yargılama mercii olarak kodlarken, o zihinlerin dışında konumlananların da aynı ezberi tekrarlaması...
Oysa, savcılık makamı doğası gereği “yargı mercii” değildir. Muhakemenin parçasıdır, ancak mahkeme değildir. Yargı bağımsızlığı ise sadece mahkemenin ve dolayısıyla hâkimin bağımsızlığıdır.
Daha da ötesi savcı yürütmenin bir parçasıdır!
Bu tartışmasız ise, savcının bağımsızlığı şeklindeki ezberin kaynağı ne?
Mesele sadece bir ezber olmayıp, aynı zamanda anayasal ve yasal karşılığı olan bir düzen tercihi ise, bu düzen “kimin” ihtiyacını karşılamak üzere böyle dizayn edilmiş?
Bunu yazmaya devam edeceğiz.

<p>Haber: Ayşe Gültekin </p><p>'İSTANBUL BİR OKULSA BEYOĞLU BUNUN MERKEZİ' </p><p>Beyo

Kültür ve sanatın kalbi Beyoğlu

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor