• $9,5274
  • €11,0921
  • 547.484
  • 1455.42
20 Ağustos 2014 Çarşamba

Başbakanlık tartışması-Devam

Bir önceki yazımda Cumhurbaşkanı seçilmiş olmakla Başbakanlığın düşüp düşmeyeceği tartışmasına değinmiş, hukuk kurallarının amaca uygun bir şekilde yorumlanması gereğinden bahsetmiştim.

Pek çok değerli hukukçu farklı argümanlarla bu konuyu tartıştı. Lehte veya aleyhte görüş dile getirdi.
Bu tartışmaya devam etmeden önce bir noktayı açığa kavuşturmak gerekir:
Bu tartışmalarda “367” benzetmesine müracaat etmek sorunsuz değil.
Hukuk dünyasında bir travma yaratan 367 iddiası, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında, dönemin Meclis’inin, yani AK Parti çoğunluğunun, cumhurbaşkanı seçememesi için üretilmiş ve bugünün “büyük ana yasa hukukçularının” büyük bir kısmınca sahiplenilmiş bir “hokus pokus” oyunuydu. Her hukuk yorumunda bir politik saik daima bulunur, ancak 367 iddiası sadece politik saikten ibaretti ve ortada yoruma müsait “hukuk” yoktu.
Ancak bazı benzerlikler de yok değil.
Örneğin bazı grup veya yapılar, bu tartışmayla 367 iddiasıyla ulaşılmaya çalışılan neticeye benzer bir sonuca ulaşmaya çalışıyor. Böyle bir yorumun geçerlilik kazanmasıyla “nihayet rahat bir uyku” uyuma beklentisi içinde olanlar yok değil.
367 iddiasıyla benzerlik hukuki yorumun “sonuç” kısmında da var. 367 iddiasındaki yorum, son tahlilde bir kurumun çalıştırılmaması veya işlevini yerine getirmesinin engellenmesiyle sonuçlanıyordu. Bugünkü yorumda da Erdoğan’ın milletvekilliğinin ve başbakanlığının, dolayısıyla da hükümetin düşmesi, 15-28 Ağustos arasındaki dönemin yeniden hükümet kurma, partinin önemli bir kurumunun boşlukta bırakılması çabaları içinde geçirilmesi gibi bir sonuç doğuyor ise, burada da en azından “teknik” bir paralellikten söz edilebilir.
Lakin tüm bunlar dahi hukuki içerik ve hukuki malzeme konusunun 367 iddiasına benzediğini göstermez.
Zira başta belirttiğimiz gibi, 367’de bir hukuki yorumu dayandırmaya imkân verecek hukuki bir veri yoktu. Oysa bugünkü tartışmada Anayasanın 101. ve 103. Maddeleri ile 6271 sayılı Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu her iki hukuki yorumun yapılmasına imkân vermektedir.
Bizim dile getirdiğimiz şu: Her iki yorum da mümkündür ve hukukidir. Anayasanın lafzı, rasyonel sonuçlara ulaşmasını zorlaştıran birden farklı yoruma imkân vermektedir. Ancak bu yorumlardan hangisinin tercih edileceği sorusuna yine hukuki yorum kurallarına başvurarak cevap aranmalıdır.
Hukuk metodolojisinde bir kuralın birden fazla yoruma imkân vermesi durumunda, yasanın objektif amacını en doğru biçimde ortaya koyan yoruma öncelik verilir. Eğer yasanın lafzı yasanın objektif amacını zorlaştıracak bir yoruma elverişli ise, “favorlegis” ilkesi gereği o lafız yasanın kastını ve objektif amacını yansıtacak şekilde yorumlanır.
Örneğin “adam öldüren müebbet hapis cezası alır. Bu suça teşebbüs de cezalandırılır” şeklindeki ceza kuralı var diye, “intihara teşebbüs eden de cezalandırılmalı, çünkü kendisine karşı öldürme teşebbüsünde bulunmuştur. Zira kişinin kendisi de ‘adam’dır” yorumu doğru değildir. Evet kanun lafzı çok açık ve “başkasını öldüren” demiyor. Ancak burada yasa koyucunun objektif kastı açıktır ve yasayı bu amaç doğrultusunda yorumlamak gerekir.
Anayasanın kurumsal tercihi de bu yöndedir. 1982 Anayasası “rasyonelleştirilmiş parlamentarizm” olarak adlandırılır. Bu tercihe göre hükümetin düşmesi mümkün olduğunca zorlaştırılmalı, kurulması ve güvenoyu alması da mümkün olduğunca kolaylaştırılmalıdır. Bu tercih uyarınca iki farklı hukuki yorum var ise, hükümetin düşmesi, görevi sona ermekte olan bir cumhurbaşkanının yeni bir hükümet kurma sorumluluğu altına alınması, bu hükümet daha kurulamadan, yeni bir cumhurbaşkanının göreve başlaması gibi tuhaf, karmaşık ve ülkeye –en iyi ihtimalle- sadece zaman kaybı yaşatacak bir sonuç doğuran yorumun tercih edilmesi hata olur, zira böyle bir sonuç anayasa koyucunun objektif iradesini yansıtmaz.
Bu tartışmayı daha fazla uzatmaya gerek yok.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu