• $9,4475
  • €10,9781
  • 547.679
  • 1506.71
6 Ağustos 2014 Çarşamba

Millet egemenliğini yine kullanamıyor

Türkiye 1963’ten beri yurtdışına kitlesel göç vermiş bir ülke. Bu tarihten beri Türkiye nüfusunun hatırı sayılır bir kısmı, bugün itibarıyla %4-6 arasında değişen bir oranı, yurtdışında yaşıyor.

Anayasa gereği egemenlik millete ait. Demokrasi gereği de bu egemenliğin yine milletin katılımıyla kullanılması gerekir. Bunun ilk ve asli yolu seçimler ve halk oylamalarıdır. Anayasanın egemenliği tarif eden 6. Maddesi’nde yazmasa da bu böyle.
Anayasanın 6. Maddesi egemenliğin “Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle” kullanılacağını söyler, ancak bu yetkilendirmenin sadece hukuki değil, aynı zamanda demokratik usullerle millete dayandırılması gereğinden bahsetmez. Bu da bu anayasanın antidemokratik ve vesayetçi özelliklerinden biri.
Bu bir tarafa...
Yine Anayasanın 79. Maddesi seçimlerin yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında gerçekleşeceğini söyler. Pek çok ülkede bunu parlamentolar yapar. Ancak Türkiye gibi, siyasal kararları “bağımsız” yargıya havale/delege etme takıntısının hâkim olduğu az sayıda ülkede, seçimlerin yönetim ve denetimi yargı organlarına verilir. 79. Madde bunun için Yüksek Seçim Kurulu diye bir kurul oluşturmuş. Üyeleri, 7 asıl ve 4 yedek olmak üzere, Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşuyor. Bu Kurul’un kararlarına karşı başka mercilere başvurulamaz. (Böyle denmiş olmasına rağmen geçen yerel seçimlerde YSK kararına karşı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapıldığı ve mahkemenin de, başvuruları reddetmiş olmasa da “YSK kararlarına karşı başka mercie başvurulamaz” demediğinin altını çizelim).
Türkiye elitlerinin yargı ve siyaset ilişkisine yaklaşımı, demokratik siyasal kurum ve süreçlere karşı kuşkulu duruşları ve mümkün olduğunca tüm temel siyasal kararları demokratik siyasetten bağımsız kurumlara devretme sevdasının ürünü olarak YSK’nın pek çok sorunlu karara imza attığına şahidiz. Özellikle kritik dönemlerde, kritik isimlerin seçimlere katılmasının engellenmesi bu bağlamda unutulmayacak icraatlardan sayılır. Anayasa Mahkemesi’nin bu süreçlere katkısı da unutulacak cinsten değil.
Oy verme ve sayımı konusunda bugüne kadar istikrarlı ve güven verici bir tutumu olduğu şüphe götürmese de, aynı şeyi, YSK’nın seçimlerin öncesine kadarki uygulamaları konusunda ileri sürmek zor gözüküyor.
Bu uygulamaların en çarpıcı olanı yurtdışında yaşayan vatandaşlar (YDYV) konusunda mağduriyetlere yol açıyor. Anayasanın 67. Maddesi devlete yurt dışında yaşayan vatandaşların oy kullanması için gerekli tedbirleri alma yükümlüğü yüklüyor. Bu çerçevede hatırlanırsa 2008 yılında YDYV’nin mektupla o kullanması için yasal düzenleme yapılmış, ancak bu imkân CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru üzerine iptal edilmişti. Gerekçe ise gizli oy ilkesinin ihlal edilme ihtimali...
Bu yüzden sonraki yıllarda yapılan seçim ve referandumlarda YDYV oy kullanamamış ve egemenlik hakkından mahrum bırakılmıştı.
2012 yılında yapılan yeni düzenlemeyle 1963’ten bu yana ilk defa yurtdışında yaşayan vatandaşlar oy kullanma hakkı elde ediyor. Lakin gelen rakamlara bakıldığında seçmenlerin sadece %6,5’i oy kullanabilmiş. Nedeni ise çok açık: YSK anayasada ve yasalarda zorunlu olmayan ve yurtdışında uygulanma kabiliyeti bulunmayan randevu sistemindeki ısrarı.
Gerek Anayasa Mahkemesi, gerekse de YKS uygulamalarını, anayasal ilke ve kurallarına sıkı sıkıya bağlılık ile gerekçelendiriliyor.
Aynı ilke ve kuralların geçerli olduğu Avrupa ülkelerinde hem mektupla hem de elektronik yolla oy kullanmak mümkün. 298 sayılı yasanın 94/A maddesine göre bu da mümkün, ancak uygulanmıyor.
Sorun anayasal kuralların, öngörüldükleri temel hedefleri imkânsızlaştıracak şekilde yorumlanmasıdır. Seçim kurallarını, oy vermeyi imkânsızlaştıracak şekilde yorumlamak, seçim kurallarının amacı olmasa gerek.
Anayasada öngörülen “gerekli tedbirleri almak”, yasama ve yürütme ile birlikte aynı zamanda yargının da görevi.

<p>Gençler nöbet tutuyor. Sürücüleri  uyarıyorlar. İstanbul Arnavutköy'de uçuran kasis sürücülere zo

Arnavutköy'de uçuran kasis

Mersin Uluslararası Limanı'nda 60 kilo 950 gram kokain ele geçirildi

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler

Japonya'da Prenses Mako ile Komuro Kei evlendi