• $33,0742
  • €36,1854
  • 2609.29
  • 11139.5
1 Ağustos 2022 Pazartesi

Tahtadan kılıçlar

Hep söylüyoruz: Türkiye Türkiye'den; Türk medeniyetinin sınırları Anadolu'dan ibaret değil.

O günkü zor şartlarda Lozan'da imza atmak durumunda kaldığımız mevcut sınırların biraz dışına çıkıldığında Türkiye'nin de Türklüğün de gerçek sınırlarını görmek daha da mümkün hâle geliyor.

Macaristan'da, Budapeşte'de bunu daha çok hissetmek mümkün. Ortak atamız Attila'nın torunlarının memleketi Macaristan yaklaşık 150 sene Türklerin egemenliği altında kalmıştı. 2. Viyana Kuşatması sonrası yaşanan bozgunda o topraklardan geri çekilirken de orada o topraklarda bir sancağımızı, maneviyatıyla medeniyetimizin bir uç beyini bırakmıştık.

Bugün Budapeşte'ye gittiğinizde kime sorsanız yerini size söyleyecekleri bir türbe bulunmaktadır. Evet Avrupa'nın orta yerinde bir türbe! Budin'e hâkim bir tepenin üzerine çıktığınızda sizi karşılar Gül Baba Türbesi...

Viyana surlarına kadar genişlemiş Türk–İslam medeniyeti bunu sadece askerî başarılara borçlu değildi, kuşkusuz. Bürokratik, ticari, idari organizasyonundan mimarisine; edebiyatından, müzik, felsefe ve ilim hayatına kadar uzanan bu dünya medeniyetinin siyasi ve askerî genişlemesi de kaçınılmazdı.

İşte Gül Baba da bu medeniyetin en sembolik kahramanlarındandı. Hristiyanlaşarak Haçlı ittifakının önemli bir unsuru hâline gelen Macar Krallıkları ile yapılan savaşlarda ve özellikle de Budin Kuşatmasında yer almış bir kahramandı.

İstanbul'da Mekteb-i Sultânî'yi yani daha sonra Galatasaray Lisesi'ne dönüşecek o tarihi okulun kurucusu olduğu ve bahçesinde sarı-kırmızı güller yetiştirdiği (ve hatta bugünkü Galatasaray Spor Kulübünün renklerini ondan aldığı) bilinen Gül Baba daha sonra seferlere katılıp, Rumeli'yi vatanlaştırma mücadelesi vermişti.

Savaşta düşmana karşı demirden kılıcıyla korkusuz bir alp, barışta yanına tahta kılıcını alıp, gönül fethetmeye koşan bir eren! Düşmanlık yapana karşı şedit, yapmayana müşfik (bugün aramızda örnek alması gerekenler çok). Bahçesindeki ve kavuğundaki gülleriyle bilinen, sadece Türklerin değil Macarlar'ın da gönlünü kazanan, bugün bile Macaristan'da adına romanlar, hikâyeler, tiyatrolar sergilenen Gül Baba...

Hâlen bu zamanda Viyana'ya kadarki eski topraklarımızda az da olsa bu alperenlerin izleriyle, türbeleriyle karşılaşmak mümkün. "Az da olsa" dememin sebebi ise bizden sonra o toprakları istila eden barbarların Türklere ait ne ev, ne türbe, ne medrese, ne çeşme bırakması; mezarları bile yakması...

Macaristan coğrafyasında bulunan sonrasında rivayetlere göre Kanuni'nin ikinci Macaristan Seferi sırasında şehit düşen Gül Baba'nın cenazesine 200 bin kişi katılıyor.

Aradan koca bir buçuk asır geçiyor. 2. Viyana Bozgunu sonrası Budin'e giren Avusturyalılar da Budapeşte'deki koca Türk mahallesini yakıp, yıkıp Türkleri ve Türklere ait tüm izleri yok etmeye başlıyor. Ama bu sırada bir şey oluyor. Bir buçuk asır önce kendilerine kılıç çekip topraklarını alanların en ön safında yer alan Gül Baba'nın türbesinin etrafını Macar halk sarmaya başlıyor. Türbeyi yok etmek isteyen Avusturyalı askerlere karşı Macarlar etten bir duvar örüyor ve Gül Baba'nın maneviyatını, türbesini teslim etmiyor. Türk İslam fütuhatının o büyük, kahraman Bektaşi alp erenlerinden Gül Baba'nın hatırasına Macarlar sahip çıkıyor. Tahta kılıcıyla gönülleri böyle fetheden bir alperen Gül Baba.

Aradan uzun yıllar geçiyor ve Gül Baba sembolik olarak 19. Yüzyılda Macaristan'da alevlenen Turancılık düşüncesinin imgelerinden biri olarak tekrar Macar fikir hayatında önem kazanıyor.

Aradan geçen asırlar ve Türk hükümetlerinin yeterli ilgiyi göstermemesi neticesinde yakın zamana kadar bakımsız kalan Gül Baba Türbesi ise bizzat Sn. Erdoğan'ın ilgisi, desteği ve insiyatifiyle bugünkü o kendine yakışan hâline kavuşuyor, TİKA'nın restorasyonunun haricînde türbeye bir de güzel bir müze ekleniyor ve bugün Budapeşte'nin en çok ziyaret edilen duraklarından birine dönüşüyor.

Gül Baba'nın huzurunda saatler saatleri kovalarken hiç fark edilmiyor... Gül Baba'nın huzurundan ayrılma vakti geldiğinde ise içimizde bir burukluk... Gül Baba ve yanında yatan alperen kardeşlerini, şehit yoldaşlarını sanki orada öksüz ve yalnız bırakacakmışız gibi bir his... Yanlış bir his ama bir türlü gitmiyor...

Ayrılırken "burayı herkes bilmeli" diye içimden geçiyor.

Herkes bilsin: Binlerce km uzakta medeniyetimizin, Türklüğün, İslam'ın sınırlarını bekleyen bir uç beyi var!..

<p>Trump'ı 'kaçak göçmenler' kurtardı...</p><p>Yasa dışı göçmenlerle ilgili tabloyu okumak için başı

Trump'a suikast girişimi neden öngörülemedi?

Üniversite tercihi yapacaklar dikkat! İşte en çok para kazandıran meslekler

Kıbrıs Barış Harekatı'nın az bilinen fotoğrafları! İlk kez göreceksiniz

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (18 Temmuz 2024)