• $33,1952
  • €36,0226
  • 2551
  • 11156.2
1 Temmuz 2024 Pazartesi

Kiralık Konak

"Ne acayip alem! Burada, herkes kendini eğleniyor zannediyor; fakat, hepsi de can sıkıntısından ne yapacağını şaşırmış, tepinen, bağıran ve bir an evvel sızıp uyumak için sarhoş olan birtakım biçarelerdir. Zavallı insanlar kendilerini nasıl aldatıyorlar ve bir hayal-i ham peşinde ne çok para, ne çok vakit, ne çok sıhhat sarf ediyorlar."

Yakup Kadri'nin imparatorluğumuzun çöküşünü bir konağın çöküşü üzerinden anlattığı dev romanı Kiralık Konak'ın karakterlerinden Hakkı Celis böyle diyor.

Tanzimat'la birlikte topraklarımıza hâkim olmaya başlamış Batılılaşma; teknik, idari, askerî ve ekonomik reformları öngören bir modernleşme sürecinden daha çok Batının kültürel vesayetinin oluştuğu bir sürece evriliyordu.

Cihana her bakımdan yön vermiş o köklü, güçlü milletin üzerine kâbus gibi çöken bu vesayet tarz-ı hayattan eğitime, bürokrasiden servet dağılımına, geleneğe açılan savaştan gündelik yaşama kadar Türk milletinin kimlik kodlarıyla oynuyordu. Yakup Kadri de tam da bu dönemi Kiralık Konak'taki karakterler üzerinden anlatıyordu.

Konağın sahibi ve ailenin büyüğü Naim Efendi, damadı Servet Bey ve torunu Seniha üzerinden kuşaklar arasındaki farklılaşma, dönüşüm ve dejenerasyon tasvir ediliyordu.

Naim Efendi tutucu biri olmamasına, bir İstanbul beyefendisi olmasına rağmen gidişattan hiç memnun değildi. Devir adını Batılı tip bir kıyafet tarzı olan redingottan alan, alafrangalığa özenilen "redingot devri"ydi.

"Sonra redingot devri geldi ve redingotun içinden yarı uşak, yarı kapıkulu, riyakâr, adi bir nesil türedi. Bu neslin en yüksek, en kibar simalarında bile bir saray hademesi hâli vardı."

Bu "yarı kapıkulu" tiplerden biri de Naim Efendi'nin damadı Servet Bey'di. Naim Efendi bir yandan Batılılara yaranmaya çalışan biri olan, Galatasaray Lisesi mezunu damadı Servet Bey'i hiç beğenmiyor; öte yandan gözü gibi sakındığı, kendi konağında büyüyen göz bebeği olan torunu Seniha'nın âdeta kendisinden, ailesinden, milletinden utanan yoz birine ve üstelik de erkeklerin cinsel nesnesine dönüşümünü kahrolarak izliyordu.

Aslında Seniha'ya gönlünü kaptıran, Naim Efendi'nin iyi eğitimli, şair bir akrabası olan Hakkı Celis de Seniha'nın hâlini kahrolarak izleyenler arasındaydı.

Seniha'nın bu hâle düşmesi sadece bir şımarıklık sonucu değildi. Okuduğu okulların, arkadaş çevresinin, babasının çevresinin etkisi olmakla birlikte Polonyalı (Leh) mürebbiyesinin de bu "kötü yola düşüşü"nde etkisi büyüktü. Seniha'nın mürebbiyesi Madam Kronski Seniha'ya sürekli Batı'yı, Batılı yaşam tarzını anlatıp Seniha'nın idealize etmesini sağlıyordu.

"Seniha bütün bunları dinlerken kendinden geçerdi ve gözlerinde bir humma ateşiyle: "Madam, söyleyin, bu hayata karışmak için ne lazım?"

Neticede imparatorluk gibi kültür de gelenek de kimlik de İstanbul'un eşrafının ahvali de değerler de çürümeye başlamıştı. Bu çürüme konağın ıssızlaşması ve çürümesi üzerinden anlatılıyordu. Önce Seniha kendisini Faik Bey diye bir kumarbaz, savaş zengini ile oyalayıp sonra da Fransa'ya kaçıp sefil oldu. Sonra babası ve annesi "yeni tarz" apartmanlardan birine taşındı. En sonda da Naim Efendi eskiden görkemiyle bilinen ve artık iyice dökülmeye başlamış konakta yalnız kalmıştı:

"Ben öldükten sonra, isterseniz, yıkınız," diyordu. "Fakat, ben sağken hiçbir tarafına el dokundurtmam, hiçbir tarafına el dokundurtmam, hiçbir tarafına el dokundurtmam, hiçbir tarafına..."

Yakup Kadri'nin 1922'de yazdığı bu roman İstanbul'daki toptan bir çöküşü anlatıyordu. Cihana hükmetmiş görkemli bir devrin batışını anlatış biçimi de bir o kadar görkemliydi.

Peki, herkesin bilhassa da her Türk gencinin yanı başında olması gereken Kiralık Konak'ı niye mi yazdım?

Çünkü Seniha'ları, Servet'leri, Faik'leri o kadar zaman sonra bile hâlâ gördüğümüz için... Hâlâ bunlar bir model olarak sunulduğu için... Ama unutulmamalı ki Seniha'lar, Servet'ler, Faik'ler olduğu gibi Hakkı Celis'ler de hâlâ var.

Bu arada Hakkı Celis'e ne mi olmuştu? Seniha'lar, Servet'ler, Faik'ler soysuzlaşıp hayatlarını sürdürürken Çanakkale Cephesi'ne gönüllü gitti ve orada şehit düştü.

<p>Esenköy beldesinde kıyıların ve açıklarında çok sıkılıkla görülen yunuslar bu kez drone ile kamer

Yalova'da ortaya çıktılar... Görsel şölen böyle görüntülendi

Ticaret Bakanlığı ekipleri İstanbul'da market ve restoranları denetledi

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 50'nci yılı! TCG Anadolu Gemisi geçit törenine hazır

Kastamonu'da şaşırtan olay! Söğüt ağacının gövdesinde kiraz ağacı büyüdü