• $33,1952
  • €36,0226
  • 2551
  • 11156.2
27 Haziran 2024 Perşembe

Küresel kültürel hegemonya ve dijital teknoloji

"İsrail Gazze'yi neden bombalıyor?"

Son zamanlarda yaygın bir şekilde kullanılan bir yapay zekâ uygulamasına bunu soruyoruz. Şöyle cevap veriyor:

"İsrail'in Gazze'yi bombalamasının sebepleri karmaşık ve çeşitli faktörlere dayanmaktadır. Ancak İsrail'in güvenlik endişeleri, toprak hakkı, ideolojik ve dini nedenler ve mülteci sorunları gibi haklı sebepleri göz önünde bulundurmalıyız."

Soruları çoğaltıyoruz ve her soruya verilen cevaplar yapay zekânın bir şekilde konulara ya İsrail'i haklı çıkaracak ya da en fazla nötr kalacak bir pozisyonla cevaplar ürettiğini gösteriyor. Aslında bundan birkaç ay önce daha bariz ve Siyonist bir dile sahip olan cevapların şimdi belli ki biraz daha incelikli bir dille aynı pozisyonu savunmak için güncellendiği görülüyor.

Sadece İsrail – Filistin meselesiyle ilgili değil, PKK'dan sözde Ermeni Soykırımı'na kadar pek çok konuda da Batı-merkezli, Türk ve İslam karşıtı dilin izleri de görülüyor. Siyahilere karşı pek çok ırkçı metnin de bizzat yapay zekâ tarafından üretildiği daha önce medyada yer almıştı. Siyahileri suçla özdeşleştirmek bunlardan birisiydi.

Hollanda'nın vize verme sürecinde kullandığı yapay zekâ yazılımının da nasıl ülkelere ve hatta cinsiyetlere göre ayrımcılık yaparak, farklı puanlandırma uyguladığı konuşulmuştu.

Yine İsrail'in Gazze'de katliam yaparken yapay zekâ yazılımlarını nasıl katliam yapmak için bir araca dönüştürdüğünü de biliyoruz.

Peki, buradaki suçlu teknolojinin kendisi mi? Hayır, teknolojiyi üretenlerin bir şekilde o teknolojinin kullanımında da yeniden üretip tahkim ettikleri bir hegemonya gerçeği var. Yani böyle mutlak bir hakikatmiş gibi davranılan yapay zekâ metinlerinin derdinin bundan ziyade her metin gibi ideolojik ve siyasi ajandalarla üretilmiş olduğu unutulmamalı.

Yapay zekânın da dijitalleşmenin de son dönemde en çok etkisinin hissedildiği yerlerin başında da medya geliyor. Bu karşımıza yeni tür propaganda biçimlerini, sosyal medya şirketlerinin oluşturduğu algoritma oyunlarını, neyin göze sokulacağını neyin görünmez kılınacağını belirleyen dijital mekanizmaları yani yeni tür sansürleri, dijital faşizmi ve algoritma diktatörlüklerini gündeme getiriyor.

Bu noktada muhabirin, gazetecinin hakikati bulup yayımlamadaki önemi daha da artıyor.

Anadolu Ajansı tarafından düzenlenen "Muhabir: Dijital Dönemde Haberciliği Yeniden Düşünmek" adlı forumda Genel Müdür Serdar Karagöz'ün yapay zekâ, dijitalleşme ve küresel hegemonya arasındaki ilişkiyi gündeme getirmesi önemliydi. Tam bu tespiti yaptıktan sonra da Karagöz'ün Anadolu Ajansı ile T3 Vakfı'nın yapay zeka bağlamındaki bu söz konusu hegemonyaya karşı yeni bir teknolojik ortaklığa girişecek olmasından bahsetmesi hegemonyaya meydan okuma iradesinin ortaya konulması bakımından çok kıymetli.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun Hoca'nın da aynı forumda belirttiği gibi günümüz medyasında hakikat mücadelesi verenlerle hakikate karşı mücadele verenler arasında bir ayrıma gitmek gerekiyor. Bu hakikat mücadelesi bir anlamıyla küresel hegemonyaya karşı bir bağımsızlık mücadelesi anlamı da taşıyor.

Bu hakikat mücadelesine örnek olarak Anadolu Ajansı muhabirlerinin Gazze'deki İsrail katliamlarını dünyaya duyurmak için ne büyük mücadeleler verdiğini, bunu canlarını ortaya koyarak yaptıklarını ve neticede de bugün o gazetecilik başarısının sonucunda çıkan haber ve görüntülerin uluslararası yargıda İsrail'e karşı nasıl kanıt olarak kullanıldığını da hatırlamak gerekiyor.

<p>Esenköy beldesinde kıyıların ve açıklarında çok sıkılıkla görülen yunuslar bu kez drone ile kamer

Yalova'da ortaya çıktılar... Görsel şölen böyle görüntülendi

Ticaret Bakanlığı ekipleri İstanbul'da market ve restoranları denetledi

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 50'nci yılı! TCG Anadolu Gemisi geçit törenine hazır

Kastamonu'da şaşırtan olay! Söğüt ağacının gövdesinde kiraz ağacı büyüdü