• $7,3872
  • €8,9773
  • 442.672
  • 1548.6
17 Şubat 2011 Perşembe

Tanıklar ve sanıklar

Tarih, Türkiye'nin 'örnek demokrasisinin' Arap ülkelerine 'model' olacağı zamanlara mı yoksa büyük bir açık cezaevine dönüşümüne mi akacak, 'tanık' ya da 'sanık' sıfatıyla izleyeceğiz!

İktidarın referandum sonrası 'sivil toplumcu' demokratik enerjisinin altından çıkan 'totaliter milli iradenin' icraatları, kimlere dramatik sürpriz oldu bilemeyiz.
Ama yürütme, yargı ve yasamanın sınırlarının kaldırılıp yekpareleşmesi ve iktidarın 'devletleşmesiyle' muhaliflerin hak ve özgürlükleri de bitti.    

Bütün muhaliflerin demokratik haklarının neredeyse kullanılamaz hale getirilip 'suçlaştırılıp' ifade, toplantı ve basın özgürlüğünün 'yeni rejim' tarafından yutulmasının çetelesini tutuyoruz.

Oda TV'ye yapılan sabah baskını sinik/sönük ana medyada asla yer verilmeyecek belge ve haber yayınıyla 'alternatif' mecra kuran muhalif internet sitesinin ifade ve yayın gücüne yapılan bir baskın oldu.

Gazeteci-yazar Soner Yalçın ve Oda TV yazarları Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Ayhan Bozkurt dört gündür gözaltındalar.

Dört gazetecinin 22 saat evlerinin aranması ve gözaltına alınmasıyla süren operasyonun gerekçesi yazarların sınırları bilinemez bir metafiziği dönen 'Ergenekon terör örgütüne' üye olmalarıydı.

Gözaltına alınan Oda TV yazarları dahil cezaevlerinde 'tutuklu' tüm gazetecilerin iktidar muhalifi olmasıyla terör örgütü üyeliği arasındaki ilişkisi bir mantıki zorunluluk halini aldı.   

Bütün devlet gücünü tekelleştiren iktidarı eleştiren haber yapmanın ve yazı yazmanın evrensel gazetecilik normu olmaktan çıkartıldığı Türkiye, sayıları her geçen gün artan tutuklu gazeteci-yazarlarıyla ifade özgürlüğünde 'devrim durumundaki!' Mısır'ın bile gerisinde.

Ekonomik 'mucizesi' semirdikçe insani gelişmişlik ve demokratik endekslerde az gelişmiş dikta rejimlerinin altına düşen fukaralığı öyle yabancı sermayeyle falan kapatılacak gibi değil.          

4 bini aşkın gazeteci hakkında açılan soruşturma ve 2 bin gazeteciye açılan dava yekunu ifade, düşünce ve basın özgürlüğünün mahkemelerde kıstırıldığını göstermekte.  

İnsan hak ihlallerinin 2010 yılında 2009 yılının ilk dokuz ayına göre yüzde 110 arttığı ve 2005 yılında 60 bin olan cezaevi nüfusunun bugün yarısını tutukluların oluşturup 120 bini aştığı Türkiye'de '86' tane yeni cezaevi 'yatırımı' planlandı.  
210-2015 yılları arasında bitirilecek bu yatırıma 8 ilde inşa edilecek çocuk cezaevini de eklersek 94 yeni cezaeviyle kalkınma rekoru kıracağız.
İfade, toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü kullananlar 'kriminalize' edilerek yargıya  teslim ediliyor.

Sendikalı olunca işten çıkarılan işçiler, taşeronlaşmaya ve Torba Yasa'ya karşı emek örgütleri, muhalif gençlik dernekleri,'kentsel dönüşümün' evlerini başına yıktığı vatandaşlar, HES karşıtı yerel halk, hükümet üyelerini protesto eden üniversite öğrencileri kendilerine yakıştırılan muhtelif 'terörist' kimlik tutanaklarına anında dava açan yargıya yollanıyor.   

20 Ocak'ta Ankara Demetevler Parkı'nda gözaltına alınarak tutuklanan beş öğrenci için hazırlanan ifade tutanakları ibretle okunmalı.

Bu beş öğrenci, aynı anda PKK Kongra-Gel, MKP (Maoist Komünist Parti), DHKP/C ve TKELP/Leninist illegal örgüt üyesi olmakla suçlanıyorlar.

Demetevler Parkı'nda bir araya gelen ve bu 'beş  benzemez ve uyuşamaz örgüte' aynı anda üye olmakla suçlanan gençlere 'halkta devlete karşı kin ve nefret uyandıracak faaliyette bulundukları' suçu da isnat edilmişti..
Gençlerin evlerinde yapılan aramalarda bulunan ve delil olarak gösterilen yayınlardan 'Seçme Yazılar' için 1979 yılında 'Türkiye Proletaryası' için de 1974 yılında toplatma kararı vardı.             

Ama ancak gençlere ve 'yasak' kitaplara Ocak 2011'de ulaşılmıştı.

<p>Fiziksel şiddetin kadının bedeni üzerinde geçici ve kalıcı hasarlar bıraktığının altını çizen Der

Kadına şiddete dur de!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Koronavirüs aşılarının 2. partisi Türkiye'ye geldi

Dünyanın en saçma yasakları! Bunları ilk kez duyacaksınız