• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
05 Şubat 2011 Cumartesi

Torba Yasa'ya trajik yanıt!

Torba Yasa'yı protesto etmek için 81 ilden gelen emek örgütlerinin TOMA'lı çevik kuvvet takviyeli 6 bin polis tarafından kuşatılıp Kızılay Meydanı'na sokulmadığı gün Ankara için uzun bir gündü.
Torba Yasa'ya en 'trajik itiraz', Ortadoğu'nun en büyük sanayi bölgesinden gelen iki patlamada yükselmişti.
Emekçilerin biber gazıyla boğulduğu saatlerde onlarca cenaze aracı, ambulans ve ceset torbası çoktan Ostim'e yola çıkmıştı bile.
Ve ucuz üretim cenneti kapitalist ülkemizden o gün 17 insanımızı daha kovmuştuk, üstelik işletmelerde kaç kişinin çalıştığını bilen bir yetkili bile çıkmamıştı.
 'Sigortasız, ucuz, genç işçi' ölüm depoları küçük işletmeler, üst üste yığılan dinamitler misali infilak ediyordu. 
Pek tabii hak arayışındaki emekçiye 'terörist' deyip boğazına yapışan devlet, kaçak üretimde çalışan ve resmi kayıtlarda yer almayan ölü işçilerin sayısı sorulunca afallıyordu. 
Sanayi bölgesinde 'iş gücünün eğitimini, sağlığını ve iş güvenliğini' umursamayan ucuzcu, uyanık tüccar zihniyetin denetimsizliğe nasıl göz yumduğunu gördük.
Devlet, Valilik, Belediye elbirliğiyle 'küçük işletmeleri' ekonomiyi teşvik adına kendi hallerine bırakmışlardı. Sosyal kayıtlara giremeyen insanları 'kayıtsızlıkla' öldüren eli kolu uzun sistem böyle 'ferah' işliyordu.  
İlk patlamayla ilgili Çalışma Bakanı, 'İşletmenin işletme belgesi olmadığını öğrendim' demişti.
Ve eklemişti 'Biz 2007 yılında denetim yapmışız, bazı tespitler yapmışız ama insan hayatını tehlikeye atacak tespitler değil.'
İkinci patlamanın olduğu işyeri 'torna ruhsatına' sahipti ama 'tiner ve boya imalatı' yapılıyor, üstüne üstlük kaçak mazot üretildiği söyleniyordu.
İç içe geçmiş ruhsatlarda ne üretildiğinin bile bilinmediği ortaya çıkarken, 19 yaşında gençler 'sigortasız' çalışıp yanarak ölmüşlerdi.
Ekonomik kalkınma hırsıyla rekabet gücünü, ucuz insan emeği, denetimsiz KOBİ, 10 milyon kayıt dışı çalışanla sağlamaya çalışan Türkiye'de, ilkel kapitalizmin ilk dönemlerini bile yaya bırakacak işçi kıyımları olağanlaşıyor.
Yasal denetim sorumluluğunu hangi kurumun üstlendiği hala ortaya çıkmayan küçük işletme-imalathanelerin 'bir kamyon patlayıcıya' denk tehditlerini bombalama sonrasına dönüşmüş bölgeden izledik.        
Geçen yıl işçi ölümlerinde Avrupa birincisi ülkemizdeki iş kazalarının Türkiye ekonomisine getirdiği 'maliyeti' üşenmeyip hesaplayan Çalışma Bakanımız yıllık  4 milyar 875 milyon TL'lik bedel çıkarmıştı.    
Çalışma Bakanlığı işverenlerin talebi üzerine 50 işçi çalıştıran işletmelerde 'iş sağlığı ve güvenlik kurullarını' kaldırıyor.
İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin 'piyasalaştırılması' ve taşeron firmalara bırakılmasını düzenleyen yasa değişikliğiyle işçinin olmayan güvenliği sahiden kime teslim edilecek. Hele bir de kıdem tazminatı ve çocuk çalıştırma yasağının kaldırılmasının düşünüldüğü şu günlerde...

<p>Nijerya açıklarında Türk gemisine yönelik bir saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir denizci hayatını

Türk gemisine saldırının arkasında Fransa mı var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor