• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
15 Şubat 2011 Salı

Atanmak isteyen öğretmene 3 yıl hapis

Tüm yaşam alanları sermayeye devredilerek işletilen ülkenin pek kalmayan kamuya açık alanında, iş, aş, hak talebinde bulunan gençlerin sonu mahkemelerde bitiyor.
Hele bir de 'anayasal haklardan' dem vurup mesela 'kamunun sorumlu olduğu hizmetler' dillendirilirse piyasanın cini tepesine çıkıyor.  Böylelikle Arap coğrafyasında olduğu gibi 'hak arayışını' taşıyacak geniş demokrasi meydanlarımızın olmadığı ortaya çıkıyor!

Yarın Ankara'da 51 atamasını bekleyen genç öğretmen adayı, 3 yıla kadar hapis cezasıyla hakim karşısına çıkacak.  

Geçtiğimiz Ağustos ayında 51 öğretmen, Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYÖP) olarak Ankara Abdi İpekçi Park'ında oturma eylemine katılmışlardı.
Öğretmenliğin 'kamusal bir meslek olduğunu' söyleyen gençlere polis müdahale ederek, plastik kelepçelerle gözaltına almıştı.

Yıllardır sokakta 'atanmayı' bekleyen 400 bine yakın öğretmen adayının MEB'in 327 binlik boş öğretmen kadrosuna atanma isteğiyle parkta oturmaları 'suç' teşkil etmişti.
Şaibeli, kopyacılıktan kendini aklayamayan ama dershanelere büyük kar bırakan KPSS bürokratik bariyerinin kaldırılması da talepleri arasındaydı...
Aradan 7 ay geçti, KPSS kopyacılarının adları türlü tezgahlarla örtbas edilerek atamaları gerçekleştirilip ödüllendirilirken, 51 öğretmen adayının yarın ilk duruşması gerçekleşecek.

Ve piyasa tabularını sarstıklarından olsa gerek hem 3 yıl hapis cezası hem de 'kamu hizmetinden men edilme' cezasıyla yargılanacaklar.

İroni işte tam da burada, 'kamu hizmeti' yapmak isteyeni 'kamu hizmetinden' uzaklaştırarak cezalandırırken KPSS kopya çetelerinin mesleki kariyerlerinde önlerini açmak...

Öğretmenler 2911 sayılı Toplantı, Gösteri ve Yürüyüş Yasasına muhalefetten yargılanıyor... 

Malumunuz 2911 sayılı yasa antidemokratik kepçe misali  'hak aramak' için sokağa çıkanı önüne katıp ortalığı süpürüp, temizlemekte oldukça işlevsel.
Üstelik ataması yapılmayan öğretmenlerin örgütlenmeleri ve dayanışmaya girmeleri eğitim piyasalarına karşı yeterince cüretkar bir başkaldırıydı.
Her türlü siyasi hak ve talep örgütlenmesinin sadece 'terör örgütü' kurmakla bir ve aynı şey anlamına getirildiği günümüzde bu gençler bir de platform oluşturmuşlardı.
Tarih yine kendi üzerine katlanıyor 12 Eylül rejiminin 'apolitik ve tek tipleştirici' eğitim sisteminde, meslek örgütleri ve sosyal hakları gasp edilerek 'milli vatan görevine' memur edilen öğretmenler, aradan geçen 30 yıldan sonra başka bir dönüşüme zorlanıyorlar.

Şimdi birkaç kuşaktır başarıyla siyasi ve toplumsal bilinci kapatılmış pasif toplumda 'paralı eğitim sisteminin' iyice yerleştirilmesinde genç öğretmenlerin 'taşeron emeklerine' ihtiyaç çok.

Muazzam karlı eğitim sektörüne hamilik yapan devlet,  81 ilde üniversite açarak, dershaneleri okullaştırarak 'vizyonlu şirket' gibi davranırken 'ucuz, güvencesiz yedeği bol öğretmen' ordusunu da bu sektöre armağan ediyor.
600-700 TL'ye ayda 12 gün sigortalı, güvencesiz koşullarda, kışın çalışıp yazın ücretsiz kamuda çalışmanın ya da boş senetlere basılmış imzalarla dershane ve özel okul köşelerinde düşük maliyeti, sığıntı emeğin adına 'öğretmen' deme peşindeler.

<p>Okurlarından gelen 'Kullanmış olduğunuz dil, çoğu kez 'ağdalı ve anlaşılması güç' noktasında gele

'Türkçenin inceliklerini kullanmazsak yok olup gidecek'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kasrik Boğazı güzel manzarasıyla keşfedilmeyi bekleniyor

İzinsiz kazı yapan 11 kişi gözaltına alındı