• $15,9343
  • €16,8437
  • 943.602
  • 2372.35
5 Mart 2013 Salı

Şarkıların da babası; Müslüm Gürses

Müslüm Gürses'in nefesiyle "ruh üflediği" bütün şarkılar da gerçek sahiplerine veda ediyor ve büyük bir yorumcudan bizlere kalan unutulmaz şarkılar olarak yerlerini alıyordu...
Onun kontrbas tınısındaki sıcacık sesinden yükselen pop müziği hitlerinin "sade ve tertemiz" yorumlarıyla 14 yaşında Adana'da Halkevleri'nde aldığı müzik dersleri arasında Müslüm Gürses'in yaralı hayatıyla, Türkiye'nin yarılmış kültürel hayatını taşıyan zamanlar dururdu. 
1980 darbe sonrasının özgürlük ve hak ihlalleriyle baş başa giden piyasa toplumu inşası esnasında taşranın kültürel yükselişi, şehirlerin "seçkinci" kültürüne doğru yayılımı ve kentlere göç eden kitlelerin "popüler kültürün" nüfuzu altına alınması sürecine Müslüm Gürses'in öz hikayesi de eşlik ederdi...          
Büyük şehirlere savrulan serbest piyasa dinamizmine eklemlenmeye çalışan taşralı mülksüz nüfusların metropollerdeki ıssızlığı, uzun yıllar Müslüm Gürses'in şarkılarında sesini ve dilini bulacaktı. Seçkinci/kibirli şehrin asıl sakinlerinin dışarıda bıraktığı, küçümsediği, hafifsediği "yabancı" kitleler, Müslüm Gürses'i dervişan, ağırbaşlı kimliğiyle, onu ezilenlerin Müslüm Baba'sı konumuna taşıyacak ve "çileli, haksızlığa uğradıkları, edilgen kılındıkları" hayatlar Müslüm Gürses ikonu etrafında mevzilenecekti.

MÜSLÜM GÜRSES'İN  KARINCA İNCİTMEZ ADIMLARI... 
Bu kırılgan ama tevekkülü daim adam 2000'li yıllara dek Türk pop endüstrisinin projeci aklı kendisini keşfedene dek kitlesel ayinlerden farksız konserleriyle mağdur ve madunların mistik kültü konumuna ulaşacaktı...
Ve dudaklarında kırık dingin gülümsemesi eksik olmayan, yeryüzünü incitmeden yürümeye çalışan Müslüm Baba, hırs ve hasedin hükmündeki acımasız metropollerin mutsuz varoş çocuklarını karanlıkların içinden tutup çıkaran şefkatli sahici "babalarıydı".
Zaman geçecek "yaşama kültürü" ve "life style" adıyla pazarlanan yüzeyselliğin bile dibini kurutmuş tüketim kültürümüz Müslüm Gürses'i fark edecek ve ezilenlerin Müslüm Gürses'i bu defa şehir seçkinlerinin konserlerine doluştuğu "popüler fenomen" haline gelecekti...
1980 sonrasında tırmanışa geçen "aranje arası sandviç arabesk temalı" şarkılarla milyonlara mendil çürüten, zihin felci yaşatan "Yüksek" Türk Pop Müziğimiz yıllar sonra kakara kikiri dalga geçtikleri Müslüm Gürses'in kapısında şarkılarını okutma kuyruğuna girmelerini burularak izleyecektik...        
Piyasanın baskı ve şiddetine karşı duramadığı ve reklamlarda şarkılarını cıngıl yaparak oynaması onun "mütevazı yaşamının" yegâne günahı olacaktı!..
Şarkıdaki gibi "Neydi bir arada tutan şey ikimizi, birleştiren neydi ellerimizi" diye sorarsak da kitlesel kültürün boyunduruğunda her gün biraz daha kokuşan, şehir/varoş elit/taşra fark etmeksizin "yavanlıkta" eşitlenen hayatlarımızın "garipliğini, kimsesizliğini" kıran bas sesli Müslüm şarkıları derdik...   
Ve Müslüm Gürses'in çay bahçelerinden pavyonlara, halk konserlerinden senfoni orkestralarının önüne uzanan hayatına bakınca "okuduğu bütün şarkıları öksüz  bırakıp" giden büyük bir yorumcunun yani şarkıların "asıl" babasının gittiğini içimizdeki "sızıdan" bilirdik...

<p>Ali Nuri Türkoğlu, Payitaht Abdülhamid dizisinde Emanuel Karaso karakterini oynamıştı. 30 yılı aş

Ali Nuri Türkoğlu'ndan samimi açıklamalar

Akıncı Toyu 2022 Uluslararası Atlı Okçuluk Yarışması başladı

Türkiye'nin en pahalı Tofaş'ı! 250 bin liraya satıldı

Türkiye'nin kültürel mirası 35 bin eser dijitalle dünyaya açılacak