• $13,5525
  • €15,3809
  • 794.547
  • 2031.07
21 Şubat 2013 Perşembe

Barış ikliminin taşları...

Hem terörle mücadele ve hem barış sürecinin sağlanması gibi çelişik ifadelerle kurulan hükümet söyleminin Sinop ve Samsun'daki milli karşılığı örgütlenip sokağa çıktı.
Sinop'ta beyaz bereli gençlerin Türk ve Kürt milletvekillerine karşı kabaran linç öfkesi, "İmralı'yla" kendilerinin değil "devletin" görüştüğünü defalarca yineleyen hükümetin "militer-müzakereci-mücadeleci" dilinin yarattığı zihinsel şizofreniyi ve sürecin en zayıf halkası "barışın" tekinsizliğini ortaya çıkardı.
Sadece "İmralı görüşmelerine" endekslenmiş, tüm toplumsal kesimleri "barışın" taraftarı ve aktörü kılmayan "siyasi toplumsal proje" eksikliğinin öyle yukarıdan buyuran dille "barış" deyince "barışın" getiremeyeceği gibi 15 öfkeli kişiyi 1000 kişiye çıkartan "ani tepkiyi" kontrol edemediği gerçekti...            
Milletvekillerinin Sinop Öğretmenevi'nde yüzlerce kişi tarafından sarılıp, taşlanarak 10 saat mahsur bırakan "linç girişimini" andıran provokasyon ve eli kolu bağlı bekleyen emniyet teşkilatının öfkeli kalabalıklara gösterdiği tahammül başlı başına bir güvenlik skandalıydı.
ODTÜ'deki öğrenci protestosuna 3500 kişi, Hopa'daki halaylı mitinge 10.000 bin kişilik çıkarma yapan, Silivri'de tutuklu yakınlarını mahkeme binasına yaklaştırmayan, güvenlik devletinin Sinop sakinliği Twitter üzerinden tahrik mesajları atan birtakım zinde güçlerin öğretmenevini çevirip, araçları yakıp yağmalaması yakın tarihimizin kara sayfalarını çağrıştırmıştı...     
Ulusal/tarihi linç vakalarını "kışkırtılmış vatandaşın öfkesine" tevil eden medyamız da Sinop'ta yüzlerce kişi tarafından sarılan öğretmenevinde taşlanan milletvekillerine yönelik maskeli-bereli linç şiddetini "halk protestosu" başlığıyla veriyordu...

KAFA KARIŞTIRAN BARIŞ LİSANI
 

HDK heyetinin "Yeni müzakere" sürecine katkı olarak Çorum'da başlatıp gayet olumlu geçen Karadeniz Bölgesi'nde yürüttüğü "barış kampanyası" Samsun'da iptal edilirken "istenmeyen olayları" Karadeniz halkının hassasiyeti olarak açıklamak da  yetmiyordu.
Sinop'tan sonra Samsun'da yine kalabalıkların toplanarak TKP, 78'liler Derneği, halkevleri, EDP bürosunun bulunduğu binayı saatlerce taşlamaları ve sokakta yan yana gelen üç kişiyi ayıran, biber gazı sıkan güvenlik güçlerinin sakinliği, "İmralı-devlet gizli-sırlı görüşme" süreci dışında kamusal alanda demokratik barış talebi dile getirenin akıbeti bu olur dedirtiyordu.
Hükümeti, asgarileşen demokratik koşullarda siyasi fayda ve taktiklerinin hesabını kitabını yapıp, Başkanlık ve yeni anayasa takvimine eklemlediği "yeni müzakere süreci" esnasında yerine ve gününe göre kâh "provokasyon", kâh "teröristlerle kucaklaşan İmralı'ya gidemez", kâh "çözümden yanayız", kâh "evlatlar ölmesin" diyerek...
Hem milliyetçi seçmen damarını ısıtıp, hem Kürt vatandaşların tabanını yedekleme gayretiyle verdiği çelişik ve ikili mesajlarla gerçek barışın "demokrat dilini" kuramadığı gibi 30 yıldır devletin milli öfkeleri üzerinden kontrol ettiği, iktidar-muhalefet hakim siyasi kültürümüzün nemalandığı kitleleri sokağa çıkartıyordu...
Ve toplumsal barış süreci yine bir taş üç kuşlu siyasi hedeflerin önüne yem diye mi atılıyor kaygısıyla doluyorduk...

 

<p>Ezgi Aşık <span style='font-size: 1.6rem;'>soruyor, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr.

Rusya-Ukrayna gerginliği nereye evrilir?

Bu deliğin altında bakın ne var! Gözlerinize inanamayacaksınız

Sarımsağı böyle tüketenler dikkat! Bu hatayı sakın yapmayın

Hayvanat bahçesinde kan donduran görüntü! Ayının kafesine giren adam...