• $28,9768
  • €31,2605
  • 1891.17
  • 7969.19
17 Ekim 2023 Salı

Hamas'ı sorgulayın ama İsrail'i sorgulamadan değil

İsrail, tüm Filistin halkına, Türkiye dahil dünya nüfusunun yüzde 75'ini oluşturan BM üyesi 193 ülkenin 137'sinin 'devlet' olarak tanıdığı Filistin Devleti'ne sistematik olarak saldırı yapıyor.

Topraklarını işgal ediyor, mülklerine el koyuyor, silahlı milis yerleşimcilerle yağmalatıyor, göçe zorluyor, protesto ve tepkilere orantısız güçle karşılık vererek öldürüyor.

Gazze bölgesinde 2 milyondan fazla Filistinliye hapis hayatı yaşatıyor, su, gıda, ilaç gibi insani ihtiyaçlarını kontrol amaçlı sağlıyor, kısıtlayabiliyor, kesebiliyor.

Çeşitli bahanelerle bombalıyor...

Savaş suçu sayılan yasaklı misket ve fosfor bombaları da kullanıyor.

***

Buna karşılık, Filistin'in İsrail duvarı tarafından çevrili topraklarından İsrail'e yönelik daha ilkel silahlarla saldırılar da oluyor.

İsrail, onları terörist diye adlandırıyor.

Ve sivil ayrımı gözetmeksizin yıldırma amaçlı ağır askeri bombardımanlar yapıyor.

***

Şimdi birileri 'sadece' şunu söylüyor;

"Filistinliler o son saldırıyı yapmayacaktı!"

Biri daha ileri gidiyor, "Çocuklarımızı kesip biçenleri kesip biçmeyelim mi?" diyebiliyor.

(Çocuk kesme haberinin sahte olması ayrı vaka!)

***

Velev ki haklısınız!

İlk saldıran kim?

Kim, çocukları kesip biçenler, kurşunlayanlar, fosforla zehirleyen, misket bombalarıyla parçalayanlar?

Yerli halkın topraklarını karış karış işgal edip, evlerine, tarlalarına el koyanlar kim?

Onları, kendilerinin lütfen vereceği suya, ekmeğe, ilaca, elektriğe mahkum edenler kim?

Kim, yerli halkı göçe zorlayarak, küçücük şehirlere yığdı?

Kimin toprakları, nüfusu, yaşam süresi azaldı; kimin arttı?

***

Filistinliler 'göze göz, dişe diş' anlayışıyla hareket etseydi, bugün İsrailliler Filistinli konumunda olurdu.

Yapmadılar...

Şimdi Filistinliler, kendilerinin yapmadığı ama yıllardır İsrail'in kendilerine yaptıkları şeyle suçlanıyorlar!

***

Hamas'ın saldırısını sorgulayalım.

Ama bu, İsrail'i sorgulamadan olmaz...

Adil değil...

İnsani değil...

FİLİSTİNLİLER TOPRAKLARINI SATTI MI?

Osmanlı Filistininde Yahudilere arazi satışı yasaktı.

İngiliz mandası sürecinde de bu kural büyük ölçüde devam etti.

O yüzden 'iki savaş arası' yani 1918-45 arasında Yahudilerin satın aldığı toprak miktarı ancak yüzde 6'ya ulaşabildi.

Onların yüzde 52,6'sı Filistinli olmayan toprak sahiplerinden, yüzde 13,4'ü İngiliz manda yönetiminden, kiliselerden ve yabancı şirketlerden satın alındı. Yüzde 24,6'sı Filistinli toprak sahiplerinden ve yüzde 9,4'ü Fellah denilen çiftçilerden satın alındı.

(Bkz: Stephen P. Hallbrook: "Bir Vatanın Yabancılaşması: Filistin Nasıl İsrail Oldu", Özgürlükçü Araştırmalar Dergisi, Güz 1981)

***

BBC Türkçe'nin 15 Mayıs 2018 tarihli araştırma haberinden de şöyle bir çetele çıkarılabiliyor:

1799: Fransız General Napolyon Bonaparte, Osmanlı yönetimindeki Filistin'de bir Yahudi devleti kurulması fikrini ortaya attı.

1897: İsviçre'nin Basel şehrinde Birinci Siyonizm Kongresi toplandı; Filistin'de bir Yahudi vatanının kurulması kararlaştırıldı.

1903: Yarım milyona yakın Filistinlinin yaşadığı Filistin'de Siyonist göçmen sayısı 25 bine ulaştı. 1914: 40 bin kişilik bir ikinci göçmen dalgası geldi.

1917: İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Filistin'de Yahudiler için bir vatan kurulması sözü verdi.(Balfour Deklarasyonu)

1918: İngiltere Filistin'i işgal etti.

1922: İngiliz yönetimi nüfus sayımı yaptı; toplam nüfus 750 bin, bunun içinde Yahudi nüfusu yaklaşık 82 bin 500'dü. (Yüzde 11)

1937: Almanya'da Nazi rejiminin iktidarının da etkisiyle Filistin'e 300 bin Yahudi daha göç etti.

1937: İngiltere Kraliyet Komisyonu, bölgeyi Yahudi ve Arap devletleri arasında ikiye bölmeyi önerdi. Yahudi devleti, Filistin'in üçte birini kaplayacaktı. Filistinli ve Arap temsilciler teklifi reddetti; göçün durmasını ve azınlık haklarına saygılı bir üniter devlet kurulmasını istediler.

1938: İngiltere mandası altındaki Filistin'e Siyonist proje kapsamında yüz binlerce Yahudi göç etti. Bu da Arap topluluklarda öfkeye, isyana yol açtı.

1946: Hitler'in işgal ve soykırımından kaçanların etkisiyle Filistin'e daha çok göç eden Yahudiler nüfusun üçte birine ulaştı; ancak toprakların yüzde 6'sına sahiptiler.

1947: İngiltere, Siyonist-Arap sorununu çözme sorumluluğunu Milletler Cemiyeti'ne devretti.

29 Kasım 1947: Birleşmiş Milletler, Filistin'in yüzde 56,47'sini Yahudi devletine, yüzde 43,53'ünü de Arap devletine bırakan; Kudüs ise uluslararası idareye alan planı onayladı. Plana 33 ülke evet, 13 ülke hayır dedi; 10 ülke çekimser kaldı.

Filistinliler planı reddetti, plan uygulanmadı. 1948: İngiltere, hem Siyonist çetelerin kendilerini de hedef alan saldırılarından hem de ABD'nin 'daha fazla Yahudi göçü' için baskı yapmasından bıktı; Filistin'deki manda idaresinden çekileceğini açıkladı.

Aynı yılın 14 Mayıs'ında İsrail devleti ilan edildi.

Aralık ayı sonunda da, Yahudi milis güçlerinin Arap köylerinde düzenledikleri 'temizlik operasyonları' başladı.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44128837

***

Netice;

Osmanlı'nın Filistin'den çekilmesinin ardından Filistin topraklarının en çok yüzde 6'sı Siyonist yerleşimcilere satılmış; bunun da yüzde 24,6'sını Filistinliler satmış; yani toplamın yüzde 1,5'inden azını...

Üstelik onlar da büyük toprak sahipleri.

Yani sayıları da az...

Sonrası ise zaten ağır işgal, sürgün ve cinayetlerle geldi...

Özetle; üç-beş Filistinli büyük toprak sahibinin iki savaş arasında Yahudi yerleşimcilere bir avuç toprak satmasını, İsrail'in kanlı işgali ile yarıştırmak sadece adalete değil insanlığa da aykırıdır.

***

Yine de "Efendim satmışlar işte" diyecek olanlar, şu sözün muhatabı olurlar:

Allah başınıza göçmen milis çetelerini, tarım ürünlerinizin deniz yoluyla satışını engelleyen manda yönetimini musallat etsin de canınızı kurtarmakla malınızı satmak arasında kalın!

PROFESÖR PROFESÖRÜN KURDUDUR!

Jeoloji profesörü Celal Şengör, sosyal medya bilgelerinin "Filistinliler topraklarını İsraillilere kendileri sattı" iddiasını, "Büyük ölçüde toprak satıldı, satılmadı diyenler zır cahildir" diyerek doğruladı!

İzleyicilerden büyük alkış aldı!

Yanındaki tarih profesörü İlber Ortaylı da, "Eskiden Filistinli demek arazi satıp yaşayan insan demekti" diyerek önce alkıştan nasiplendi...

Sonra, "İkinci harpten evvel, iki harp arası Filistinli tipi, arazisini satar sonra gider Beyrut'ta, Kahire'de harcar" diye ekledi.

Jeologdan sonra tarihçiden de 'onay' gelince, sunucu da derin bir oh çekti!

***

Aslında Ortaylı, ikinci cümlesiyle, alkışından pay aldığı Şengör'ü yalanlamıştı.

Ancak ortamda bulunanlar zafer sarhoşluğu içinde farkına varmadılar bunun...

İki dünya savaşı arasında İsrail yoktu.

İsrail 1948'de kurulmuştu.

O arada da Filistinliler 'büyük oranda' arazi satmamışlardı.

Siyonist yerleşimci çetelerin terörü ve İngiliz manda yönetiminin Filistinli çiftçilerin ürünlerinin satışını engellemesi sonucu borç batağına düşen bazı toprak sahipleri satış yapmıştı.

Ancak bu şartlarda bile satılan toprakların oranı yüzde 1'in biraz üstündeydi.

(Kaynaklarını aşağıda vereceğim.)

***

Ortaylı, hem alkıştan pay almayı hem de ancak cahillerden alkış alabilecek bu iddianın doğru olmadığını söylememeyi başardı.

Olan "Deprem ihtimali var, ben İstanbul'dan kaçar" açıklamasının mürekkebi kurumadan, 80 yıldır evleri başlarına yıkılan Filistinlileri 'topraklarını satıp kaçmakla' suçlayan Celal Şengör'e oldu...

<p>Kaçak/sahte alkollü içki ticaretinin engellenmesi yönelik 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen 'Ç

Bakan Yerlikaya duyurdu! 81 ilde eş zamanlı 'Çengel-4' operasyonu

Havada taklalar atarak yere düştü! Yaya geçidinde kan donduran kaza

Uludağ'ın “Uyuyamayan” ayı ailesi! Yemek yerken görüntülendiler

Ustasından çay tarifi! Meğer yıllardır yanlış demliyormuşuz…