• $ 5,7709
  • € 6,4421
  • 279.197
  • 97149
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Millet olabilmek...

Millet olmak ile bir devletin bekası arasında doğrudan ve hayati bir ilişki vardır. Ne zaman ki dünyada ümmet/taba sistemi yıkıldı Osmanlı bu sorunu yakıcı biçimde adeta iliklerinde hissetti.

Osmanlı şüphesiz Türk/Müslüman bir kurucu kimliğe sahipti. Merkezinde de hep bu unsurlar yer aldı. Ancak çağ açıp kapatan İstanbul’un fethi ile nüfusu neredeyse birbirine eşit çift dinli bir cihan imparatorluğu ortaya çıkmıştı. Özetle, Osmanlı bir İslam/Hıristiyan imparatorluğuydu aynı zamanda.

Fransız İhtilali öncesi dönemde bugün ulus devletlerin kurucu/birleştirici fonksiyonunu millet/taba sistemi görüyordu. Buradaki “millet” sözcüğü ırka değil, dine gönderme yapıyordu. Müslim cemaat zaten padişah ile anı dinden gelmekteydi. (Hilafet ise şaşırtıcı biçimde Sultan Abdülhamid dönemine kadar siyasi olarak görülmemişti.) Müslim/gayrımüslim tüm milletler padişahın tabası idiler. Herkesin kendi dininde hür olduğu, adaletin de sağlandığı bir düzende, bu sistemin koruyucusu padişah olduğundan millet fikri onun şahsında cismanileşiyordu.

Museviler boşuna İspanya’dan Osmanlı’ya sığınmıyor, Ermeniler Osmanlı sayesinde azılı rakipleri Yahudileri ekarte ederek dünya ticaretini ele geçirmiyordu. Aynı esnada Avrupa’nın azınlıklar ve ters tarafta kalan mezhepler için üstü açık bir mezbaha olduğunu unutmayalım.

Yani millet sistemi yüzyıllar boyu tıkır tıkır çalışmış, güçlü bir devlet olmanın toplumsal şartlarını yerine getirmişti. Ama 19. yüzyıla gelindiğinde bu sistemin miadı dolmuş görünüyordu. Osmanlı da Batı tipi bir idari sistemi kopyalayarak bu netameli işi şıpınişi kotarabileceğini düşündü.

Millet sisteminin yerini anayasal vatandaşlık esasına yaslanan Osmanlılık kavramının alması düşünüldü. Bu iyiniyetli ancak içi boş bir tasarımdı. Avrupalılar bu işin neredeye varacağını çok iyi kestirdikleri için Osmanlı’yı hararetle desteklediler. Bir yandan da uyanan modern/milli kimliklere gaz veriyorlardı.

Osmanlılık tabii ki yeni bir millet harcı olmaya yetmedi. Bilakis, müslim ve gayrımüslimler arasına husumet girdi. Müslümanlar Hıristiyanlarla hiçbir konuda eşit olmayı arzu etmediler. Yüzlerce yıllık bir düzeni gavur işi bir düzenle değiştirmeye kuşkuyla bakıyorlardı. Hıristiyanlar da yeni devlette kendilerine yeterli söz hakkı verilmediğini düşündüler.

Perşembeye devam edelim.

<p>Olay, Çin´in Jiangxi eyaletindeki Nanchang şehrinde meydana geldi. Kafası pencerenin demir parmak

Kafası Demir Parmaklıklara Sıkışan Küçük Kızı Kurtarma Anı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Sarımsak antibiyotikten daha etkili

Türkiye'nin 45'inci milli parkı ilan edildi! Doğa turizmine açılıyor