• $ 7,7828
  • € 9,2843
  • 452.762
  • 1345.91
Reklamı Kapat

İthal liberal

Eskiler “İlim Çin’de de olsa gidip araştırın, bulun alın” demişler. Bunu doğru anlayıp tersinden uygulayanlar da var. Hürriyet, çözüm sürecini itibarsızlaştırmak için Amerika’dan ithal “liberal” bulup, röportaj yapmış. Ve ortaya çıkan haber de şöyle: “Öcalan tutuklu, 15 senedir hapiste, dışarıda olup biteni bilmiyor, anlamıyor. Asıl muhatap BDP-Kandil olmalı, İmralı değil.”  
Aliza Marcus, bir dönem Türkiye’de gazetecilik yapmış, PKK üzerinde de epeyi çalışmış bir gazeteci. Ama onu daha çok bizim liberallerle olan ahbaplığıyla tanıyorum. Çözüm sürecinin başından beri liberaller, İmralı’nın baş aktör olmasından rahatsızlar.
Bugüne kadar adeta kıvranarak, türlü yollardan imalarda bulunarak, olmadı dış basından kendi arkadaşlarına söyleterek; köşelerinde hep Öcalan’ın nasıl muhatap alınamayacağını anlatmaya çalıştılar.
 Kendilerinin söyleyemediğini ithal liberallere söyletiyorlar. 
Bugüne kadar onlardan dinlediğimiz üstü örtülü bu görüşleri, şimdi Hürriyet üzerinden Aliza’dan dinliyoruz. Söyleşinin başlığı “PKK’da ‘oyuna mı geliyoruz’ korkusu var”. Bunun PKK’nın kaygısı olmaktan daha çok, Beyaz Türklerle, liberallerin ilk günden beri Kürt hareketine empoze etmeye çalıştıkları bir “endişe” olduğunu biliyoruz.
Kürt kamuoyunu “endişeye” gark etmek için, çözüm sürecinin başladığı günden beri Güneydoğu’yu karış karış dolaştılar, Kandil’e çıktılar, sayfalar dolusu yazılar kaleme alıp “bu çözüm sürecine neden inanılmaması gerektiğini” ve “Başbakan Erdoğan ile AK Parti’ye neden güvenilemeyeceğini” anlattılar. 
Ve yaptıkları bu işi de “itibarlı” bir gazetecilik faaliyeti diye pazarlamaya çalıştılar, çalışıyorlar. 
Aliza’nın bu söyleşide dile getirdiği çoğu şeyi aslında Can Dündar başta olmak üzere Cengiz Çandar, Hasan Cemal vb. isimlerden çokça okuduk, dinledik. “Demokrasi olmadan, Kürt sorunu çözülmez” sözünü bir Amerikalı gazeteciden duymak da bana çok komik geldi. Bizim liberallerin çözüm sürecine muhalefet etmek için icat ettiği “özlü” sözleri, kıtaları bile aşmış diye düşündüm. 
Aliza’nın röportajda PKK’nın çekilmesinin tehlikeli olduğunu söylemesi de ilginç. 
Nedeni bölgede bir otorite boşluğundan korkmasıymış. Bu hem Türkler için hem de Kürtler için tehlikeliymiş! 
Oysa yine çok tanıdık sözler bunlar. 
İlk Can Dündar yazmıştı; PKK’nın çekilmesinin ne kadar tehlikeli olduğunu! 
Çekilenlerin yerini İslamcı militanlar doldururmuş! 
TSK’dan sonra PKK’nın da laikliğin tek güvencesi olduğunu doğrusu bilmiyorduk; “İrtica” tehlikesi, demek ki Güneydoğu’ya kaymış. 
Bu fikirlerin çoğunu biz zaten çözüm sürecinin başladığı ilk günden beri yerli liberallerden dinliyoruz. Bütün güçleriyle çözüm sürecinin bozulması için çalışıyorlar.
 Şimdilerde de Ergenekon’la aralarında yeni bir sayfa açıyorlar. İnanmayan Hasan Cemal’in dünkü yazısına baksın; Cemal, “Ergenekon kararları toplum vicdanını yaraladı” diye yazdı. Bir de tez elden Ergenekon’a af yolunun açılmasını istedi.
Hep düşman kalacak değiller ya. Aynı cephede dövüşmenin zamanı geldi, geçiyor bile. 
Hedef çözüm süreci, ortak düşman ise Başbakan Erdoğan! 
Ben olumlu buluyorum bu gelişmeyi. Bazı liberaller kendilerine geliyor ve özlerine dönüyorlar. 
Hani söylenir ya; ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol, diye. 
İşte şimdi oldukları gibi görünmeye başladılar. 
Hayırlı olsun! 

Süleymaniye'nin müziği hangisi?

Süleymaniye'nin müziği hangisi?

Seyfe Gölü, yağış olmaması nedeniyle kurudu

Seyfe Gölü, yağış olmaması nedeniyle kurudu

Vahşi doğanın yaşayan vampirleri

Vahşi doğanın yaşayan vampirleri

'Yeditepe Huzur' uygulamasının bilançosu açıklandı

'Yeditepe Huzur' uygulamasının bilançosu açıklandı