• $8,436
  • €10,2016
  • 491.957
  • 1441.33
28 Mart 2015 Cumartesi

Bir Kemalist HDP’li de olur ama...

Cumhuriyet üzerinde tekel kurmak isteyen birileri, adını Kemalizm koydukları bir ucube icat ettiler. Cumhurbaşkanı Atatürk’ü 1930’dan sonra nasıl Dolmabahçe Sarayı’na kapattılarsa, cumhuru da Kemalizm duvarları arasına hapsetmek istediler.
7 Haziran seçimlerinde bazı Kemalistlerin HDP’ye oy vereceklerini duyuyoruz. Sosyal medya diliyle: ‘Şaşırdık mı?’ Hayır. Zaten 1991’de, siyasal Kürtçülüğün öncülerini o dönemin CHP’si olan SHP’liler Meclis’e sokmuştu. Özal’ı ne pahasına olursa olsun devirmek isteyenler bu etnik harekete ardı ardına tavizler veriyorlardı.
Bazı dar görüşlü aydınlar Kemalizm’le Kürt milliyetçiliği bağdaşmaz sanırlar. Pekâlâ bağdaşır. Daha birkaç yıl önce ellerindeki kalpaklı bayrakla alanlarda ‘Türk’üz Türkçüyüz Atatürkçüyüz’ diye bağıranlar ve kendilerini ‘Mustafa Kemal’in askeri’ sayanlar hiçbir utanca kapılmaksızın PKK’ya destek olabilirler. Yeter ki, halk çoğunluğunun iktidarına şu veya bu şekilde engel olunsun.
Kemalistler etnik ayrılıkçı akımları destekledikleri gibi, dinsel görünümlü dikta peşinde koşan paralel örgütle canciğer kuzu sarması olabilirler. Hatta ülkelerini ABD makamlarına şikâyet ederek siyasal çıkarlarını müstevlilerin emelleriyle birleştirebilirler. Darbe teşebbüslerini, kargaşayı, ekonomik krizi teşvik edip ülkeyi harap ve bitap duruma düşürmek isteyebilirler. Kan ve ateş çemberi içindeki tek istikrar adası Türkiye’de yapılmak istenen tam da budur.
Aslında, iddiaların aksine bu kafayla, Ermeni milliyetçiliği bile bağdaşır. Kemalizm’in öncüleri olan İttihatçılar, 1908 darbesini Ermeni örgütleriyle birlikte yapmamışlar mıydı? O hastalıklı kafa, Sultan Abdülhamit’e o kadar karşıydı ki, ona suikast düzenleyen Ermeni teröristini ‘ey şanlı avcı’ diyerek göklere çıkarmış, kendi ülkesine ise ağza alınmayacak hakaretlerle saldırmıştı.
Batılılarla beraber Abdülhamit’i Kızıl Sultan ve soykırımcı ilan edenler, birkaç yıl sonra pervasızca ve vicdansızca 1915’i gerçekleştirebildiler. Bugün de yine, hem de pek kolaylıkla ‘soykırım vardır’ diyebilirler ve ellerine fırsat geçtiği anda yeniden eyleme geçebilirler. Şu andaki amaçları Türkiye’nin saygınlığını tahrip etmek ve bizzat varlığını yıkmaktır.
Bu ulusçu kafa, Türklerin ve Kürtlerin temsilcisiyiz diyerek Lozan’a gitmiş ve oradan döner dönmez de inkâr politikasını başlatmıştır. Bu militarist kafa 27 Mayıs’tan sonra Kürtleri toplama kampına atmıştır. Bu liberal kafa yıllarca barış talep ettikten sonra barış sürecine karşı çıkıp PKK’nın asker öldürmesini kışkırtmaya başlamıştır. Darbelerden önce mitinglerde ‘ordu göreve’ diye bağıranlar ile darbelerden sonra ‘faşist ordu, defol’ çığlıkları atanlar aynı kişilerdir. Ara sıra ikiye bölünüp bir kısmı liberalcilik, bir kısmı radikalcilik oynar, ama dönüp dolaşıp hepsi Kemalizm’in tilki dükkanında buluşurlar.
Kemalistler yaşam tarzlarıyla, bağlı bulundukları Batı değerleriyle kılıktan kılığa girebilirler. Bu bir sistem sorunudur. Batı düşünce sisteminin içinde kaldıktan sonra tıpkı Batılılar gibi bir dönem liberal yüzlerini, bir dönem faşist çehrelerini gösterebilirler. O Batılılar ki son iki yüzyılda her refah dönemini, her uygarlık açılımını mutlaka barbarca bir savaşla kapatmışlardır. Ancak Batı merkezli düşünceleri sistemin çevre ülkelerinde savunanlar,çok daha militan ve yeminli Türkiye karşıtıdır. Burada çelişki yoktur.
Bir Kemalist ancak hayali bir halkı, ütopik bir vatan kavramını savunabilir. Ama iş, değerleri ve inançlarıyla gerçek halka gelince ondan nefret eder. Ortada gerçek bir halk, bir ülke varken ve gerçek insanlar bu halka hizmet için çırpınırken Kemalist, sadece şekilci bir gelecekten söz eder. O kendi ülkesini ‘yurdum insanı’ vizyonuyla değerlendirir ve yabancı ülkelerin kimi başarısızlıklarını bile ‘ama biz daha kötüyüz’ zihniyetiyle karşılar. Kimi zaman tepeden inmeci, kimi zaman yumuşak posta bürünen Kemalist, bazen Kürtçü, sık sık komünist, zorda kalınca cemaatçi de olabilir. Kemalizm’i bir silah gibi kullananlar her şey olabilirler ama asla kendi halklarına dost olmazlar.

<p>İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda şehit  sayısı 14'ü kadın, 5'i çocuk olmak üzer

İslam ülkeleri Mescid-i Aksa için harekete geçecek mi?

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu

Bayram alışverişinin kalbi Eminönü ve Mısır Çarşısı sessiz

Toroslar'da baharla yeşile bürünen yaylalar görenleri kendine hayran bırakıyor