• $ 5,9194
  • € 6,5328
  • 284.653
  • 93981.4
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Kadınlar Günü’nün hüzünlü hikâyesi

Efendim malumunuz bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü… Tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Tıpkı diğer özel günler gibi… Genel olarak özel günleri severim.

Belki birçok kadın gibi hatırlanmak, o güne bahaneyle birbirilerimize ufak hediyeler almak, telefonlar açmak ya da buluşmak hoşuma gider. Şimdilerde biraz daha neşeli hallerle kutlamaya çalışsak da Kadınlar Günü’nün başlangıç tarihi hazin bir öyküye sahip… Tekstil fabrikasında grev yapan yaklaşık 120 kadının bir yangın sonucu, yanmasıyla milat başlamıştır.

Can veren yüzlerce kadın... Haklarını aramak için, onlarca yavruyu, kocayı, anayı, babayı arkalarında bırakıp göçüp giden diri diri yanan emekçiler…

Hâlâ bir sebeple dünyanın dört bir tarafında gerek işkence görmeye, gerek baskı altında tutulmaya, gerek öldürülmeye devam eden kadınların makûs kaderi…

Ben bugün tüm bu kadınları anmak, hâlâ bir yerlerde acı çeken kadınları, onları zor durumlara mahkûm edenlerden insaf dilemek ve tüm hemcinslerim için birbirimizi daha çok sevip daha fazla destek olup, yaralarımızı sarabilmek temennisinde bulunmak istiyorum.

Ayrıca kadına değer verip onların şu hayatta gerçek birer kahraman olduğunu bilen erkeklere de selam ediyorum.

BEHLÜL'ÜN KAÇMASI ŞART

Netflix’i mutlaka duymuşsunuzdur.

Merak ettim araştırdım.

“Flix” bilgisayar tutkunlarının “film” kelimesinin çoğulu olarak kullandığı bir kelime imiş.

Oldukça kısıtlı bir yaygınlığı olsa da biliyorum ki, sevenleri üzerine toz kondurmuyor. Ama ben tersten bakacağım.

Ve Netflix’in aslında pek de bize uygun olmayacağını söyleyeceğim.

Öncelikle biz öyle alt yazılı falan şeyleri sevmeyiz.

Kulağımızla duymak isteriz.

O yüzden taa “Dallas” zamanlarından beri dublaj sanatçılığı bizde çok gelişmiştir.

Hadi dublaj yaptırdılar diyelim. Ki yaptırıyorlar zaten, bu kez ortaya “bakışma” sorunu çıkar.

Yani başrol delikanlımız ile başrol kızımızın yeterince uzun bakışması gerekir.

Öyle Amerikan tipi 2 saniyede bir değişen planlarla bu iş olmaz. Uzun uzun bakışmak gerekir.

Sonra fondaki müzik sesi önemlidir. Bir Meksika ezgisiyle o sahne bir türlü bütünleşemez.

Bizim insan ilişkilerimiz farklıdır. Gelin-görümce, kayın-kaynata, Hala kızı-elti, konu-komşu ilişkilerimiz farklıdır. Farklı kızarız birbirimize, farklı severiz. Ve tabii farklı affederiz.

O yüzden yabancı diziler reyting kanallarında yayınlandığında hiç başarılı olmaz bizde.

Ve biz o senaryoları alıp, elden geçirip bir daha çekersek izlenme rekorları kırar, bir çok örnekte görüldüğü gibi.Netflix’de bunu bilmez mi? Zaten bildiği için Yılmaz Erdoğan’ın filmini alıp yayınlıyor.

“Türk sinemasını dünyaya tanıtmak” falan işin bahanesi.

Dertleri Türk izleyicisini kazanmak.

Umarım sektöre destek olurlar, maddi katkılar ile gelişmesinde faydaları olur.

Ama unutmasınlar ki, finalde, Behlül’ün mutlaka kaçması gereklidir.

Başkan Erdoğan´dan Münbiç ve Kobani açıklaması

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Barış Pınarı Harekatı'nda teslim olan YPG/PKK’lı teröristlerin 2’si bakın kim çıktı!

Barış Pınarı Harekatı'nda YPG/PKK'dan kurtardığı yerler