• $8,4396
  • €10,0747
  • 492.239
  • 1392.91
24 Aralık 2017 Pazar

Maturidi dersleri/6

1

Önceki derste kaldığımız yerden devam edersek;

Önemli soru şu: Gerçekten de Maturidi’nin söylediklerinden hareketle ‘ibadetsiz bir din’ tesis etmek mümkün müdür?

Başkaca hiçbir mülahazaya yer vermeksizin peşinen söyleyebiliriz ki; böyle bir düşünce öncelikle şahsen Maturidi’ye, devamında ise asırlar boyu kendisini Maturidi’ye nispet eden Müslümanlara haksızlıktır, bühtandır…

2

Evet Maturidi ‘ameli imanda bir cüz’ saymamıştır.

Ancak buradaki ‘iman’ üzerinde durmak gerekir.

Buradaki iman, hani tek başına ‘yaratıcı ve tek bir Tanrı’yı bulmakla’ mükellef olan tekil akıl vardı ya, onun imanına benzer bir şeydir.

Henüz peygamber devrede yoktur.

Bu aşamada ‘inandım!’ diyen birisinin beyanını biz dışarıdan, başka gerekçelerle sorgulamayız, yok sayamayız.

Ancak peygamber devreye girip, Tanrı’ya iman tekil aklın tasavvurundan çıkıp, peygamber vasıtasıyla Tanrı’nın bizzat kendisini anlatmasından sonra;

Akıl ortadan kalkmaz, ama önemli bir mahiyet değişikliğine uğrar.

Başlangıçta ‘tek ve yaratıcı tanrıyı bulmakla’ mükellef olan akıl, bu kez peygamberi ve onun anlattığı Tanrı’yı (Allah’ı) layıkı vech ile tanımakla mükellef hale gelir.

Bu aşamadan sonra hayat (din) Allah’ın bildirdikleri ve peygamberin uygulamasına göre şekil almak durumundadır.

3

“Bedeviler (onlar) ‘iman ettik’ dediler. De ki; ‘iman etmediniz’, ‘ancak boyun eğdik’ deyin (diyebilirsiniz). Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve peygamberine itaat ederseniz…” (Hucurat/14)

Müslümanlar arasında çokça zikredilen bu ayete bir de yukarıdan beri anlatılanlar bağlamında yeniden bakarsak;

Burada anahtar kelime ‘kalbe girmek (inmek)’tir.

Yani tekil insan bir ve yaratıcı Tanrı’yı bulmuş, ona tasdik etmiş olabilir. Farkındaysanız bu salt akli bir ameliyedir.

Veya konjonktürel olarak, güce boyun eğmek adına kabul (iman) ettim denmiş olabilir.

Ancak her iki durumda da henüz ‘kalp’ devreye girmemiştir. Yani mesele içselleştirilmemiştir. İç yolculuk ve/veya iç hesaplaşma henüz bitmemiştir.

Ne zaman ki, dışarıdan bir dayatma sonucu değil tamamen kendi içimizde yapacağımız bir yolculuk sonucu, aklın kılavuzluğuyla yetinmeksizin, tabiri caiz ise bütün hücrelerimizle vaaz edilene inandığımızda ve inancımızın gereği gibi hayatımızı tanzim etmeye başladığımızda imanımız kalbimize yerleşmiş olur.

Ayetteki ikinci anahtar unsur ise; ‘Allah’a ve Peygamberine itaat’tir.

Aklın sayesinde Peygambere ve Allah’a ulaştıktan sonra, bir mümin için, kul için olmazsa olmaz şart Allah’a ve Peygambere itaattir.

Artık hayatımızı (dinimizi) Allah’ın ve peygamberlerin bildirdikleriyle yaşıyor hale geldikten sonra ise karşımıza her türüyle amel, bahusus ibadet çıkar.

Bu bağlamıyla ibadetler kulun, müminin Allah’a ve peygambere itaatinin göstergesidir artık.

4

İmam Maturidi Kitab-ı Tevhid’de bilginin son aşaması olarak ‘kabi bilgi’den bahsederken;

Tevilatın’de da daha başlangıçta ‘kalbi imana’ vurgu yapar.

Bakara Suresi’nin 8. ayetini açıklarken daha sonra gelecek; Maide/41, Nisa/65 gibi ayetlere atıfla dildeki ve kalpteki iman ayrımına özel bir önem atfeder.

Kısaca ve bir daha söylemek gerekirse;

Maturidi’ye göre; peygamber devreye girdikten sonra akıl mahiyet değiştirir.

Bu yeni aklın birincil görevi Allah’ın ve Peygamber’in bildirdiklerini layıkıyla anlamak,

Sonrada bu bilgiler sayesinde,

Evrene, hayata ve kendisine dair tevillerde
bulunmaktır.

<p>Armutalan Mahallesi Şirinyer mevkisinde dün öğle saatlerinde başlayan ve İçmeler Mahallesi'ne kad

Şahin'in kahreden ölümü

Fransa'da 400 evsiz Vosges Meydanı'nda çadır kurdu

Nizip sabunu yurt içi ve dışından yoğun ilgi görüyor

Milas'taki yangında zarar gören 80 hektarlık ormanlık alan havadan görüntülendi