• $32,508
  • €34,8821
  • 2485.46
  • 9530.47
1 Mart 2024 Cuma

Gazze! Haşim'in şehri Gökhan'ın yarası /3

Bildiğiniz gibi, Yahudi ayrıcalığı kendine ve meşruiyetine 'insansız' olarak tanımladıkları Filistin topraklarını tanık gösterir.

Yunan mucizesi denilen şey de, sanki Avrupa kökenliymiş gibi algılansa da tamamıyla Asya kökenli olup İran, Verimli Hilal ve Anadolu mahreçlidir.

Hıristiyanlık gerek Pavlus'tan önceki haliyle gerek Pavlus'cu vasfıyla Anadoluludur, Verimli Hilal'den neşet etmiştir.

Bildiğimiz Greko-Roma medeniyeti de, kimi ciddi tarihi mülahazalara göre Tedmür/Palmira Krallığı'nın güncellenmesinde başka bir şey değildir. Ki Palmira; Akdeniz'den Hindistan'a kadar bütün yol ulaşım ağını, kültürlerin kucaklaşmasını ve ruhi alışverişleri düzenleyen bir başşehirdi...

Malumunuz bu kadim şehrin kalıntılarını Amerikan maşası DEAŞ'lılar yıkıp tarumar ettiler.

Palmira'nın içinde bulunduğu Verimli Hilal, daha sonra göreceğimiz, sınırlarla, surlarla ordularla korunan devletlerin/milletlerin aksine kendinden emin, dışarıdan gelecek hiçbir şeyden korkmayan 'açık bir toplum' örneğiydi.

(Bu bağlamda Osmanlı'nın incelenmesi bahsi diğer...)

Bu 'açık toplumların' kümeleştiği, yaşadığı yerler ise, Yunan'dan (Yunan şehir devletleri) binlerce yıl önce gerçekleşen 'Filistin Şehir Devletleri'dir.

Antiparantez ifade etmek gerekirse, George Soros ve Hocası Karl Popper belki de kurdukları Açık Toplum Vakıflarının ilhamını buradan almışlardı... Tabii ki deforme ederek...

Ne var ki buradaki şehir devletleri Yunan'daki gibi birbirleriyle savaşmıyor, birbirleriyle yardımlaşarak gelişiyorlardı...

Ve asıl önemlisi: Bu özellikleriyle Verimli Hilal ve onun ortasındaki Filistin, insanları Allah'a götürmek konusunda dünyanın başka yerlerinden çok daha fazla katkıda bulunan coğrafyaydı.

Bu topraklar, Nabi Avcı'nın Nörobiyolog Rupert Sheldrake'den alıntılayarak kavramsallaştırdığı 'Morfik Rezonans'a sahip beldelerdi...

Daha önce de ifade edildiği üzre Kenanlıların en belirgin ortak özelliği ise kullandıkları 'Sami dilleri'dir. Bu dilin bilinen en eski hali 'Aramice'dir.

Aramice ise hem Arapçanın hem de İbranicenin atasıdır...

Yeri gelmişken söylemeliyiz ki; İbraniler (Yahudiler) Kenan diyarına/Filistin'e çok sonraları M.Ö. 1100-1000 yıllarında gelmişlerdir.

Buraya gelmeden önce, Hz. Musa önderliğinde denizi geçmeden önce İbraniler, Mısır'da, yerleşik olmayan, çapulculuk yapan bir kavim olarak yaşıyordu.

Bu geliş malumunuz, hem kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de anlatılır (Musa'nın hikayesi) hem yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkmıştır...

Bu arada, bugün olup bitenlerin anlaşılmasına katkı olur umuduyla iki hususun altını çizmeyi önemsediğimi söylemeliyim.

Birincisi; Hani kâhinler Firavun'a; bugünlerde doğacak bir erkek çocuk saltanatını yıkacak demişlerdi de Firavun da bu defa bütün erkek çocukları öldürüyordu ya... Ama her şeye rağmen Musa yaşar ve Firavun'un karşısına dikilir ve sonunda helak olmasına vesile olur.

Tıpkı onun gibi; bugünkü İsrail devleti de kendini korumak için bir taraftan Holokost'u bir taraftan antisemitizmi kullanarak ve başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere nice devletlerin siyasi gücünü ve yüksek teknolojik imkanlarını ardına takarak kendine yöneltilecek bütün eleştirileri bastırmaya çalışıyor ya, fakat buna rağmen Kassam Tugayları ortaya çıktı ve Firavun'un karşısına dikilen Musa gibi onlara meydan okudu. Umuyor ve inanıyorum ki İsrail'de eninde sonunda Firavun gibi kaybedecek ve helak olacaktır...

İkincisi: Musa kavmini Kızıldeniz'den geçirdikten sonra Tanrı/Allah onların Kudüs'e girmesine müsaade etmez. Çünkü, onlar her ne kadar mağdur/mazlum olsalar da uzun yıllar Firavun yönetiminde yaşadıkları için kirlenmişlerdir. (Tam da burada bizlerin, hepimizin geçtiği eğitim süreçlerini hatırlamakta fayda vardır... diye söylemeden geçemeyeceğim) Oysa Kudüs temiz bir şehirdir. Kirli halleriyle Yahudiler Kudüs'e girip orayı kirletmesinler diye tam 40 yıl, yani Firavun'un tezgahından geçenlerin ölüp gidinceye, çölde doğup, dünyanın kirine bulaşmış yeni bir nesil gelinceye kadar onlar çölde tutulmuşlardır...

Verimli Hilal diye tesmiye ettiğimiz toprakları her ne kadar barış yurdu olarak tanımlasak/tanımlamaya çalışsak da;

Beşer türünün insanileşmesine imkân tanıyan bu topraklar hep başkalarının, ötekilerin dikkatini çekmiş ve iştahını kabartmıştır ve bütün fetih orduları buraya abanmışlardır.

Firavunların Mısır'ından, Asur ve Babil'e, Deniz Halklarından (Filistinliler) Pers İmparatorluğu'na, İbrani hahamlarından Büyük İskender'e, Romalılara, Bizanslılara, İslam'dan önce de sonra da Arap iştihasından Moğol ve Haçlı istilasına, Osmanlı hakimiyetinden Napolyon'a, İngiliz işgalinden bugünkü Siyonizm'e kadar...

Sanki dünya, dün buradan neşet etmiştir bugün de dünya buraya bakarak kendine çeki-düzen vermektedir.

(Devam edecek)

<p>İran'da nükleer programı   'Barış için Atom', aslında ABD'nin yardımı ile başlatıldı. </p><p>5 nü

İran ve İsrail arasında 'nükleer' gerginlik!

İzmir'de iki fabrikada yangın: Kontrol altına alındı

Geri sayım başladı! Türkiye Mars yolculuğu simülatörünü devreye aldı

İspanyol Donanması'nın amfibi uçak gemisi ESPS Juan Carlos I! İstanbul'dan ayrıldı