• $32,5038
  • €34,7826
  • 2499.53
  • 9693.46
18 Şubat 2024 Pazar

Göz ardı ettiğimiz kesin

1

Erhan Afyoncu, geçen hafta ilginç bir yazı yazdı.

'Osmanlı İmparatorluğu nüfusu artırmayınca çökmüştü' başlığı taşıyan yazıda Afyoncu; hem yükselme döneminin, hem gerilemenin mukayeseli olarak nüfusla nasıl doğru orantılı olduğunu anlatıyor. Örnekler ve rakamlar veriyor.

Yazı şöyle başlıyor: "Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'dan teknolojik olarak geri kalması ve bu yüzden savaşlarda mağlup olup topraklarımızı kaybettiğimiz hep anlatılır. Ancak üzerinde fazlaca durulmayan önemli bir husus ise Osmanlı Devleti'nin özellikle Rusya'ya karşı savaşları kaybetmesinde teknolojik geriliği kadar nüfus olarak da Ruslardan geri kalmasının önemli bir rolü olduğudur..."

Afyoncu, rakamlarla, başlangıçta Osmanlı'nın nüfusunun Avrupa'daki birçok devletin toplam nüfusundan fazla olduğunu, bu dönemde Avrupa'da zafer üstüne zafer kazandığını; ancak 17.-18. yüzyılda Osmanlı'nın nüfusunda anlamlı bir artış olmazken Avrupa'nın nüfusunun ise iki katına çıktığını, buna paralel olarak ta Avrupa karşısında gerilemeye başladığını ortaya koyuyor.

En çarpıcı rakam ise; Birinci Dünya Savaşı başladığında Rusya'nın nüfusu 175 milyona ulaşmışken, Osmanlı'nın nüfusu ise sadece 22 milyon olduğudur.

Görünen odur ki; son iki asırda Osmanlı'nın nüfusu hemen hemen aynı kalırken, Rusya'nın nüfusu neredeyse 10 misli artmıştır.

2

"Evrensel bir devletin asabiyeti ve destekçileri ne kadar büyük olursa, devlet de o kadar güçlü, eyaletleri ve bölgeleri o kadar yaygın ve hükümranlığı da o kadar geniş olur. (..)

Dolayısıyla bir devletin genişliği ve gücü, kuruluşuna katkıda bulunanların sayısal gücü ile orantılıdır. Aynı şey devletin süresi için de geçerlidir. Gerçekten de yaratılan bütün varlıkların ömrü iç yapısına (mizacının, bünyesinin) gücüne bağlıdır. Devletin iç yapıları asabiyetle bağlantılıdır. Eğer asabiyet güçlü ise, bünye de onu takip eder ve devletin uzun bir ömrü olur..."

Ehil olanlara malum olacağı üzre yukarıdaki alıntıları Üstad İbn-i Haldun'dan (Cemal Aydın tercümesi) yaptık.

Altını çizmek kabilinden tekrarlarsak; neymiş? Bir devletin kuruluşu, güçlenmesi, ömrü o devletin nüfusu ile doğru orantılıymış...

3

TUİK'in son yaptığı açıklamaya göre Türkiye'de nüfus artış hızı durmuş/sıfırlanmış (istatistikte binde beş seviyesindeki değerler rahatlıkla yok sayılabilir) ve ilk kez 'yaşlı' olarak tanımlananların miktarı yüzde onu aşmış...

Kestirmeden ve direkt olarak söyleyelim ki;

Korkarım, bu gidişle, 15-20 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti ordusu şimdiki gibi sınır ötesi operasyonlar yapamayacaktır.

Çünkü, yeni gençlerin gelememesiyle ordu güncellenemeyecek, gittikçe yaşlanacaktır, yaşlanan ordunun operasyon kabiliyeti ise doğal olarak düşecektir.

Hayat, sadece devlet ve ordu değildir... diye itirazda bulunabilirsiniz.

O zaman da deriz ki;

Korkarım, bu gidişle, 15-20 yıl sonra insan hayatına dokunan her türden teknolojik gelişmeler, yeterli yazılımcılar ve mühendisler bulunmadığı için duraklayacaktır.

Korkarım! Bu gidişle bizi zamanın ruhuyla tanıştıracak yeni bilim ve sanat adamları yetişmeyecektir.

Korkarım! Bu gidişle, gittikçe daha da mekanikleşen hayatımızı bir nebze aşkın, müteal, fizik ötesi alanla irtibatlandıran edebiyatçılar, filozoflar yetişmeyecektir...

Bu faslı istediğimiz kadar çoğaltabiliriz de, maksat hasıl olmuştur umuyorum...

Hal böyleyse; devlet acilen tedbir almalıdır. Nüfus artışına vesile olacak cazip kampanyalar hazırlamalıdır.

4

Giderek, ekonomik olarak, çalışan bir kişinin çalışmayan kaç kişiye bakmak mecburiyetinde kalacağı, bakabileceği meselesine hiç girmiyorum bile...

<p>Hakkari'nin Yüksekova ilçesi kırsalında yılanlar sürü halinde görüntülendi. İlçeye 30 kilometre u

Yüksekova'daki yılanlar bölge halkını şaşırttı

Kaçıran pişman oluyor: 50.000 TL'den başlıyor! İşte ikinci el araba modelleri…

Bodrum'da inşaatta toprak kayması! İki işçi, yaralı olarak kurtarıldı

Uşak'ta şiddetli fırtına! Bazı ev ve ahırların çatısı zarar gördü