• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
11 Ekim 2015 Pazar

Entelektüelin devlet karşısında tavrı…

(Not: Bu yazı, Ankara’da ki meşum katliamdan önce yazılmıştı. Öncelikle milletimizin başı sağ olsun, ölenlere Allah rahmet etsin.

Tevafuk işte; söz konusu katliamdan sonra bile, gerçekten de milletçe bütün olmamızı gerektiren bir günde, yazıda da sözünü ettiğim zevattan birileri çıkıp; iktidar karşıtlığı adına milleti ve ülkeyi bölüp parçalamaya dönük açıklamalar yapabiliyor.)
“Her ne yazdım ise hazz-ı nefsim için veyahut kimseye taassup için yazmadım. Akl-ı kasırımın eriştiği kadar Devlet-i Aliyye’ye nafi olanı söylemekte bi-ihtiyarım.” Koçi Bey.
1
Entelektüel bir zihnin muhalefetini anlarım ve anlayışla karşılayabilirim.
Yerine ve zamanına göre entelektüalizme kendi geleneğimiz ve medeniyetimiz içinde bir yer de bulabilirim.
Her toplumun içinde, herkesin liderlerine tabasbusta bulunduğu zamanlarda, birilerinin çıkıp ‘yanlış yapıyorsunuz’ demesini akidevi ve insani gerekçelerle temellendirebilirim de…
Entelektüel bir zihin; hem önceden hatırlatma ve uyarma babında, hem olagelen yanlışları, haksızlıkları, adaletsizlikleri gösterme sadedinde iktidarlara muhalif olabilir.
Entelektüel bir zihin; halkın daha fazla refahı, daha onurlu yaşaması adına yerleşik, katılaşmış, her türlü ilerlemeye (değişikliğe) karşı olan anlayışlara muhalefet edebilir.
Hatta, entelektüel bir zihin sırf bireysel tatmin için (züppelik olsun diye, demeyelim hadi…) her şeye karşı olabilir.
Ama hiçbir mazeret, hiçbir fayda bir kişinin yerleşik (kadim) değerlere sövmesine…
Toplumun geleceğini tehlikeye sokacak tavırlarda bulunmasına…
Devleti ortadan kaldıracak söz ve eylem sahibi olmasına gerekçe olamaz.
2
Oysa günümüzde; kendilerini entelektüel sayan bir kısım zevat, bir partiye, daha doğrudan söylendiğinde iktidara muhalefet etmek adına devletin varlığına ve istikbaline tecavüz edecek tavırlarda bulunmakta bir beis görmemektedir.
Bu hal bizim geleneğimizde mevcut değildir.
Mesela Osmanlı devrinde de ilim adamları, kalem sahipleri iktidara yani Padişah’a karşı tavır alabilmişler, eleştirilerini açıkça dile getirmişler/getirebilmişler.
Belki bir çoğumuza makul ve normal gelmeyebilir. Ama bir çok Osmanlı müellifi yaşadıkları dönemi, önceki dönemlerden daha kötü addederek tenkit etmiş, sorumluluk sahiplerini sigaya çekebilmişlerdir.
Ama hiç birisi; başlangıçta alıntıladığım Koçi Bey gibi, Devlet-i Aliyye’nin aleyhine olacak bir tavırda bulunmamıştır.
Osmanlıda bu bir gelenekti.
Bu geleneğe göre; kişiler şahsiyetlerini devlette eritmeliydiler…
Kişiler mensup oldukları milletin hemen her şeyini, yani kültürünü, yani medeniyetini koşulsuz kabullenmeliydiler.
Osmanlı aydınlarının nizamı alem, kanuni kadim ve adalet gibi değişmez itikatları ve inançları vardı.
3
Yeni Türkiye’de aydınların (entelektüeller) neredeyse hiçbir aidiyetleri söz konusu değil.
Hiçbir kutsala saygıları yok.
Adaletse, onları haklı çıkardığı sürece bir anlam ifade etmekte.
Bugün Türkiye, zor bir dönemeci dönüyor olmasına..,
Devletin bekası söz konusu olmasına..,
Milletin istikbali tehlikede bulunmasına..,
Aidiyetlerin parçalanmasına ve anlamsızlaştırılmasına..,
Fertleri cemaat kılacak eczanın, ortak inancın, ortak kültürün ortadan kaldırılmaya çalışılmasına rağmen söz konusu entelektüellerin;
Bir partiye düşmanlık üzerinden devleti ve milleti yıkıma götürecek projelerde gönüllü rol almaları izahtan varestedir.
Mesele, aktüel sahada malumat sahibi olmak değil;
Mesele, akıl, vicdan, izan ve insaf dairesinde kendisine ve mensubu olduğu millete taraf olma halidir.
Mesele, kendi ‘hazz-ı nefsi’ uğruna devleti zaafa uğratmamaktır, vesselam.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Karabük'te bilim insanları otonom kontrollü kalp masajı cihazı geliştirdi

Dünyanın yeraltı kaynakları zengini ülkesi hangisi? Türkiye kaçıncı sırada?

Selimiye Meydanı kazılarında Roma döneminden kalma aile mezarlığı bulundu