• $9,2742
  • €10,7492
  • 526.546
  • 1412.1
4 Ekim 2015 Pazar

Mirasyedinin hükmü

1

Veraset haktır.

Bu nedenle kendilerine düşen mirası kullanan varisler, yani mirasyediler basit hukuk düzleminde makul ve makbul şahsiyetlerdir.

Mirasyedilik küçük aile mülkü üzerinde tasarrufta bulunma aşamasında ise, tabiatıyla bizi, toplumu ilgilendirmez.
Ancak; genel anlamda varislerin eline kalmış bir dünya, bir ülke, bir yönetim, yani büyük aile söz konusu ise eninde sonunda iflas kaçınılmazdır.

Çünkü mirasyediler yaratılışın-tabiatın- doğasını bozmaktadırlar.

Yaratılışın doğasında ‘ikilem’ mevcuttur.

Mesela, bir toplum, kurum tüketiyor (tüketmekten maksat sadece malın harcanması olmayıp, fikrinde bu babta düşünülmesi iktiza eder) ama hiç üretmiyorsa ‘ikilem’ nedeniyle zevale uğramak mukadderdir.
Mirasyedilerin durumu da bundan başkası değildir.

Onlar, kendilerinden öncekilerin ürettiklerini büyük bir hızla tüketirken; hiçbir ciddi üretimde bulunmadıkları için (gerçekten de kendilerini ‘varis’ olarak konumlandırmış ve meşrulaştırmış zihinlerin bir şey üretmesi zaten mümkün değildir.) tabiatın doğasını, tıpkı bir bardağa dolan su damlacıkları gibi, yavaş yavaş bozarlar.
Eğer bardağın yavaş yavaş doluyor olması sorumlu zihinler tarafından görülmez ise günü ve saati geldiğinde taşkın hali kaçınılmaz olarak karşımıza çıkar.
İmdi; bir bakın etrafınıza (belki bir iki istisna dışında) hakim ve muktedir olanlar varisler mi, tevarüs sahipleri mi?

2

Kuşkusuz; gelenek, klasik düşünce, tarihi derinlik, coğrafi konum önemlidir.

Bir gelecek tasavvuru (tedebbürü) söz konusu ise bir toplumda varislerin sayısınca olmasa da gerektiği kadar tevarüs sahiplerine ihtiyaç vardır.

Tevarüs sahipleri de tıpkı varisler gibi geçmişin mirasından faydalanırlar ve mirasa sahip çıkarlar.
Ama onların faaliyetleri varisler gibi sadece tüketmekle (miras yemekle) kayıtlı olmayıp; (tevarüs ehli sadece taklit etmeyip, meseleleri tahkik ederek günümüz için faydalı hale getirir) hükmü ışığında geçmişin birikiminden faydalanarak geleceğe dair, ihtiyaçlar muahacesinde üretmeyi de üzerlerinde bir borç ve sorumluluk olarak görürler.

Meseleyi aktüel hale getirirsek; bir ülkenin, bir toplumun, bir partinin dönüştürücü ve kurucu bir rol üstlenebilmesi için;

Gün yirmi dört saat, yıl 365 gün veraset ilmühaberleriyle ilgilenmenin yanında/yerine; tevarüs edilenle geleceğe uzanan yol için azık hazırlanıyor olması gerekir.

3

Bir kez daha bakın; etrafın(m)ızda bunlardan, yani tevarüs ehlinden kimse var mı, ya da mevcudiyetleri 80 milyonluk bir topluluğu (hadi diyelim bir Parti’yi) yönetecek ve yönlendirecek sayıda mı?
Farkına varılması gereken;

Toplumu, kurumları, partileri, dernekleri, cemaatleri yönetenler veraset ilmühaberinden çıkardıklarıyla mı hareket ediyorlar,

Yoksa geçmişten tevarüs ettikleriyle bir gelecek inşasının gerekleriyle mi meşguller.
Mesele; hayati faaliyetleri ‘amel’ mesabesinde görenlerle

‘Aktivite’ çerçevesinde değerlendirenlerin fark edilmesi meselesi.
Hayati soru bu.
Sizce de değil mi?

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Çanakkale Boğazı tek yönlü olarak transit gemi geçişlerine kapatıldı

Dünyanın en değerli 100 markası belli oldu!

Temizlik işçileri greve gitti sokaklar çöp yığınları ile doldu