• $9,6032
  • €11,1706
  • 556.654
  • 1492.93
19 Eylül 2021 Pazar

Bu kadar cahil olamazsınız! Çok ayıp

2

İkinci aşamada Mustafa Kemal ve arkadaşları dini kendi istedikleri gibi yorumlamaya ve bu yorumun kabulü yönünde gayret gösterirler.

Bu dönemde aslolan Batı tipi yaşam biçiminin kabulü ve yaygınlaşmasıdır. Din (İslam) buna hizmet edecek bir fonksiyon icra etsin istenir. Bunun içindir ki Mustafa Kemal ve etrafındakiler her fırsatta bu yeni din anlayışını duyurmak ve izah etmek için çaba harcarlar.

Bu dönem Anadolu'nun düşman işgalinden temizlenmesi, dolayısıyla yeni bir devlet (cumhuriyet) kurma çalışmalarına hız verildiği dönemde başlar.

Bu dönemin en belirleyici ve radikal hareketi, Kurucu (Birinci) Meclis'in feshedilmesi ve 1923 yılı seçimleridir. Tamamen Halkçı Fırka'nın (Mustafa Kemal'in) kontrolünde gerçekleşen 1923 seçimleri ve ondan sonra kurulan Meclis, Mustafa Kemal'in kurguladığı gelecek için itinayla, yapılan her şeyi kayıtsız şartsız destekleyecek kişilerden oluşur.

Bir önceki Meclis'te yer alan; Batıcılığın yanında (dikkat isterim karşısında değil, bir kez daha tekrar etme pahasına Mehmet Akif merhum dahi Batı'nın tekniğini alabiliriz demektedir.) yerli ve kadim değerlere de atıfta bulunan hiçbir vekil (İkinci Grup üyeleri) yer alamaz.

Yani Meclis'in kurulmasıyla artık Mustafa Kemal'in önünde yeni Türkiye'yi kurmak ve onun müesseselerini ve umdelerini belirlemek yönünde bir mani kalmamıştır.

Yeni duruma uygun ve yardımcı olması için ilk dönüştürülmesi/yeniden tanımlanması dolayısıyla kontrol edilmesi gerekense dindir.

Bu bağlamda Mustafa Kemal'in meşhur Balıkesir Zağnos Paşa Camii'nde okuduğu hutbe ışık tutucu niteliktedir. (7 Şubat 1923)

"İnsanlara manevi mutluluk vermiş dinimiz, son dindir, mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa ve gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir..."

Dikkat ederseniz buradaki din pasif ve ikincil değerde bir dindir. Din, insanlara mutluluk veriyorsa, konjonktürel akla ve mantığa uyuyorsa makbuldür. Aksi halde bir kıymeti harbiyesi olmayacaktır.

(Ara not 1: Yürüttüğü mantığın ne kadar yanlış olduğunu göstermek için Fikret Bila'ya hatırlatma:

Mustafa Kemal aynı hutbenin devamında bakın ne demiş: "Arkadaşlar Cenabı Peygamber çalışmalarında iki yere, iki eve sahipti: Biri kendi evi diğeri Allah'ın evi idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı.

HZ. Muhammed'in mübarek yollarını takip edersek bu dakikada milletimize ve milletimizin şimdi ve geleceğine ait konuları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde, Allah'ın huzurunda bulunuyoruz."

Not 2: Bila'nın alıntıladığı metin 1930 yılına ait olduğuna göre (kendi öyle not düşmüş)

Bu iki metin, iki tarih (1923-1930) arasında husule gelen değişikliği,

Dolayısıyla bizim, Mustafa Kemal din konusunda duruma göre hareket etmiştir... tezimizin doğruluğunu göstermektedir.)

Mustafa Kemal'in ve arkadaşlarının din ile ilişkileri bağlamında ikinci evre Lozan'ın kabulü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin resmen kurulması, ardından Hilafet'in kaldırılması, harf devrimi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi yapısal değişikliklerin bitimine (1928-30) kadar devam eder.

Ondan sonra üçüncü evre başlar.

Bu konuda yazmaya devam edeceğiz.

<p>Yeşilçam'ın usta ismi Hülya Koçyiğit, 1963 yılında henüz 16 yaşındayken Susuz Yaz adlı filmle bey

Hülya Koçyiğit bilinmeyenlerini anlattı

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler

Düzce'nin 1830 rakımlı Kardüz Yaylası'na kar yağdı

Az bilinen tarihi fotoğraflar ve hikayeleri