• $ 5,7653
  • € 6,3508
  • 271.817
  • 104515
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

HSYK’da restorasyondan kim korkar?

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun kongre konuşmasındaki “Restorasyon süreci devam edecek” sözlerinin tarihsel ve sosyolojik arka planını kurcalayarak farklı anlamlar çıkarmaya çalışan, hatta biraz zorlamayla da olsa rejim adına alınganlıklar üreten bazı kesimlerin şu günlerdeki en büyük derdi restorasyon…

Sadece etimolojik olarak bir restorasyondan söz ediliyor olsaydı entelektüel bir ukalalık olarak görüp geçerdik. Ama öyle değil, işin içinde endişeli rejim tayfası ve paralele gönül vermiş endişeli modernler var.
Mesela bu kesimlerin şu günlerdeki en büyük endişesi HSYK seçimleri… “HSYK seçimlerini iktidarın organize ettiği bir Türkiye’de yaşıyoruz” diyerek bu endişelerini açıkça ifade ediyorlar. Yani paralel yapılanmayla paralel hareket eden HSYK’nın bağımsız ve tarafsız bir değişime uğramasından korkuyorlar.
Restorasyondan rahatsız olanların endişesi gerçekten ‘adalet’ ve ‘evrensel hukuk’ hassasiyetinden kaynaklanıyor olsaydı, bunu sadece alkışlamak gerekirdi. Çünkü Türkiye uzun yıllar jürostokrasinin adalet üzerindeki vesayeti yüzünden büyük sıkıntılar ve acılar yaşadı.
Eski Türkiye’deki yargısal vesayetin bu ülkede nelere mal olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Unutmayalım Türk yargı sistemi cuntacılardan brifing alan yargıçlar hegemonyasından kurtulmak için zor mücadeleler vererek bugünlere geldi.
Ancak vesayetin yargıda ve yargıçların zihninde oluşturduğu tahribat o kadar derindi ki, şimdilerde bile hâlâ bu tahribatın izleri henüz tam anlamıyla silinebilmiş değil.
Düşünün ki 12 Eylül 2010 referandumuyla geriletildiğini sandığımız yargısal vesayet MİT krizi ve 17-25 Aralık darbe girişiminde kisve değiştirerek bu kez de ‘mistik vesayet’ olarak karşımıza çıktı. ‘Vesayet’ yargının genetik kodlarına o kadar sirayet etmiş ki bulduğu ilk fırsatta eski günlerinde dönmekte gecikmiyor.
Hâl böyleyken bir taraftan ‘evrensel hukuk’tan bahsedip sonra da yargı içinde başka merkezlerden talimat alan paralel vesayet odaklarına arka çıkmak için evrensel hukuku bir manivela gibi kullanmanın akıl ve mantıkla bir izahı olamaz.
Paralel yargıya gönül verenleri anlamak mümkün, zira onlar için önemli olan evrensel hukuk normları ve de demokratik meşruiyet değil, Pensilvanya merkezli dayanışma ruhudur. Ama her seferinde ‘Yargı bağımsız ve tarafsız olsun” diyerek paralel çığırtkanlığı yapanları anlamak mümkün değil.
Gerçekten evrensel hukuk endişesi olanlara sormak gerekiyor:
Adana’da MİT TIR’larına silah doğrultanları cesaretlendiren yargı mensuplarını koruyan bir HSYK bağımsız ve tarafsız mıdır?
MİT krizinde siyasi iradeyi ve millet iradesini yargılamaya kalkan yargı bağımsız ve tarafsız mıdır?
Dışişleri’ndeki gizli toplantının sırlarını ifşa eden casuslara kulağını tıkayan yargı bağımsız ve tarafsız mıdır?
Şu günlerde bile “Erdoğan’ı Köşk’ten indirip yargılayacağız” pervasızlığını gösteren 17-25 Aralık darbe girişiminin aktif savcılarını koruyup kollayan HSYK bağımsız ve tarafsız mıdır?
Bir paralel savcının HSYK koridorlarında “Koltuklarınıza alışmayın, yakın zamanda geleceğiz ve taş üstünde taş bırakmayacağız” diye meydan okuması bağımsız ve tarafsız bir yargının göstergesi midir?
Eğer evrensel hukuktan anladığınız buysa size kolay gelsin… Ama Türkiye geçmişte adalete musallat olan bu vesayetçi zihniyetten çok çekti. Artık yeni Türkiye’de toplumun adı her ne olursa olsun yeni bir vesayete tahammülü yoktur. Ayrıca unutmayalım ki millet 30 Mart ve 10 Ağustos seçimlerinde paralele de paralelini kuyruğuna takılanlara da kırmızı kart göstermiştir.
Hemen belirtelim, milletin mesajını anlamamakta ısrar edenleri biz bile kurtaramayız…

<p>Alınan bilgiye göre Taşocağı Yolu Caddesi´nde seyir halindeki 34 M 1266 plakalı İSTOÇ-Şirinevler

İstanbul´da Korkunç Kaza! Yaralılar Var

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Tadilat yapılan evden 20 kilo esrar çıktı

Kürsüye çıktı ve ilk sözleri bu oldu! Kendini başkan ilan etti