• $8,1096
  • €9,7079
  • 454.553
  • 1378.37
14 Temmuz 2015 Salı

Hamili kart yakınımdır

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

‘Hamili kart yakınımdır’ cümlesi ne yazık ki bu toprakların kılcal damarlarına işlemiş büyük bir sorundur. Sadece bugün ve sadece ülkemizde değil, demokrasi ya da adalet duygusunu içselleştirememiş toplumların en ciddi problemidir. Bu yönüyle toplumun tüm kesimleri için, ilk taşı günahsız olan atsın demek gerekir. Bu öyle bir sorundur ki, ‘hamili kart yakınımdır’ diyen de, onu böyle demeye mecbur bırakan talep sahibi de, o söze prim veren makam sahibi de çift yönlü bir bıçakla karşı karşıyadır. ‘Kırk yılda bir işim düştü, onu da yapmadı’ yargılaması akraba, eş-dost mahkemesinde verilen ve yıllarca hafızalardan silinmeyen bir hükümdür adeta.

Akrabam, köylüm, hemşerim, soydaşım... Bu ortak kimliklerin sonu gelmez. İş ehliyetinin, liyakat üzerine kurulmuş bir bürokrasinin en büyük düşmanıdır nepotizm. Kökleri 16.yy.’da papalara kadar uzanan, Latince ‘nepo’ kökünden, İngilizce ‘nephew’, yani yeğen anlamına gelen kelimeden türeyen nepotizm, neredeyse insanın olduğu her yerde mevcuttur. Fakat bu meşru olduğu anlamına gelmez.
Bu tavrın kökeninde çeşitliliğe, çoğulculuğa ve heterojen yapılanmaya hazır olmayan cemaatçi ve kabile yaşantısının aksülamelleri vardır. Özellikle köyden kente göç sürecinde köydeki ağa patronajı, şehre bir nevi himayecilik olarak taşınır. Hemşeri dayanışması yabancılaşmaya, soyutlanmaya karşı bir tampondur. Yabancıyla nasıl ilişki kurulacağı, nasıl bir hukuk geliştirileceği meselesinin en kestirme çözüm yoludur akraba kayırmacılığı. Birbirinin dilinden anlayan, olası bir kusur-ihmal durumunda daha kolay telafi edilen bir ilişki geliştirmeye müsaittir. Bu yönüyle köylüm, hemşerim dayanışması kolaycılığı ve kuralsızlığı getirir. Gerek özel şirketlerde, gerek kamu hizmetlerinde, gerekse bürokraside yayılan bu hemşeri kültürü, profesyonelleşmenin de önüne geçer. Bu tavrın bir başka yüzü de dini cemaat himayeciliğidir. Cemaat dayanışması kolay bir ilişki mekanizması var etmekle beraber nice sorunun da üstünü örter.
Sadece ailesi ve akrabalarına ya da bağlı bulunduğu cemaat bireylerine gu¨ven duyan, buna karşılık topluma güvensiz yaklaşan bireylerin olduğu bir topluluk içinde ne demokrasi, ne sivil toplum kökleşir. Kan bağı üzerine kurulmuş dayanışma fikri ve çıkar bilinci, kolektif yaşam için gerekli etik ve ahlaki değerlerden önce geldiği ve üstün tutulduğu için, diğer sosyal ilişkileri belirleyen de ilkeler değil, çıkar ilişkileridir.
Tarihin her döneminde var olsa da, bazı dönemlerde bu tür sorunlar siyasal sistemleri bloke edecek boyuta ulaşır. Nitekim, Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemesine dair 17.yy’da yazılan tüm nasihatnamelerde bu soruna açıkça işaret edildiği görülür.
Kuşkusuz akraba içinde de belli görevleri hak edenler, liyakat sahipleri olabilir. Burada önemli olan akraba asabiyetinin topyekûn bir sistemi, bürokratik yapılanmayı istila etmemesidir.
Nepotizm, yakınlar arası dayanışma, koruyup kollama gibi vicdani değerler ön plana çıkarılarak meşrulaştırılmaya çalışılsa da, hiçbir şekilde ahlaki ve meşru değildir. Demokrasinin, kentleşememenin, nihayetinde medeniyetin önündeki engeldir. Medeniyetin ölçüsü biraz da farklılıklar arasındaki ilişkiyi belirleyen dengeli, sağlıklı, etik ve ahlaki olgunluğa sahip nezaketli bir muhataplıktır. Liyakat ve iş ehliyetinin, yani meritokrasinin hâkim olmadığı yapılar uzun vadede kaybetmeye mahkûmdur.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler