• $7,4679
  • €9,0586
  • 441.709
  • 1565.01
05 Şubat 2012 Pazar

İttihat ve Terakki'nin tarihi CHP'ye ne kadar benziyor

Ahrar ile Terakki'nin mücadelesi

Bence Başbakan haklı.  Geçtiğimiz hafta CHP'ye yüklenirken  'Siz İttihat ve Terakki'nin devamısınız. İttihatçı kafanın ürünüsünüz' demişti ya aslında doğru söylemişti. Ben de CHP'nin bitmek tükenmek bilmeyen kurultaylarına ve iç kavgalarına bakınca İttihat Terakki'yi görüyorum. Liderlik kavgaları, ideolojik tartışmalar tutkuyla yapılan particilik... Hepsinde İttihat ve Terakki'nin izleri var...

Ama şunu da unutmayalım. CHP,  İttihat Terakki'yse AKP'ye de Osmanlı Ahrar Fırkası kalıyor. Ki onun da sicili tartışmalıdır.

Nasıl mı? Buyurun o halde Ahrar'la Terakki'nin mücadelesine..

Başbakan'ın 'Siz İttihat ve Terakki'nin devamısınız' sözleriyle eleştirdiği CHP'nin yaşadıkları, İttihat ve Terakki tarihiyle ne denli benzeşiyor: Liderlik kavgaları, tutkuyla yapılan particilik... O zaman tek lideri Prens Sabahattin olan Osmanlı Ahrar Fırkası da AKP'ye benziyor mu bir bakalım...

Baştan itiraf edeyim; Dünya tarihinde belki de her şeyin özeti yapılabilir. Ama İttihat ve Terakki'nin özeti yapılamaz. 30 yıllık tarihlerine sığdırdıkları olayları onlarca cilt kitapla bile anlatamazsanız. Bugün yaşadığımız ne varsa köklerini o dönemde bulabilirsiniz. Cumhuriyet tarihimizin laboratuvar odası bu cemiyettir, örgüttür... Ve ülkemizde 30 yaşın üzerindeki her aydın mutlaka İttihat Terakki okur. (İttihat Terakki okumaya tam 17 yaşında başladım. Aradan tam 25 yıl geçti. Halen yeni bir kitap çıktığında koşarak almaya gidiyorum.)

İttihat Terakki kelime anlamı Birlik ve İlerleme demektir.
Osmanlı Ahrar Fırkası ise Osmanlı Özgürler Partisi.
İttihatçılar, adı üstünde ilericiliği, birlik ve beraberlikle gerçekleştirmeyi planlıyorlardı. Yani CHP'nin 80 yıldır anlatmaya çabaladığı üniter devlet yapısını koruyarak yapılacak bir kalkınmanın üst modelini savunuyorlardı.

Büyük Osmanlı'ya inanmışlardı.

BİREYİN MUTLULUĞU ÖN PLANDA

Ahrarcılar ise bireyin özgürleşmesi ve birey merkezciliğini savunuyorlardı. Tıpkı AKP gibi. Üniter yapının kurumlarına pek de kulak asmadan bireyin mutluluğu ve huzurunu öne alan liberal bir anlayış.
Yani adem-i merkeziyetçi.
İttihat Terakki gizli bir cemiyet olarak 4 tıbbiyeli tarafından kuruldu: İshak Sükuti, İbrahim Temo, Abdullah Cevdet , Çerkez Mehmed Reşid. Ama sonraki troykası çok daha ünlüydü. Talat, Enver ve Cemal Paşalar. Yani hem cemiyetken hem de partiye dönüştükten sonra İttihat ve Terakki'de tek liderden söz edemeyiz.
Ama kısa süreli siyasi yaşamına rağmen Ahrarın bilinen tek önderi Prens Sabahattin oldu.

Osmanlı Ahrar fırkası, 1909'daki dinci 'Derviş Vahdet-i' ayaklanmasına destek vermişti. Ama askeri müdahaleyle bu ayaklanmayı bastıran İttihatçılar oldu.

Başta Prens Sabahattin olmak üzere Divan-ı Harp'te yargılanan Ahrarcıları kurtaran İngiltere oldu. İngilizler Ahrarcıların yanındaydı.

İttihatçılarda ise Alman nüfuzu etkindi. (Halen CHP Alman vakıflarıyla ilişkileri ve Alman istihbaratından bilgi almakla suçlanmıyor mu? AKP'yi zora düşüren Deniz Feneri davası Almanya'dan başlamadı mı? Peki ya AKP'ye isnat edilmeye çalışılan BD/İngiliz yanlısı iddialarına ne demeli?)

ATA'NIN İTTİHATÇILARLA BAĞI HİÇ KOPMADI

Peki Atatürk'ün cemiyete girişi ne zaman olmuştu?
Atatürk sonradan anlam kazanacak ilginç bir tarihte İttihat Terakki'ye üye oldu.
29 Ekim 1907
Sıra numarası 322 idi. Yakın arkadaşı Ali Fethi Bey'in (Okyar) ısrarıyla girmişti.
Atatürk'ün İttihat Terakki üyeliği hep göz ardı edilmiş, yok sayılmıştır. Tıpkı Mason üyeliği gibi. Atatürk'ün yıllar sonra Mason localarını kapatması Mason karşıtı olarak değerlendirilir. (Oysa Atatürk de Rizorta Locası'na kaydolmuş bir Mason'du. Sonradan ayrılmıştı ama Masonlara özel bir düşmanlığı yoktu. En yakın arkadaşları hatta özel doktorlarının tamamı Mason'lardan oluşuyordu.)

Atatürk hem İttihatçı hem İttihatçılara karşıydı. 1909 Ekiminde Selanik'teki gizli toplantıda subayların siyasetten uzak durması gerektiğini söyledi. Ama çok taraftar bulamadı. Başta Enver Paşa olmak üzere İttihatçıların büyük çoğunluğu buna itiraz ettiler. Mustafa Kemal, bu örgüt içinde kendine çıkış bulamadı.
Ama onlarla bağı hiçbir zaman kopmadı. 

Örneğin Dr. Emel Akal harika çalışmasında (Mustafa Kemal İttihat Terakki ve Bolşevizm- Tüstav Yayınları) Milli mücadeledeki İttihatçı rolünü santim santim anlatır. (Dr. Akal'ın da çıkış noktası aslında Eric Jan Zürcher'in hepimizi sarsan çalışmasıdır. The Unonist Factor/Milli Mücadelede İttihatçılık - İmge Yay.) Atatürk kendiliğinden Samsun'a çıkmadı. Bütün organizasyonu yapanlar İttihatçılardı. İlk milli direniş örgütü olan Karakol cemiyetiydi.

KİTAPLARINDA YENİLMEK YOKTU

Bakınız... İttihatçılar öyle tutkulu savaşçılardı ki... Yenilmeyi bir an olsun akıllarından geçirmediler. Büyük bir felaketle sonuçlanan 1. Dünya Savaşı sonrası liderler yurtdışına kaçarken bile arkalarında bir direniş örgütü kurup öyle gittiler. Onlar gidecek ama direniş devam edecekti.

İttihatçıların Mustafa Kemal'in Samsun'a gidip milli mücadeleyi başlatması kararını almaları günlerce sürdü. O günlerde direnişin lideri konumundaki Kara Vasıf Bekirağa Bölüğü'ne gidip bir üstü sayılan Kara Kemal ile defalarca görüştü. Mustafa Kemal ismini onaylatmaya çalıştı.

Yani Mustafa Kemal mücadelenin başına geçmek için vizeyi önce İttihatçılardan aldı. Sonrasında bürokratik işlemler yine İttihatçılar tarafından halledildi. Padişah Sultan Vahidettin'in makamından randevu da buna dahildir.

Atatürk ne onlarla ne de onlarsız yapamıyordu.
Ama asıl büyük kırılma Sivas'ta yaşandı. Mustafa Kemal İttihatçılardan 'vakitlice' kurtulmak istiyordu. Çünkü maceraperest siyaset anlayışları ülkeyi felakete sürüklemişti. İşi uzatmak niyetinde değildi. Sivas Kongresi'nde İttihatçılığa karşı yemin ettirdi.  

Sivas'ta edilen yemin şöyleydi. 'Her türlü ihtirasat-ı şahsiye ve siyasiyeden ve fırkacılık amalinden münezzeh bir azm-ü-iyman ile çalışacağıma, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ihyasına çalışmayacağıma namusum ve bilcümle mukaddesatım namına vallah, billah'
Sırf bu yemin için 3 gün uğraşıldı. Başta Rauf Bey olmak üzere bütün İttihatçılar bu yemini etmemek için büyük çaba verdiler. Sonunda kazanan Mustafa Kemal oldu.
Atatürk, Nutuk'ta Karakol cemiyetinin adını Sivas'ta işittiğini söylüyor. Ancak bunu siyasi bir manevra olarak düşünmek zorundayız. Çünkü gerek İstanbul'da gerekse Samsun'dan başlayarak bütün Anadolu seferini örgütleyen Karakol'dur. Bütün yakın arkadaşları Karakol'un üyesidir. Karakol'u bilmemesi imkansızdır.
Evet... İttihat Terakki böyle...

GÜNAHIYLA SEVABIYLA

Ama son söz şunu söyleyebiliriz.
Ermeni tehcirinde ne kadar günahımız varsa İttihat Terakki'ye aittir. Veya bugün halen kurtulamadığımız darbe geleneği İttihatçılardan bize kalan mirastır.
Ama unutmayalım.

Bugün Anadolu toprakları üzerinde bir devlet olarak yaşayabiliyorsak bu da İttihatçıların yarattığı direniş ruhu sayesindedir. 

Türkiye'de legal illegal kurulan birçok örgüt aslında ruhen İttihat Terakki'nin devamıdır. (80 öncesinde radikal sol örgüt Kurtuluş'un bir bildirisinde şu söz vardı. 'Yaşasın kanlı ve zevkli mücadelemiz!' Bu söz İttihat Terakki'ye aittir.)
O yüzden CHP evet İttihat Terakki'nin bir devamıdır. Ama ne utanılacak bir tarihtir ne de gurur duyulacak...

Sadece tarihsel bir gerçekliktir. 

Meraklısına okuma rehberi
İttihat Terakki'yi anlamak için geniş bir külliyata başvurmak gerekir. İlk kitap elbette ki Tarık Zafer Tunaya Hoca'nın Türkiye'de Siyasal Partiler / İttihat Terakki kitabıdır. En temel eser kabul edilebilir. Ama eksikleri de yok değildir. Örneğin 600 sayfalık dev kitapta Ermeni bölümü sadece iki sayfadır. Oysa İttihatçıların halen yargılanmasına sebep olan olaylar Ermeni olaylarıdır. Dahası İttihatçı şeflerin neredeyse tamamı Ermeni kurşunlarıyla can vermişlerdir.  Sina Akşin Hoca'nın Jöntürkler ve İttihat Terakki'si, Feroz Ahmed'in İttihat Terakki'si okunması gereken kitaplardır. Milli mücadele içindeki İttihatçı rolünü öğrenmek istiyorsanız Eric Jan Zürcher'in Milli Mücadelede İttihatçılık kitabını alacaksınız. Bir de anılar var tabii. Talat Paşa'nın Anıları, Kazım Karabekir Paşa'nın İttihat Terakki'si, Hüsamettin Ertürk'ün İki Devrin Perde Arkası, Rauf Orbay'ın Cehennem Değirmeni, İbrahim Tali Bey'in Günlüğü, Hayberde Türk Cengi okunması zorunlu anılar. 

Twitter.com/gurkanhacir

<p>Sağlık çalışanları ile ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Sağlık Bakanlığı tarafından koronavirüs

Kısıtlamalar esnetilecek mi?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mandaların eksi 10 derecede yemek arayışı

Hayvanat bahçesideki hayvanlar karın keyfini çıkarıyor