• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
25 Aralık 2011 Pazar

Derin Devlet'e 'Yeşil'lenmek

Eksik kalan parçanın peşinde

Ayhan Çarkın'ın itirafları bizi derin devletin dehlizlerine bir kez daha çekti. Susurluk'tan bu yana ezberlediğimiz devlet-siyaset-mafya üçgenine yeni yeni bilgiler de eklenmedi değil. Mehmet Eymür'ün ifadesi, Mehmet Ağar'ın üstü kapalı imaları ve Ergenekon davasında birazı ortalığa dökülen ilişkiler ağı, kafamızdaki derin devlet puzzlenı biraz daha tamamladı.
Ama bu büyük puzzleda bir parça hep eksik kaldı. Yeşil!
Mafya liderlerinden, istihbaratın en gizli elemanlarına kadar hemen herkes ortalığa döküldü ama her ne hikmetse Yeşil'e bir türlü ulaşamadık. Hatta o kadar öyle ki oğlu Murat Yıldırım babası hakkında kitap bile yazdı ama babası hayatta mı öldü mü bir türlü öğrenemedik.
Derin devletimizin bu en gizemli ve en kirli karakterine ulaşmak tutkusu elbette her gazeteciyi baştan çıkartabilecek bir konuydu.
Yeşil'le yapılacak bir röportaj yüzyılın gazetecilik başarısı olabilirdi.
Ama bakın bu merakın peşine takılan gazeteci dostlarımızın başına neler geldi?
Biraz trajik bir eğlenceli hikayeye var mısınız?
Buyurun o halde..

Ayhan Çarkın'la birlikte ortaya dökülenler içinde Yeşil'den yine iz çıkmadı. Derin devletin en gizemli ismi Mahmut Yıldırım her dönem gazetecilerin peşinde olduğu isimdi. Ama bu yolculuk gazetecilerin başına neler getirdi bakalım

Yeni Ufuk gazetesi 16 Temmuz 1997 günü iddialı bir manşetle çıktı. 'Yeşil İlk Defa Konuştu: Günah Keçisiyim' Elinde silah ve dağ kıyafetli bir adamın fotoğrafı da neredeyse tam sayfayı dolduruyordu. Haberde imza yoktu. Haber merkezi mahreçi vurulmuştu. Gazeteye göre Yeşil ortaya çıkmış ve Yeni Ufuk Gazetesi'ne uzun uzadıya demeç vermişti.
Ama röportaj telefonda yapılmıştı. Yüz yüze değildi. Yeşil'le bağlantıyı 'Şamil' Bey isimli bir istihbaratçı sağlamıştı. Ayrıca Yeşil'in iki fotoğrafını da gazeteye yollamıştı. Röportajda Yeşil'in hemen bütün sorulara genel geçer cevaplar vermesi bile meslektaşlarımızı 'uyandırmamıştı!'
Sözde mülakat, olduğu gibi gazetede yayınlandı. Ertesi gün gelen tepkilerden biraz çekinilmiş olacak ki konuşan kişinin Yeşil olduğu ispat edilmeye çalışıldı.
Ancak gazete yalan haberle işletilmişti! Ne o fotoğraflar Yeşil'e aitti ne de telefonda konuşan kişi! Gazete ertesi gün yayın hayatına son verdi. Yeni Ufuk'un başında bu konularda bilgi sahibi olan ve kolay kolay yaş tahtaya basmayan bir gazeteci Avni Özgürel vardı. Ama çakma Yeşilciler onu da aldatmıştı.
KONUK HABERİ 'FOS' ÇIKTI
'Objektif' 1990'larda bir haber programın adıydı. Star televizyonunun en çok seyredilen yapımlarından biriydi. Araştırmacı gazeteci Kadir Çelik, 'Objektif'te her hafta birbirinden ilginç konuları televizyon ekranına taşıyordu. Hazırladığı araştırma dosyaları gündem yaratıyor, günlerce tartışılıyordu. Ve ne olduysa Yeşil 'belası' onu da çekti. Günler öncesinden programın tanıtımları duyuldu. 'Bu hafta ilk kez Yeşil konuşacak! Herkesin peşinde olduğu Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ilk kez ve sadece Objektif'te... !'
Tam bir hafta tanıtımlar döndü. Herkes merakla ekran başına kuruldu. Stüdyoda iki de uzman sayılabilecek konuk vardı. Sinan Yerlikaya ve Kamer Genç. Her ikisi de Tuncelili siyasetçiydi. Ve uzun yıllar önce Yeşil'le karşılaşmışlardı. Onu tanıyorlardı.
Dikkatli ve şüpheci izleyiciler işin içinde bir bityeniği olduğunu sezmişlerdi. Çünkü bir haftadır anons edilen Yeşil stüdyoda yoktu. Telefonla yayına bağlanacaktı. Derken bağlantı kuruldu. Yayında Yeşil olduğunu söyleyen bir şahıs konuşmaya başladı. Yarı meydan okuma yarı da yaptıklarından pişmanlık duyan bir ifadeyle olan biteni anlatmaya koyuldu. Kadir Çelik sorularla açmaya çalışıyordu. Ama bizim 'çakma' Yeşil'in çelişkili cümleleri Kamer Genç'in dikkatini çekti. Birden stüdyoda haykırdı. 'Sen Yeşil değilsin!'
Canlı yayın buz kesmişti! Konuşan kişinin Yeşil olduğuna emin olan Kadir Çelik şoktaydı. Sinan Yerlikaya da Kamer Genç'e eşlik etti. 'Bu Yeşil olamaz.'
Gerçek ertesi gün anlaşıldı. Telefona bağlanan kişi İzmit'te yazları badanacılık kışları ise çaycılık yapan bir dalgacıydı! Bu program Kadir Çelik ekranlardaki sonunu hazırladı.
BENZER BİR HİKAYE
(Yeşil'le alakası yok ama çok benzer hikayedir. Halen cezaevinde tutuklu bulunan meslektaşımız Soner Yalçın da benzer bir olayın kurbanı oldu. Onun kahramanı Yakup Cemil'in torunu Yakup Cemil'di. MİT görevlisi olduğunu söylüyordu. Uzun uzun ASALA'cı Ara Toranyan ve Agop Agopyan'ı nasıl öldürdüğünü anlatıyordu. Yalçın bu söyleşinden çok etkilendi ve 'Teşkilatın İki Silahşörü' adlı kitabı yazdı. Kitap 30 baskı yaptı. Ama bir dakika! Kitabın kahramanı sahteydi! Çakma Yakup Cemil'in öldürdüğünü söylediği kişiler kitaptan sonra TV'lerde boy göstermeye başlamışlardı)
 ISPARTA'DA BİR OTOBÜS
Tarih 2006 Ocak...Tempo dergisinin başarılı muhabiri Tutkun Akbaş, ileti kutusuna gelen bir e-posta ile şaşkına döndü. Gerçek Yeşil onunla görüşmek istiyordu.
'Uzun bir zamandır suskundum ve suskunluğumu bozmayacağımı her defasında söylemiştim. Birileri yine bir şeylerin peşinde ve ben peşinde oldukları şeyi yakında vereceğim. Bazı salaklar zarar ettiklerinin farkında değil herhalde. Biri çıkıp beni taklit ederek ahkam kesiyor... Beni taklit etmenin cezası bilenler bilir, ölümdür. 'Mesaj uzayıp gidiyordu. Akbaş hemen bu durumu yakın arkadaşlarıyla paylaştı. E-postaların ardı arkası kesilmedi. Hatta 'Gerçek Yeşil' ona randevu da veriyor ve yanında elektronik kayıt cihazları (Fotoğraf makinesi vb.) ile gelmesini istiyordu. Buluşma yeri Isparta'ydı. Gazeteci Tutkun Akbaş sahte Yeşil Osman Gürbüz ile ilgili haber yapınca kendisine bu mailler gelmeye başlamıştı.
Isparta'ya indiğinde gelen ikinci bir telefonla üzerindeki bütün elektronik cihazları söylenilen kişiye bırakmasını ve tek başına otobüse binmesini söylüyordu. Gerçek Yeşil onu otobüste bulacaktı. Söyleneni yaptı.
Ama sonuç umduğu gibi olmadı. Otobüste kimse bu acar muhabirin yanına gelmediği gibi elektronik cihazlar da buhar olmuştu.
(Tutkun Akbaş sorumlu bir gazeteci gibi davrandı. Ve başına gelen bu talihsiz olayı tüm samimiyetiyle okurlarıyla paylaştı.)
***
SON YEŞİLZEDE LATİF ŞİMŞEK
Son kurban ise Beyaz TV'den Latif Şimşek oldu! İki hafta önce Yeşil'in yakınları tarafından ekran önünde işletildi. Latif işi o kadar ciddiye almıştı ki, yayındayken cep telefonundan Yeşil'in yakınlarıyla dakikalarca konuştu. Hemen yanı başındaki Rasim Ozan'ın müstehzi gülüşleri ve laf atmalarına aldırmadan telefonda Yeşil'i ekrana çıkmaya ikna etmeye çalıştı. Ama sonuç hüsrandı.
Birileri Latif Şimşek'i de Yeşilzedeler içine sokmuştu. İlgisi var mı bilmem ama Latif Şimşek'in program sayısı ikiden bire düşürüldü!
ONLARCA KİTAP YAZILDI
Yeşil'le ilgili yazılmış onlarca kitaba hiç değinmiyorum bile... Çoğu Yeşil'le görüştüğünü veya aracılar vasıtasıyla haberleştiğini yazıyor.. Tabii ki gerçekle hiçbir ilişkisi yok!
Son söz : Uğur Mumcu olmak kolay iş değildir. Uzun yıllar çalışmak araştırmak ve en önemlisi sabır ister... Haber kaynaklarınızla mesafeli bir ilişki kurmanız gerekir. Onların size güvenmesi, sizin onu doğrulatabilmeniz zorunludur. 
O yüzden... Buradan derin devletin dehlizlerine dalmaya meraklı meslektaşlarıma sesleniyorum.
Her haber kaynağına 'Yeşil'lenmeyin! Dikkatli olun! İşinizden olursunuz ...!
Gurkanhacir.com
Twitter.com/gurkanhacir

Türk siyaseti centilmenini kaybetti!
Aydın (Menderes) Bey dostumdu. Bir yıl öncesine kadar hemen her hafta telefonlaşır kimi zaman onu Çayyolu'ndaki evinde ziyarete giderdim. Bitmek tükenmek bilmeyen meselemiz tabi ki Türkiye'ydi. Aklıma gelen her şeyi kural tanımadan sorardım. Ailesinin İnönü'ye kin duyup duymadığından tutun da babasının Büyük Türkiye hayalini kimin engellediğine kadar... Başbakan Menderes'in dur durak bilmeyen gönül maceralarını da sorduğumu hatırlıyorum.
Her seferinde öyle çelebi öyle olgun karşılardı ki sorularımı. Bazen ben soruyu sorduğum için utanırdım. O siyasetimizin bir centilmeniydi. Beyefendiliği, samimiyeti ve sıcakkanlılığıyla bambaşka bir siyaset ve fikir adamıydı. Ankara'daki Merkez Lokantası'nda yemeklerimizi hatırlıyorum. Ülkeye dair analizlerini gerçekçi tespitlerini dinlerdik. Yaptığımız uzunca bir mülakatta Türkiye'nin dış politikada verdiği tavizlere anlam veremediğini anlatmıştı. 'Bu kadar taviz niye? Ne oldu savaş mı kaybettik de bizim haberimiz yok' sözleri bugün gibi kulağımda.
DAKİKALAR KALA SON RİCA
Bir gün babası merhum Adnan Menderes'in idamından önceki son günü sormuştum. Annesi Berrin Hanım'la son kez İsmet Paşa'nın yanına çıkmışlar ve infaza saatler kala son bir kez rica da bulunmuşlardı. İsmet Paşa'nın karşısında 16 yaşında bir genç olarak babasını ölümden kurtarmaya çalışıyordu. İsmet Paşa elinden geleni yapacağını söylemişti. Peki Aydın Menderes, İsmet Paşa'nın samimiyetine gerçekten inanmış mıydı? Bunu sordum. Uzun uzun dışarıyı seyretti ve o ağır ve etkileyici ses tonuyla şunu dedi: 'Gürkan Bey, inanmak istiyorum. Ama her insanın olduğu gibi her devletin de bir alınyazısı vardır. Biz kendimizden çok devletin alınyazısına inandık.'
Bu söz uzunca bir süre kulağımda yankılandı. Aydın Menderes'e tanrıdan rahmet diliyorum.

<h3>Siyasetin gündemi reform ve ittifak çalışmaları oldu. Peki muhalefet neden reform ve ittifak çal

Siyasetin gündeminde ne var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Simpsonlar yine şoke etti! Bunu da bildiler

Hastane kapısında 5 gün sahibini bekleyen vefalı köpek Boncuk, dünya basınında