• $ 5,8139
  • € 6,4399
  • 273.295
  • 109301
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Gündemle alakası olmayan bir yazı

Geçen gün televizyon izlerken Osmanlı Cumhuriyeti isimli bir film gözüme çarptı. "Bu konu ilginç bir konu..." diye düşünerek bir köşe yazısı yazmayı düşündüm. Ama araya 17 Aralık sürecine dair bir konu girdi. Yazı bugüne kaldı. Zaten haftada 2 yazı yazma imkanım olduğu için mazur göreceğinize inanıyorum.
İşte düşündüğüm o yazı: (Gerçi "Diğer yazılarını düşünerek yazmıyor musun?" diyecek olan düşüncesizleri düşünmüyor da değilim!)
Evet hani yeni kısmet bulmak için Sümbül Efendi Türbesi'ne, kısmetini bulduktan sonra ise nikah günü Telli Baba Türbesi'ne gidip elindeki kısmetin kaçmaması için çaput bağlayanlar var ya...
Ve hani tıpkı bunun gibi Anıtkabir'e gidip "Ses ver Atam; en azından sen kalk ben yatam, bana görev vermeyen adamı hemen satam" diye seslenenler var ya... Osmanlı Cumhuriyeti isimli filmde de bunu andıran sahneler var.
Filmde Atatürk, daha doğrusu Mustafa Kemal, daha daha doğrusu yaşı 7 olduğu için henüz okula gitmemiş olan dolayısıyla öğretmeni tarafından kendisine "Senin ismin de Mustafa benim ismim de" diye başlayan cümleye muhatap olmamış olan Mustafa, karga kovalarken ölüyor.
Anladığım kadarıyla adı geçen film aslında Atatürk'ü küçültmeyi değil tam tersine Atatürk Cumhuriyeti'ni yüceltmeyi amaçlayan ve bunu yapabilmenin önkoşulunun da bir önceki devleti yerin dibine batırmak olduğunu düşünen bir zihnin ürünü...
Oysa Atatürk bir filmle küçültülecek kadar küçük bir isim olmadığı gibi, bir filmle büyütülecek kadar yine küçük bir isim de değil...
Atatürk'ün büyük bir isim olduğunu aklı ve vicdanı olan herkes teslim eder, etmelidir ve zaten etmektedir. Fakat aklı bir karış havada olan, vicdanı ise yerlerde sürünenler öyle düşünmez; ya ne yapar? Şunu yapar? Ya "Atatürk hiçbir şeydir" der ya da "Atatürk her şeydir" der...
Oysa Atatürk "çok şeydir", dolayısıyla Atatürk, fotoğrafının yer aldığı para gibidir; çünkü para da ne her şeydir ne de hiçbir şey...
Hayır hayır, benim yazı üslubuma aşina olanlar şimdi şunu düşünmesin...
Kalkıp da "Fikri, lafı filmden açtı, filmden kargaya, kargadan Atatürk'e, Atatürk'ten de lafı paraya getirdi. Dolayısıyla paradan yola çıkarak bu kez FED'in gecelik faiz oranlarının global sermaye ve döviz kurlarının nominal ve efektif değerlerine olan fiktif etkisine lafı getirecek" demeyiniz...
Çünkü ben ekonomiden anlamam, kaldı ki ben "kargadan başka kuş" da tanımam!
Şimdi, bu karga önemli bir hayvandır.
O kadar ki bu kargalar, dönemin çocuklarının tarla adı verilen "kablosuz alanda" oynamak için "playstation" görevi görürler.
Sesi, yokuş yukarı çıkmakta iken şaftı kaymış Bedford kamyonun egzoz borusundan çıkan sese benzer. İşte adına karga denilen bu zeki hayvanın zooloji bilimindeki yerini bilmem ama Türk İnkılap Tarihi'ndeki mümtaz figürasyonunu çok iyi bilirim.
Kargalar "umumiyetle" tarlalarda dolaşır; golf sahalarında pek, hatta hiç dolaşmaz, çünkü buradan "ekmek" çıkmayacağını bilecek kadar akıllıdır. Evet şimdi anılan filmde yer alan "kargaları kovalarken ölen Atatürk" sahnesine gelelim.
Bu sahnenin "nesine" kızıldı, hadi kızılan şey biliniyor diyelim, peki bu sahneye "niye" kızıldı? Ona bir bakalım.
Karga diye bir hayvan var mı? Var.
Atatürk, tamam yetimdi, dolayısıyla çocukluğunu iyi yaşayamadı; peki Atatürk doğmadı mı? Doğdu. Atatürk, tamam kalbimizde yaşıyor, peki Atatürk bedensel olarak ölmedi mi? Öldü.
Atatürk çocukluğunda karga kovaladı mı? Emin Oktay'ın kitaplarından öğrendiğimize göre, evet.
Yine peki, "bilim ve din birbirine karıştırılmamalı" diyenlerin "bilim ve sanatı" birbirine karıştırma hakkı var mıdır? Atatürk'ün karga kovalarken öldüğünü resmetmeyi bir sanat dalı olan sinemaya aktarmanın "kötücül" yanı nedir?
Başbakan'ı, bırakınız kedi kovalarken, bizatihi kedi olarak karikatürize ettiğinizde bu sanat oluyor da Atatürk'ün karga kovalarken ölen bir "insan" olarak perdeye yansıtılmasına niçin kızıyorsunuz? Kızmanızın nedeni yoksa gözlerinizin "perdeli" oluşu olmasın sakın!..
Yapacağınız iş çok basit; gözlerinizdeki perdeyi kaldıracaksınız ve perdedeki filmi izleyeceksiniz
Ama şundan korkmuyor değilim; filmdeki bu sahne aynen yer alırsa sanıyorum memlekette karga nesli tükenecektir.
"O kargalar olmasaydı Atatürk ölmeyecekti" diyecek olan pek çok insan leblebi gibi karga avlayacaktır. Eh, kılavuzu karga olanların, bilimi kılavuz edinen Atatürk'ü sevdiğini ispat etmek için karga öldürmesine, sanıyorum kargalar bile gülecektir!

Ağrı Büyükşehir Belediye Başkanı Savcı Sayan Paylaştı: Devrim Yaptık

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

İşte 2019'da Twitter'a damgası vuran isimler

Dünya metrolarında görülmüş en garip yolcular