23 Eylül 2013 Pazartesi

Birleşmiş Milletler’de nükleer diplomasi

Birleşmiş Milletler’in 68. Genel Kurulu New York’ta başladı. Suriye en önemli gündem maddesi fakat Putin ve Obama’nın Esad’ın kimyasal silahlarına dair yaptığı anlaşma BM’deki Suriye tartışmasının iç savaşı bitirmeye değil kimyasal silahları kontrol altına almaya odaklanacağını gösteriyor. Fakat yine de BM toplantısından meselenin çözümünde kilit sayılabilecek bir gelişme çıkabilir. Eğer Washington nükleer programı konusunda İran’la bir diyalog süreci başlatabilirse Suriye meselesinde de daha uzlaşmacı bir İran yaratabilir. 
İran Cumhurbaşkanı Ruhani, seçildiğinden bu yana nükleer müzakerelerde yeni bir sayfa açma konusunda önemli adımlar attı. Müzakereleri yürütme yetkisi bu konudaki radikal tutumuyla bilinen Yüksek Milli Güvenlik Konseyi’nden Dışişleri Bakanlığı’na verildi. Bu önemli bir gelişme. Artık müzakereler Dışişleri Bakanı Zarif tarafından yürütülecek. Zarif Amerika’da eğitim görmüş, Washington’da sayılıp sevilen bir isim. Ruhani İran’ın Atom Enerjisi Kurumu’nun başına da Amerika ile diyaloğu savunan bir ismi, Ali Ekber Salihi’yi getirdi. Ayrıca İran son aylarda uranyum zenginleştirme faaliyetlerini de yavaşlattı. 
Tüm bunlar yapıcı adımlar olmakla birlikte dini lider Hamaney’in onayı olmadan bir anlam ifade etmez. İran’ın dış politikası ve özellikle de nükleer programı Hamaney’in kontrolünde. Fakat birkaç gün önce olan bir gelişme İran’ın nükleer politikasında uzlaşmacı bir döneme girilebileceğine dair ümit vaat ediyor. Dini lider Hamaney, İran’ın nükleer programında ‘kahramanca bir esneklik’ göstermeye hazır olduğunu söyledi. Ayrıca bu konuda tavizsiz ve şahin tutumuyla bilinen İran Devrim Muhafızları’nın da siyasi sürece karışmamasını istedi. 
Amerikan Kongresi ise Tahran’dan gelen bu ılımlı sinyallerin sadece Batı’yı oyalama taktiği olduğunu düşünüyor. Fakat Ruhani ve Hamaney’in bu ılımlı duruşu çok büyük siyasi risk alarak İran ve dünya kamuoyunun önünde sergilemesi, bu duruşun samimi olma ihtimalinin daha güçlü olduğunu söylüyor. 

OBAMA'NIN İŞİ ZOR

Tabii bunların hiçbiri İran’ın nükleer programından vazgeçeceği, Batı’nın her dediğine boyun eğeceği, Obama ile hızlı bir anlaşma imzalayacağı anlamına gelmiyor. Bir anlaşmanın olabilmesi için her iki tarafın da kendi içlerindeki radikal unsurları ve kamuoyunu ikna etmesi gerekiyor. Özellikle Obama’nın bu konuda işi zor. Karşısında oldukça şüpheci, inatçı ve İsrail’in gözüyle meseleye yaklaşan bir Kongre var. Ruhani de aynı şekilde bölgede ve özellikle Suriye’de olup bitenlerin yarattığı güvenlik kaygısı nedeniyle nükleer programa desteğini artırmış bir kamuoyuyla ve devlet içinde şahin bir kanatla karşı karşıya. Fakat sembolik küçük adımlarla da olsa tarafların birbirine samimi bir diyaloğa açığız mesajı vermesi önemli, sadece İran’ın nükleer programında değil Suriye meselesinin çözümünde de. 
Ruhani 24 Eylül’de BM Genel Kurulu’nda Obama’nın hemen ardından konuşacak. 2000’de BM Güvenlik Kurulu’nda Bill Clinton konuşmasını bitirdikten sonra salondan ayrılmamış, dönemin Cumhurbaşkanı Hatemi’nin konuşmasını dinlemek için kalarak önemli bir jest yapmıştı. Fakat İranlılar Başkan’ın elini bile sıkmayarak Washington’ın diyalog çağrısını reddetmişlerdi. Bakalım bu yıl taraflar beden dilleriyle birbirlerine nasıl mesajlar verecekler.

<p class='MsoNormal'>İstanbul Galata Üniversitesi  Akademik Yılı Açılış Töreni'nde konuşan İçişleri

'Siyasi cinayetler' manipülasyonu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de Din Eğitimi Sempozyumu'na katılarak konuşma yaptı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (15 Ekim 2021)

Kumanda görünümlü tabanca, polisi yaraladı