• $ 5,9349
  • € 6,5583
  • 296.948
  • 122540
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Gezi, IŞİD ve ‘Kötülüğün sıradanlığı’

Geçen hafta ‘Yahudi kendinden nefreti’ konusuna ve ‘beyaz Türklerdeki benzer bir eğilime değindim. Bu hafta ise ünlü filozof Hannah Arendt’in (1906-1975) ortaya attığı ‘kötülüğün sıradanlığı’ kavramını ele alacağım.
6 milyon Avrupa Yahudisi’nin ölümünden sorumlu olan Nazi savaş suçlusu Adolf Eichmann 1960 yılında yakalandı ve İsrail’de yargılandı. Duruşmaları izleyen Arendt şu soruyu gündeme getirdi: Nasıl olmaktadır da günlük yaşamında herhangi birinden farkı olmayan bir insan belli koşullarda ‘insanlık dışı’ eylemler yapabilmektedir? Çok sıkıcı, sıradan ve olağan, hırslı ve görev düşkünü Eichmann gibi birinin kendisine verilen emirleri hiç düşünmeden uygulaması ve iyi ile kötüyü birbirinden ayıramaması ne anlama gelir?
Hannah Arendt şöyle demektedir: İnsanlık dışı olma durumu herkesin özünde bulunabilir. Öyle koşullar oluşur ki, insan düşünmeye ara verir. En canavarca işleri yapanlar ile ‘ben işte bunu yapamam’ diyenler arasında pek de fazla fark görülmeyebilir. ‘Kötülüğün sıradanlığına’ düşmemek için totaliter ortamlarda da, kapitalizmin kültürel bunalımı içinde de iyi ve kötü kavramları üzerinde düşünmeye devam edilmelidir.
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örneğini ele alalım. Irak halkı, İran savaşının başladığından beri tam 34 yıldır savaş halindedir. Özellikle içinden Saddam’ın çıktığı Sünni kesim, ABD işbirlikçisi hükümetlerin yoğun baskısına uğramış ve totaliter düşüncenin etkisi altına girmiştir. İslam geleneği yerini her şeyi ya siyah ya beyaz gören Manicilik etkisine bırakmıştır. Sonuç, birkaç ay öncesine kadar tarlasında çalışan köylünün canavarca eylemler gerçekleştiren birine dönüşmesidir. Irak’ta ABD’nin yarattığı ortam ve çok sayıda insanın düşünme yetisini bırakması kötülüğün sıradanlaşmasına yol açmıştır.
IŞİD’in Musul baskını ve temsilcilerimizi kaçırma olayından sonra Türk medyası bu örgütün korkunç eylemlerinden söz etmiş ve bu kadar vahşetin nasıl yapılabildiğini sorgulamıştır. İşin ilginci bu sorgulamayı yapanlar arasında gezi eylemini destekleyen aydınların, hatta geziyi organize eden aşırı sol yayınların da bulunmasıdır. O zaman şu soruyu sorma hakkı doğuyor: Acaba sizin ortalığı savaş alanına çeviren, otobüs yakan, molotof atan, gençlerin ölümüne yol açan eylemcileriniz çok mu masumdu?
Gezi’ye damgasını vuran örgütlerin çoğunun içinden çıktığı cephe örgütü 1970’lerde İsrail Başkonsolosu Elrom’un katledilmesi, 12 yaşındaki bir kız çocuğunun rehin alınması ve İngiliz teknisyenlerin Kızıldere’de kaçırılmasıyla tanınmıştı. Bu örgütün hayatta kalmış eski yöneticileri, bir küçük özeleştiri bile yapmadan insanlara pasifizm, demokrasi ve hümanizm dersleri verebiliyorlar, biber gazından rahatsız oluyorlar.
Peki, 1972 yılında İngiliz teknisyenlerin kaçırılmasıyla, 2014 yılında Musul’daki kaçırılma olayı arasında ne fark var?
Gerçi sorun o da değil, şudur: Uyumakta olan 60 yaşındaki bir adamın şakağına ateş ederek öldürebilecek ruh haline sahip bir gezici delikanlı var mıdır? Bence yoktur. Umarım yoktur. Ama geçmişte totaliter düşünce belli koşullarda gençleri buraya sürükleyebilmiştir. Gezi eylemcilerinin de aynı potansiyele fazlasıyla sahip oldukları Elrom’u öldürenlerin sloganları, bayrakları ve resimleriyle yürümelerinden bellidir. Oligarşi medyası bu imajları günler boyu yayımlayarak kötülüğü sıradanlaştırmıştır.
Gezi eylemcilerine ilham kaynağı olan örgüt ile, ‘kötülüğün sıradanlığı’ kavramına ilham kaynağı olan Adolf Eichmann arasında önemli bir bağ var. Örgütün uyurken katlettiği Elrom, 1960 yılında Eichmann’ı yakalayan ve sorgulayan ekipte yer almıştır.
Hatta Şalom Gazetesi’den Mois Gabay’ın aktardığı iddiaya göre (11.06.2014) Nazi Eichman’ın 1972 yılında hâlâ hayatta olan ve İstanbul’da yaşayan yardımcısı Brunner, o örgüte bizzat yardım etmiştir. Bu iddia vahimdir.
Başbakan Erdoğan’a ‘Hitler’ diyerek saldıranlar arasında eski örgüt sempatizanlığı bilinen aydınlar var. Demagoji kolay ama gerçek olgularda gizlidir. Kötülüğü ve Erdoğan nefretini beyinlerinde sıradanlaştırmış olanlar bunu göremez.

<p>Hayvanat bahçesindeki aslanların kötü beslenme sonucu çok zayıf kaldıkları gözlemlendi. Kemikleri

Aslanlar Bir Deri Bir Kemik Kaldı, Sosyal Medya Ayağa Kalktı

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Silahlı drone, Togan ile ilke imza atacak

Dolmabahçe Sarayının duvarlarını kazıyınca ortaya çıktı!