27 Mayıs 2014 Salı

CHP 27 Mayıs’ta kendini astı

Ne Türkiye dünyanın dışında, ne de dünya Türkiye’den çok uzaktadır. 27 Mayıs’tan söz etmeden önce 1960’ta çevremizde neler olmaktaydı, hatırlayalım.
Ocak 1960: Ürdün-İsrail hava çatışması
Şubat 1960: Mısır’da Sovyet yardımıyla tarihin en büyük barajı yapılıyor, sulama sayesinde tarımda bir dev doğuyor.
Mart 1960: Irak’ta Batı yanlısı Nuri Sait’i deviren Kasım, Sovyet yanlısı rejimi pekiştiriyor. Bölgesel NATO olan CENTO dağılma sürecinde.
Nisan 1960: Petrol üreticisi ülkeler fiyatları kontrol amacıyla OPEC’i kurmaya hazırlanıyor.
Mayıs 1960: İsrail lideri Ben Gurion Washington’da, destek istiyor. Amaç Suriye ve Mısır’ın oluşturduğu Birleşik Arap Cumhuriyeti’ne Sovyetler Birliği’nin silah yardımı yapmasını engellemek.
Ve 27 Mayıs 1960: Bölgede yaklaşmakta olan ve Batı çıkarlarını tehdit eden Sovyet tehlikesine karşı NATO yanlısı da olsa sivil bir hükümetin yeterince mücadele edemeyeceğini düşünen ABD, asker yoluyla kontrol senaryosunu devreye soktu.
27 Mayıs günü darbe bildirisinde şöyle deniyordu: ‘Girişilmiş olan bu teşebbüs, hiçbir şahsa veya zümreye karşı değildir... Kabineye mensup şahsiyetlerin, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne sığınmalarını rica ederiz. Şahsi emniyetleri kanunun teminatı altındadır.’ Sonraki insanlık dışı davranışlar ve idamlar düşünüldüğünde, 27 Mayısçıların söylemlerinin ne kadar ikiyüzlü ve sinsi olduğu ortaya çıkar.
27 Mayıs’ı savunanların kendilerini akıllı, başkalarını ahmak sanan çok kaba bir bahaneleri vardır. Darbenin kendisini ve darbeyi yapanları suçlamazlar da, önceden gerekli politik uyanıklığı gösterememekle eleştirdikleri meşru hükümeti suçlarlar. ‘O da bunu yapmasaydı, böyle olmazdı’ şeklinde özetlenebilecek bir gerekçe. Bu sinsi ve ikiyüzlülere son aylarda kendilerinin demokrat olduğuna herkesi inandırmayı başarmış olan birileri eklendi.
Bu Pensilvanya goygoycuları “27 Mayıs benzetmesi yapan Başbakan’ın 26 Mayıs’taki Başbakan’a benzeme çabasını anlamakta zorlanıyorum” diyecek düzeydeler. Bir yerlerden cesaret almış olmalılar ki bunu 17 Aralık’tan iki gün önce söylemişler. Bu zevat ‘Erdoğan’ın Batı karşıtı söylemlerini’ dillerine dolayarak 27 Mayıs’ı özlediklerini ifşa ediyorlar zaten.
Evet, teorik olarak yeni bir 27 Mayıs tabii her zaman mümkündür, ordu içinden aklını yitirmiş birkaç kişi çıkabilir ama... yeni bir 28 Mayıs asla olmayacaktır. Başbakan’ı tehdit edenler dahil herkes hesabını ona göre yapmalı.
28 Mayıs 1960’ta darbeye duyulan tepki sokaklara taşmadı belki ama vicdanlarda silinmez izler bıraktı. ‘Bu da olmaz’ dedirtti. 27 Mayıs döneminde gerçekte CHP kendini astı.
ABD, 27 Mayıs’ta İstiklal Savaşı mirasçısı Atatürkçü çizgiyi Türkiye’den tasfiye etme amacına da sahipti ve CHP’nin darbeyi desteklemesiyle bu hedefine varmış oldu. 27 Mayıs’tan sonra CHP’nin serbest seçimlerle iktidara gelme ihtimali sıfırlandı. Eğer Ecevit 70’lerde kısmi bir seçim başarısı yakaladıysa, bu kendisinin ’12 Mart darbesi bana karşı yapıldı’ demesindendir.
Bir cümle bile bazen çok önemli sonuçlar doğurabilir. İnönü, darbeyi kınayabilecek olanak ve otoriteye sahipti. O cümle eğer telaffuz edilmiş olsaydı, sonraki darbeler gelmezdi ve Türkiye 21’inci yüzyıla çok değişik girerdi. Dahası, bölgede gelişen Sovyet etkisi bir denge durumu yaratabilir ve uyuyan dev, Türkiye o ortamda uyanabilir, zincirlerini kırabilir ve nehir yeniden yatağında akmaya başlayabilirdi.
Darbe bir dev ülkeyi sıkı sıkıya bağlayan mekanizma ve kurumları oluşturmak için yapılmıştı. CHP’li olan babam, Gaziantep’teki Şehir Kulübü’nde ‘müdahaleye ne gerek vardı, 1961 seçimlerini zaten kazanacaktık’ dediği için gözaltına alınmış. O, bu tek bir cümleyle bile birçok isimsiz kahraman gibi karanlık bir dönemde onurunu korumuş oldu.
Ya o tarihten 50 yıl sonra bile o kadar müdahalenin ardından, darbelere koşulsuz ‘hayır’ demesini bilemeyenlere ne demeli? Ülkenin meşru başbakanını zorbalıkla, hem de küresel kapitalin sopasıyla tehdit eden bazı liberal aydınlara ne demeli? 27 Mayıs 1960’ta kendini asan CHP’nin ardından onlar da birer birer intihar ediyorlar.

<p>Türk SİHA'ları her geçen gün  dünyadan daha fazla ilgi görüyor. Güney Asya'dan Orta Asya'ya, Kafk

Etiyopya Türk SİHA'sına talip

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de Din Eğitimi Sempozyumu'na katılarak konuşma yaptı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (15 Ekim 2021)

Kumanda görünümlü tabanca, polisi yaraladı