• $8,4992
  • €10,2994
  • 501.429
  • 1441.33
01 Haziran 2014 Pazar

Deriyi işledi, mobilyaya kattı ihracatın kilosu 300 dolara çıktı

FUNDA ÖZKAN
funda.ozkan@aksam.com.tr

Estetik Deri ve Decor’un sahibi Serdar Ufuk, 30 yıl önce derinin ‘d’si bilmeden işe başlamış, bugün eşi ile birlikte deriyi duvar panosundan, perdeye, mobilyaya, evin her yerinde kullanıyor. Deri, deri gibi de durmuyor. Serdar Ufuk’u bu hafta söyleşi konuğu seçmemdeki en önemli neden yarattığı artı değer. 145 milyar dolarlık ihracatımızı yeni pazarlar yaratarak, daha çok ihracat yaparak 2023’de 500 milyar dolara çıkarmak mümkün değil. Tek çözüm yolu var: Yükte değil, pahada ağır ihracatta. Ekonomi Bakanı, iş aleminin temsilcileri “Türkiye yaptığı her bir kilo ihracat karşılığında 1 dolar 58 cent gelir elde ediyor. Küresel inovasyon listesinde ilk sırada yer alan İsviçre 4 dolar 20 cent, İngiltere 3 dolar 66 cent, Amerika ve Güney Kore ise yaklaşık 3 dolar elde ediyor. Katma değeri yüksek üretime, markaya, tasarıma yönelmeliyiz ki, 2023’deki 500 milyar dolar hedefimize ulaşabilelim” diyor ya, Serdar Ufuk üretimiyle bu sözlerin tam da karşılığını veriyor.

2023'te hedef 10 milyar dolar

Mobilya sektöründe kilogram başı ihracatın tutarı ne, sizin şirketinizin ihracatı ne kadar?
Mobilya sektörü 2013’te 2 milyar 180 milyon dolarlık ihracat yaptı. 2023 hedefi 10 milyar dolar. Sektör de ihracatın kilogram değeri 3.7 dolar. Bizim MOBDER ((Mobilya Sanayicileri İthalat ve İhracatçıları Derneği) üyelerinin ihracatı ise 8 ile 10 dolar arası. Estetik Decor’da kilogram ihracat fiyatımız en düşük 15 dolar, 300 dolara kadar çıkıyor. Y astık gibi ev tekstilinde kilogram fiyatımız ortalama 200-250 dolar.

Kendinden bir şey katmalı

Türkiye’nin 500 milyar dolar ihracat hedefini gerçekleştirebilmesi için pahada ağır, yükte hafif ihracata yönelmesinden bahsediyoruz. Bunun için ille de yüksek teknoloji üretimi olması da gerekmiyor, siz bunu mobilyada becermişsiniz.
Ne olursa olsun tasarım olması gerekiyor. Kendinizden, ruhunuzdan bir şey katmanız gerekiyor. Gidip kopyalayarak bu iş olmaz. İtalya’nın gittiği yoldan gidiyoruz biz de. Tabii ki tasarım bir günde olmuyor. İtalya bunu nasıl yaptı? Yılların birikimi var ve en önemlisi içinde yaşıyor. Çocuk doğmuş içinde büyümüş, annesinin, babasının yaşam tarzını görmüş, düzgün sokaklar, estetik binalar görmüş, bunların hepsi bir birikim. Ondan sonrası insanın ruhundan yaptığı işe yansıyor. Bu ister mobilya olsun, ister konfeksiyon, ister restorancılık. Ancak böyle artı değeri yüksek, beğenilen metayı üretebiliriz ve insanlara sunabiliriz.

Amsterdam'da vitrinde

Siz hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz?
Avrupa’ya ihracat yapıyoruz. Hollanda’da önemli bir dekorasyon ve mobilya firmasıyla işbirliği yapıyoruz ve çok yakında kendi markamızla Amsterdam’da onların mağazasına gireceğiz. Tek başımıza mağaza açmak için hazır olmadığımızı düşünüyorum, dünyada da işbirliği ile mağazalar açacağız.

Danışmanla çalışmak, 'Ben parasını verdim gelsin' değil

Turquality gibi markalaşma, tasarım, katma değeri yüksek ihracat hedefli desteklere başvurdunuz mu?
Düşünüyoruz ama kolay bir süreç değil. Hazırlanıyoruz, Brand Anatolia danışmanlık firmasından hizmet almaya başladık. İç yapılanma, pazar yapılanması konusunda danışmanlık hizmeti alıyoruz. Önce firma olarak biz başladık, MOBDER olarak da bu firmadan danışmanlık hizmeti alıyoruz.

Anadolu’daki patronlar “Ben kurdum, bugünlere ben getirdim” deyip, çocuğuna bile şirketi teslim etmekten imtina eder. Danışmanlık hizmeti almaya “Benden daha iyi neyi bilecek ki, ben ona danışayım” diye bakar.
Siz araba kullanmayı biliyorsunuz, danışmanla çalışmak uçak kullanmaya benzer. İşinizi büyütmek için uçak kullanmaya hazır olmak gerekiyor. Uçak kullanmak da ekip işidir. O yüzden danışmanlık hizmeti almaya başladık. Danışmanla çalışmak da ben parasını vereyim, gelsin değildir. Danışman kullanmaya hazır değilseniz, onun gereklerini yapmaya hazır değilseniz danışman hizmeti almak da boşunadır. Doktorun dediklerini harfiyen yapmazsanız, doktorun faydası olur mu? Doktor sizi iyi etmez, doktor size nasıl iyi olabileceğinizin yolunu gösterir. İyi olmak sizin elinizdedir, doktorun söylediği gibi doğru zamanda hapı alırsanız iyi olur.

Merdiven altı azaldı

Mobilya sektörünü Ikea öncesi ve Ikea sonrası olarak ikiye ayırmak gerekiyor diyorsunuz. Ne değiştirdi Ikea?
Bizim gibi marka üretim yapanlara hiçbir etkisi olmadı ama çok basit ürünleri çok pahalıya satan insanları piyasadan temizledi. Genç, yeni ev açan insanlara fahiş fiyata, zevksiz mobilya satanlardan temizledi. Bir de merdiven altı üretimi temizledi. Zevkli, ucuz ürünleri insanların önüne koydu.

Algı değişti hükümetin bunda pozitif katkısı var

Türkiye algısına yönelik bir değişiklik var mı, gözlemleriniz nedir?
Çok büyük bir değişiklik var. 15 yıl önce İstanbul bile Avrupalıya çok da çekici gelmiyordu. Aslında önce Türklerin Türkiye algısı değişti. Artık kendimizin güçlü taraflarını hissediyoruz. Kendi ürününüzle ilgili farkındalığınız artmazsa başkasının algısını nasıl değiştirebilirsiniz ki. Daha önce hep Avrupa’ya bakıyorduk, ne var orada diye, kendimize dönüp bakmaya başladıktan sonra her şey değişti. Hükümetin burada çok büyük pozitif katkısı var. Elbette eleştirecek taraflar vardır ama algı değişikliğinde hükümet politikalarının çok ciddi etkisi var. En basiti THY gibi yükselen kurumları gördükçe bizler de "Demek ki biz de yapabiliriz" demeye başladık. Avrupa’ya giderken artık yürüyüşümüz bile değişti. Eskiden Avrupa’ya girişte Türk pasaportu mümkün mertebe saklanırdı, şimdi herkes gururla gösteriyor. Siz komplekslerinizi atarsanız, gerçek değerinizi anlarsanız yaptığınız ürüne de, yaptığınız işe her şeye yansıtırsınız. Bunu karşınızdaki kişi de hisseder. Endamlı bir hanımın yürüyüşüne benzer bu.

İhracat yapmayı öğrendik

Yalnız üretmek değil satış stratejisi de önemli, markalaşma ve mağazalaşma çok önemli. Ürün satmaktan öte konsept satma, kalite algısı oluşturmak gerekiyor. Nasıl ki İtalyan konsepti var, hangi ürünü alırsanız alın markasından öte İtalyan malı diyorsunuz, Türk malı ve bir Türkiye algısı da oluşmaya başladı. 10 sene öncesine kadar epeyce kabus yaşadık, Türk malı dendiğinde burnunu bükenler vardı. Artık övgü almamızda hükümetin politikalarının yanısıra biz de artık daha kaliteli ürün üretiyoruz insanlar da ihracat yapmayı, ambalaj yapmayı öğrendi. Dünyanın neresine gidersek gidelim ilgi görüyoruz.

İşe 'd’sini bilmeden başladım

Kıbrıslıyım. Kader beni İngiltere’ye oradan Türkiye’ye getirdi. 1985’den beri dericiyim, derinin d’sini bilmeden başladım. Eşim alaylı ama inanılmaz yetenekli. Onun tasarımlarıyla 2010 itibariyle koleksiyonumuz şekillenmeye başladı. Dünyada prestijli bir marka olan Deco Home’un mağazalarına girdik. Duvar panoları, deriden perde, mobilya yapıyoruz. Derinin eve her konuda girebileceğini hissettik. Fuarlara gittikçe daha da şevk geldi.

Klasikçiler klasik modernciler de fazlasıyla modern

El işçiliği olan mobilya ustası yeteri kadar var mı yoksa hepsi benim MDF’ci olarak tabir ettiğim gibi seri ve hızlı üretimin olduğu endüstriyel mobilyacı mı oldu?
Kesinlikle var ama ustaların da artık tasarımcılarla birlikte çalışması gerekiyor. Güncel ürünler üretmesi gerekiyor. Türkiye’de klasikçiler çok klasik, modernciler de fazla modern. Hem sanatsal hem de güncel olması lazım. Geçenlerde bir Hollandalı mimar geldi bize, Türkiye’de bir proje yapıyor. Osmanlının geleneksel tarzını modern bir şekilde yansıtmaya çalışıyor. İnsanlar da bugünü istiyor ama geçmişinden de dokunuşlar istiyor.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

Tüm bildiklerinizi unutun! Seyahat ve deniz yolculuklarını kökten değiştirecek

Filistinli aileler, işgalci İsrail saldırılarından korunmak için okullara sığındı

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı