• $ 5,8543
  • € 6,5632
  • 252.87
  • 93.806
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Eski Türkiye koalisyonu

Eski Türkiye’nin toplumsal güçleri, yapılmak istenen her şeye, her yeniliğe, her değişime karşı ittifak etmiş durumdadırlar. Başbakan Erdoğan’ın yaptığı konuşmalarda sıkça üzerinde durduğu, Cumhurbaşkanlığı Seçimi sürecinde Mersin’de yaptığı mitingde altını çizdiği “Eski Türkiye koalisyonu” Türkiye’nin önünde önemli bir problem olarak durmaktadır. Bu konuşmada Başbakan bu koalisyonu ve buna katılan cemaati şiddetle eleştirdiğini de hatırlatmak gerekir.

Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı değişim, birkaç olayı açıkça ortaya çıkarmıştır. Bunların başında, “Eski Türkiye koalisyonu”nun ittifak merkezinin devlet olması gelmektedir. Devlet içinde örgütlenmiş sivil bürokratlar, devletin çeşitli kurumlarını topluma karşı kullanmakta tereddüt etmedikleri gibi, toplumu kendi projelerine göre zapturapt altına almak için şekillendirmeye kalkmışlardır. Bu sebeple Türk siyasi hayatında, son yüzyılda “topluma karşı mücadele eden bir devlet anlayışı” hâkimdir.

Tek sesli toplum arzusu

Baskıcı devlet düzeni toplumun bütün kurumlarını dizayn etmeye çalışan “mekanik toplum felsefesine” sahiptir. Bu yapı içinde örgütlenmiş olan sadece sivil bürokratlar, militer unsurlar bu görüşü benimsemezler.
İkinci bir mesele, Türkiye’nin bir dönem takip ettiği iktisat politikalarının ürünü olan “devletçi kapitalistler cemaati”yle ilgilidir. Bunların sadece ekonomik ilişkileri üzerinden kurulan bağlarla siyasi yapıya bağlanmış oldukları söylenemez; bunlar aynı zamanda Eski Türkiye’nin ideolojisini içselleştirip onun tarafından sosyalleştirildikleri için, yapının değişimi taleplerine karşı radikal bir tavır almış bulunmaktadırlar.
Eski Türkiye’nin önemli özeliklerinden biri de tek sesli bir toplumu idealize etmiş olmasıdır. Bu bakımdan, devletin muhtelif unsurları, ordu, bürokrasi, kapitalist sınıflar hep birlikte homojen bir yapı oluşturmak üzere “güdümlü bir kamuoyu yaratmak” istemişlerdir. Bunun sonucu olarak, başlangıçta devletin medya kuruluşlarıyla, daha sonra ise yine devletin denetimindeki resmi ideolojiyle özdeşleşmiş “kapitalist medya sermayesi” vasıtasıyla tek sesli bir toplum yaratmayı bir hedef haline getirmişlerdir.
Bir başka mesele sivil yapılarla ilgilidir. Türkiye tarımsal/toplumsal/kültürel yapıyı dönüştürmekte sorunlar yaşadıkça, tarımsal toplumun “geleneksel sivil yapıları” olan tarikatlar, cemaatler, vakıflar, dergâhlar, vb etrafında örgütlenmiş insanlar, devletin otoriter tavrından gelen baskıcı yaklaşımlara karşı içe kapanmak durumunda kalmışlardır.

Cumhurbaşkanlığı ve kurumsal değişim

Türkiye’nin yaklaşık son 10 yılında hızlanan toplumsal değişim dalgasının, siyasal ve ekonomik yapıları dönüştürmeye başlaması ilginç bir biçimde Eski Türkiye’nin devletçi-kapitalist, Kemalist-laisist ve sivil yapıların da “benzer otoriter eğilimlerin”, anti-demokratik tutumların paylaşılmasına yol açmıştır.
Burada ilginç bir durum söz konusudur. Devlet ve onun ideolojik-politik yapılarının baskısıyla içe kapanmış cemaatler “otoriter bir yapıya büründükçe”, kendilerini bu sürece iten anti-demokratik zihniyete yaklaşmaya başlamışlardır. Günümüzde, çeşitli sivil ama anti-demokratik yapıların “değişime karşı olan çizgide” yer almaları bu çerçevede değerlendirilebilir.
Bugün toplum “Eski Türkiye koalisyonu”nda yer alan partileri, ideolojileri, sivil-otoriter yapıları, devletçi Kemalist anlayışı tasfiye etmekte önemli bir merhale katetmiştir. Bu bakımdan Cumhurbaşkanlığı Seçimi sadece kimin cumhurbaşkanı olacağı meselesi değil, o kurumun eski yapı içinden başka bir yapıya, başka bir anlayışa, bir diğer söyleyişle, Yeni Türkiye’nin politik bir kurumuna dönüşmesine vesile olacak bir seçimdir. Koalisyonun bu süreci durdurması mümkün görünmemektedir.

Bu Miniğin ´Dilara´ Aşkı Sosyal Medyayı Salladı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

THY’nin rüya uçağının ilk görüntüleri ortaya çıktı

KKTC'den yeni Doğu Akdeniz hamlesi: Yıllardır kapalıydı... Maraş açılıyor