• $7,4894
  • €8,9731
  • 408.73
  • 1538.04
11 Aralık 2014 Perşembe

Yıkım müteahhitleri dirençte

Emin Pazarcı
Emin Pazarcı
YAZARIN SAYFASI

Biliyorum, çoğunuza son derece garip gelecek. İçinizden “Bu kadarı da olur mu!” diyenler, belki de gülenler çıkacak. Ancak, bunların hepsi gerçek, üstelik bu ülke çok daha fazlasını da yaşadı.

1970’li yıllardı…
“Öz Türkçe” arayışları ayyuka çıkmıştı. Ama o arayış sırasında gündeme gelen kelimelerin büyük bölümü Türkçe bile değildi. Kelimelere “sel” ve “sal” ekleri veriliyor, bir takım uydurukça sözler, çevremizde dolaşıp duruyordu.
Öyle kelimeler bulunuyordu ki, tabir-i caizse her yere oturtuluyor; üretilen bir kelime ile onlarcası dilimizden çıkarılmaya çalışılıyordu.
Kimse birbirini anlamıyordu.
O sıralarda “uyduruk” kelimelere merak saran ve çokça kullananlardan biri de Başbakan Bülent Ecevit’ti. Açın, Ecevit’in 1970’lerde yaptığı konuşmalara bakın. Kullandığı bazı kelimeleri bugün anlayamayacaksınız.
Çünkü…
O kelimelerin bir kısmı ister istemez dile yerleşti. Zorlaya zorlaya toplum hafızasına kazındı. Bir bölümü de ne kadar zorlanırsa zorlansın, toplum tarafından kabul görmedi. Reddedildi ve kayboldu.
Bugün “Türkçe” diye kullandığımız, ama Türk Dili’nin yapısına uygun olmayan o kadar çok kelime var ki! Büyük bölümü o dönemin ürünüdür.
* * *
Yapılan üretimlerin bazıları gerçekten garipti… “Gök götüren konuksal avrat” deniliyordu mesela.
“Hostes” kelimesinin yerine üretilmişti. Toplum tarafından kabul görmedi. Bir süre küçük bir azınlık tarafından söylendi. Ardından kaybolup gitti.
Hiç unutmam, lisede okuyordum ve okula dolmuşla girip geliyordum. O zamanlar taksi yok denecek kadar az, otobüs de kıttı. Ulaşımın yükünü büyük ölçüde dolmuşlar çekiyor, her kesimden insan biniyordu.
Bir gün, yaşlıca bir zat inmek istedi. Bugün hatırladığım kadarıyla şöyle bir ifade kullandı:
-Ey sürücü, durgul kıl şu biniti, ben de ingil edeyim.
Şoför, geriye dönüp “Sen ne diyorsun amca” der gibi baktı. Bizimki bu defa kısaltılmış şekilde söyledi:
-Durgul kıl, ingil edeceğim, ingil edeceğim.
Dolmuş durdu. “İngil edeceğim ben” diyen kişi indi. Şoför de arkasından söylenmeye başladı:
-Adam kafayı yemiş ya!
1970’lerin Türkiye’sinde bu ve benzeri pek çok olay yaşandı. Çok uç gariplikler tutmadı, ama Türkçe gerçekten çok büyük tahribata uğradı. Uydurulan, topluma dayatılan bir kelime ile onlarcası kovuldu. Okuma alışkanlığının da yok olması ile birlikte kısır bir dil haline getirildi.
* * *
Aynı çabalar bugün de farklı bir şekilde devam ediyor. Geçtiğimiz ramazanda diplomasi muhabirimiz Mahmut Gürer’in eline bir davetiye ulaştı. Üzerinde aynen şu ifadeler yer alıyordu:
“Star lokasyonda gerçekleştireceğimiz Ramazan eventine davetlisiniz.”
Mahmut, “Ramazan eventi” yani Türkçesi ile “Ramazan faaliyeti” ifadesi ne demek olduğunu düşündü! Öğrenmek için “piar şirketine” Türkçesi ile halka ilişkiler kuruluşuna telefon etti…
Altından “iftar yemeği” çıktı!
Bugün yürütülen “Osmanlıca”, daha doğru bir ifadeyle eskiden kullanılan Türkçe tartışmalarını geçmişten kopuk değerlendirirsek bir sonuca varamayız.
Benim verdiklerim sadece birkaç küçük örnek. Türkçe bir dönem büyük ve sistemli bir saldırıya uğradı. Yaşayan dil yok edilmeye ve kullanılan kelimelerin yerine uydurulan yenileri monte edilmeye çalışıldı.
Büyük bir tahribat gerçekleştirildi. Bir millet tarihi metinlerden, babalar oğullarından koparıldı. Bırakın Osmanlı belgelerini, bu millet Cumhuriyetin ilk yıllarında yazılan metinleri dahi anlayamaz hale getirildi.
Şimdi bu tahribat giderilmeye çalışılıyor. Yıkım müteahhitleri de karşı çıkıp alabildiğine direniyor. Meselenin özü budur!

<p>Süper Lig'in 28. haftasında Ankaragücü sahasında Galatasaray'ı konuk etti. Bu zorlu karşılaşmada

Galatasaray-Ankaragücü Maç Yorumu

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi