• $ 5,7449
  • € 6,3531
  • 271.886
  • 105380
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Düşünceyi kağıda emanet etmek

İÖ. 2.yy'da filozof Diogenes, epikurosçu öğretisini bir papirüs rulosuna emanet etmek yerine doğduğu kentte bir bina duvarına kazıtmayı tercih etmişti. Roma imparatorluk döneminde de, hukukçu Ulpianus, 'Vasiyetnamelerde her türlü malzemeyi geçerli saymamız gerekir; ister ahşap ya da başka bir malzeme, ister papirüs, parşömen ya da herhangi bir hayvan derisi üzerine yazılmış olsun, bunların hepsi yasal belgedir' diyordu. Çünkü henüz kağıt bilinmiyor, düşünce çanak çömlek parçalarına, duvarlara, madenlere, ahşap ve ketene emanet ediliyordu. Fakat hiçbiri papirüs kadar yaygın kullanılmadı. En çok Nil deltasında yetişen papirüs bitkisi, adeta dünyayı kağıda hazırlayan bir süreci başlattı. Elbette bu süreçte papirüsün en büyük rakibi deri ve parşömendi. Yüzyıllarca, bilginin, düşüncenin korunup taşınması, papirüs ve parşömen vasıtasıyla gerçekleşti. Bugünkü kağıt hamuru, bilinen kaynaklara göre, İS. 105'te Çinli bir saray görevlisi tarafından icat edildi. Ts'ai Lun, ağaç kabukları ve diğer lifli malzemeleri yumuşak bir hamur haline getirip, belli işlemlerden geçirerek kağıdı elde etti. 751 Talas Savaşı sırasında esir düşen iki Çinli vasıtasıyla da farklı coğrafyalara yayıldı. Kağıt, Çin'den sonra ilk kez, Semerkand'da kurulan atölyelerde imal edilmeye başlandı. Ve buradan Orta Asya'ya, İran'a, Anadolu'ya, Afrika ve Avrupa'ya yayıldı.

Özbekistan/ Semerkand'a yolu düşenler, bu tarihi süreci hatırlatan kağıt üretim merkezini bütün otantikliği ile görebilir, dut ağacı liflerinden yapılan üretim süreçlerinin tüm aşamalarına yakından şahitlik edebilir. İmali, bir dönem kesintiye uğramış olsa da 8.yy'dan beri kuşaklararası bilgi aktarımı ile korunan üretim usulü, hâlâ tüm doğallığıyla icra ediliyor. Koni Ghil köyündeki merkez, dut ağacı liflerinden, 2000 yıllık ömrü olan kağıtlar imal ediyor. Şu anda kullandığımız kağıtların ortalama ömrünün maksimum 100 yıl olduğu düşünülürse, kadim bilginin geleceğe uzanan öyküsü hayli etkileyici hale geliyor.

Kağıdın en büyük düşmanı elbette yangın. Fakat kadim dünya bilgeliği buna da bir çözüm bulmuş. Ceviz içinin yakılarak yumurta beyazı ya da zeytin yağı ve nar suyu ile karıştırılmasından elde edilen karışım, mürekkep olarak kullanılıyor ve herhangi bir yangında kağıdın mürekkepli kısımlarına hiçbir şey olmuyor. Özellikle kanun kitapları bu tür mürekkeplerle yazılıyor.

Doğu, uğradığı bütün tarumara rağmen, kadim bilgeliğin sırlarını hâlâ koruyor, yaşatıyor. Merak uyandıran bu suskun coğrafyalar, biraz da bizim soracağımız yeni sorularla dile gelebilir. Soru sormak için ise, kadim diyarların kapısını çalmak, oralarla ilgilenmek gerekiyor. Fiziken mümkün değilse bile, zihnen yapacağımız yolculuklarda, yine kağıtlara emanet edilen nice kadim bilgi, cömertçe bize rehberlik etmeye hazır bekliyor.

Suudi Arabistan´nda Kar Şaşkınlığı!

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor