• $8,4758
  • €10,0599
  • 493.702
  • 1413.8
26 Eylül 2015 Cumartesi

Babacan ve ekonomi politikalarımız!

Ege Cansen ilginç bir insandır. 1938 doğumlu , İzmit Lisesinden mezun, ODTÜ’de lisans düzeyinde işletme okumuş, bursla Wharton’da MBA, yani muhasebe ve finans içeren bir İşletme Master’ı yapmıştır. Sonra da yıllarca Arçelik’te ve başka şirketlerde , pek beğenmediği “piyasada” şirket yöneticiliği yapmıştır. Ekonomi merakı vardır ama, teknik olarak ekonomi eğitimi yoktur. Fakat medya yazılarını hobisi konusunda, yani ekonomi içerikli yazmaktadır. Ege 14 Eylül 2015 günü Sözcü Gazetesinde şöyle bir başlık atmış: Yanlış Politikanın Doğru Uygulayıcısı: Babacan!

Yazısında Babacan’ın kısa zamanda olmayacak bir şeyi kısa zamanda yaptığını, hem enflasyonu düşürdüğünü, hem de büyümeyi sağladığını yazmış. Ama bu çifte başarının sıcak para ve küresel konjonktür nedeni ile olduğunu vurgulamış. Sonuçta Babacan’ın “çok tehlikeli ve yanlış, yani cari açığa dayalı bir büyüme politikasını” başarı ile uyguladığını da eklemiş. Fakat Babacan bu yolun çıkmaz olduğunu da çoktan görmüştür diyor. Bugün Babacan geri geliyor diye sevinenler karşılarında başka bir Babacan bulurlarsa da şaşırmasınlar diyor .

Niye ithal ayakkabı giyeriz?

Ekonomi teorisi çözümü çok zor sorunlar içerir. Ben bu tezleri her getirdiğinde Ege Cansen’e hep sorarım. Boynundaki papyon kravat ve ayağındaki ayakkabılar ithal değil mi? Veya Asaf’a sorarım, neden büyük bir ithal araba almakta ısrar ediyorsun? Bana da sorabilirsiniz mesela, niye pahalı yurtdışı tatile gidersin? Tasarruf sevmeyiz, ama toplum olarak da yatırımın artmasını isteriz, fakat finansmanın da içeriden sağlanamadığını unuturuz. Döviz kredisi normal zamanda daha ucuzdur. Bankalarımız, televizyon ve gazetelerde “fuhuşa teşvik eder”, bol kepçe döviz verirler, çünkü bizde risk kavramı da yoktur. Kaldı ki 1950 yılında yüzde 15 kentsel olan ülkemizde, yüzde 85 nüfus kırsalda yaşardı. Bugün nerede ise yüzde seksen kentsel hale geldik. Kırdan kente göç eden vatandaş da doğal olarak her şeye sahip olmak istiyor. Çocuğunun eğitiminden , kendi yaşamına kadar da önünde pahalı örnekler var, ve bir kısmına da doğal olarak, geliri yettikçe talip oluyor.

Şimdi bir alternatif, devletin bazı ithalatı yasaklaması veya yüksek vergilendirmesi olabilir. Ve bazı ihracata da daha yüksek teşvik vermek (ki zaten yapılıyor) devletin temel politikası olabilir. Veya da, kendimize gelemediğimiz taktirde, tamamen dışa kapanmak gerekebilir. İnsanlarımız bunu anlamıyorlarsa , ki anlamadıklarını düşünüyorum, o zaman eski Doğu Bloku gibi ağır yasakların dozunu arttırmamız gerekir. Bu durumu zengini ve fakiri ile tüm vatandaşlarımızın anlaması gerekiyor.

Babacan’a gelirsek başarısında bence en çok vurgulanması gereken insani özellikleridir. Kimseye hava attığını görmedim. Hep sakindir, hep herkese soru sorar, çeşitli fikirleri ve görüşleri anlamaya çalışır, insanlara saygılıdır, dinler . 1981 yılından bu yana her gün takip ettiğim Türkiye ekonomisinde, bu özelliklere sahip olduğunu gördüğüm nadir birkaç insandan biridir. Tabii Ankara Koleji 1985, ODTÜ Endüstri Mühendisliği 1989 ve Northwestern Kellog da 1992 MBA Master Programında , birincilikler almış olması da analitik gücünü ortaya koyuyor. Yabancılara karşı ülkemizi çok akıllı temsil ettiği için de dışarıda çok saygınlığı olduğu kanısındayım. Tabii mükemmel lisan bilgisi de unutulmamalı !

Ülkenin gelir durumu önemli

Ama bir şey de anlaşılmalı. Bazıları diyor ki paramızı devalüe ettikçe daha fazla ihracat yaparız. Bu doğru değil. İhracat yapacağımız ülkenin gelir durumu da en az mal fiyatı kadar önemlidir. 2009 kriz yılından bu yana, ihracatımızın yarıdan fazlasını yaptığımız Avrupa ülkeleri yerlerde sürünmekte idi, bu da bizim ihracatımızı hırpalıyordu. 2009 sonrasında 2010 ve 2011 yıllarında büyümeyi artırmak için iç talebi artırdık, bu da cari açığı 77 milyar dolara çıkarttı. Sonra cari açığa öncelik verip büyümeyi yüzde 3 civarına indirdik, cari açık da 45 milyar doların altına indi, ama tarım dışı işsizlik de yeniden iyice yükseldi. Tabii 2016 yılında farklı politikalar düşünmemiz gerekiyor. Ama Ege Cansen gibi, sanki global kriz hiç olmamış yaklaşımında ekonomik analiz yapamayız. Devalüasyon büyümeden daha fazla olursa da kişi başına milli gelir azalır. 1994 yılında olduğu gibi. Artık insanımızın teknoloji eğitimini artırmak ve üretimimizin de teknoloji içeriğini yükseltmek gerekiyor.

<p class='MsoNormal'>CZN lakaplı Burak Özdemir de Antalya'ya giden isimlerden  oldu. Uyarılarına rağ

CZN Burak Özdemir yangına müdahale ederken şov yapmakla suçlandı

Tarihi değiştiren araştırma: Machu Picchu'nun bilinenden daha eski olduğu ortaya çıktı

Kemerköy Termik Santrali'ne yaklasan yangin havadan görüntülendi

Evsel atıklar burada elektrik enerjisine dönüşüyor