• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
22 Mart 2013 Cuma

Din referansı bir 'win win' tasarımı mı?

DİYARBAKIR

Bağlar'a yaklaşırken, rengârenk bayram giysileri içindeki genç kızlar, bebekli kadınlar, çocuklardan oluşan bir insan denizinin içine düşüyoruz. Ana kontrol noktasında polis güleryüzlü. Bu yönde talimat aldıklarını fazla belli belli ediyorlar...!
Önümüzde uzanan tarlayı, -hipotenüs hesabı- kestirme yol belleyip çamurda ilerlerlerken, Batman'dan, Mardin'den, Bismil'den gelen otobüs ve trenlerin boşalttığı yüz binlerin içine karışıyoruz. Ama asıl sarsıcı manzara, sıraya girerek, "sadece beş dakika" koşuluyla  çıkabildiğimiz platformun üst katında karşımıza çıkıyor. Uçsuz bucaksız bir alanda, binlerce sarı yeşil bayrağın dalgalandığı yüz binler... Böyle bir kalabalığı bugüne kadar hiçbir mitingde görmek mümkün olmadı. Ve galiba, yeryüzünde Diyarbakır'daki Nevruz kadar politize bir başka bayram yoktur.

BARİYER YIKILDI
Alanda gazeteciler dışında Türkçe konuşan pek kimse yok. Program şarkılarla, halaylarla, siyasi tiradlarla, akarken, "Kürtçe'den Türkçe'ye simultane çeviri olmalıydı" diye aramızda şakalaşıyoruz. Şaka dediğime bakmayın, durum hakikaten ciddi...!
Genç yaşta vefat eden Kazım Koyuncu'nun kardeşi Niyazi Koyuncu'ya Kürtlerin ilgisi büyük. Karadenizli bir sanatçının şarkıları ezberlenmiş, koro halinde eşlik edilmesine, "dışarıdakiler" olarak şaşırıyoruz.
Sırtında, Öcalan'a özgürlük isteyen önlükler bulunan sivil görevliler güya güvenliği sağlıyor. Tören platformuyla, halkın toplandığı alan arasına kurulan bariyer güven vermiyor.
Tecrübeli Nevruzcular, Öcalan'ın mesajı okunacağı sırada bu bariyerin yıkılıp, güvenlik alanının tamamen dolacağı uyarısında bulunuyor. Onlar da haklı çıkıyor. Saatler geçip halaylar bittikten sonra sıra Öcalan'ın mesajına geldiğinde, gençlerin hücumu  bariyeri yıkarak yavaş yavaş üzerimize ilerliyor. "Bu kuşağı da kazanamazsak bundan sonra imkânsız" diyenlere hak verip kendimizi platformun arkasına zor atıyoruz.

MEKTUP TÜRKÇE OKUNUNCA KARŞILIK  BULDU
Öcalan'ın mektubunu önce Pervin Buldan Kürtçe okudu. Ama tezahürat ve coşku, Sırrı Süreyya Önder mektubun Türkçesini okuyunca yükseldi. Bunu da bir kenara not ettik...
Aslında Öcalan'ın mektubunun "Misak-ı Milli" ile "sınır dışına çekilme" mesajlarını içereceği bir gece öncesinden konuşulmaya başlanmıştı.
Ancak çok dikkat çeken İslam vurgusu, bu iki mesaj kadar büyük ağırlık taşıyor. İki halkın İslam dini ortaklaşmasının altını çizen Öcalan'ın yaptığı bu geniş ve kapsayıcı atıf, yılbaşından bu yana yapılan görüşmelerin arka planı ve oturtulduğu zemin konusunda epeyi fikir veriyor. Bu yanıyla "win win" diyebileceğimiz bir siyasi mühendislik tasarımıyla karşı karşıyayız.
Sonuç olarak, 20 yıl önce, uğruna 100'ü aşkın insanın öldüğü 92 Nevruz'uyla birlikte düşünürsek, dünkü tablo tarihsel bir eşik. Toplum çok yorgun. Dünyadaki hiçbir ayrılıkçı hareket, 30 yıl sürmedi. Bu eşiğe, birikmiş yorgunlukların dayattığı toplumsal talepler kadar, bölgesel gelişmelerle gelindi. Dolayısıyla, bu saatten sonra geri dönüş olmamalı.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor