• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
18 Şubat 2018 Pazar

İlklerin ve yeniliklerin Sultanı: Abdülhamid Han

Bu yazımda aramızdan ayrılışının 100. Yıl dönümü münasebetiyle rahmet ve minnetle andığımız 2. Abdülhamid Han’ın sağlık vizyonunu kıymetli okurlarımla paylaşmak istiyorum.

Abdülhamid Han, padişah olduğu andan itibaren Devlet-i ‘Aliyye’de büyük bir kalkınma, imar, teknoloji, sağlık, eğitim… seferberliği başlatmış; ardından pek çoğu Kise-i Hümayun’dan (şahsi parasından) olmak üzere, fabrika, okul, cami, köprü, hastane, yol, çeşme gibi tam 1552 şaheser bırakmıştır.

O dönem yokluk, kıtlık, savaş ve salgın hastalıklara rağmen hem sağlık eğitimi hem de sağlık hizmet sunumu noktasında Osmanlı’nın en parlak dönemidir.

Bu dönemde 89 Genel Kamu Hastanesi, 27 Kurum Hastanesi, 74 Asker Hastanesi, 26 Hilal-i Ahmer Hastanesi, 12 Gayri Müslim Cemaat Hastanesi, 29 Yabancı Misyon/Görev Hastanesi, 8 Eğitim Hastanesi, 8 Kadınlara Mahsus Hastane, 8 Doğumhane, 1 Çocuk Hastanesi, 2 Akıl Hastanesi, 23 Frengi Hastanesi, 3 Verem Sanatoryumu, 8 Kolera Hastanesi olmak üzere çok çeşitli vasıflarda toplamda 300’den fazla hastane yapılmıştır. Trablusgarp’tan Gazze’ye kadar dünyanın dört bir yanında hastaneler yaptıran Sultan’ın Berlin’e yaptırmayı planladığı hastane için ise ömrü vefa etmemiştir.

Sultan Abdülhamid Han’a bu yönüyle “İlklerin ve Yeniliklerin Sultanı” diyebiliriz.

Çünkü;

Fransız mikrobiyolog ve kimyager Pasteur’ün kuduz aşısını bulmasından sonra Paris’e Zoeros Paşa başkanlığında bir tıp heyeti göndermiş ve bu heyetin dönüşü sonrasında İstanbul’da dünyanın ilk kuduz tedavi merkezlerinden birisi olarak Daülkelb ve Bakteriyoloji Ameliyathanesi kurulmuştur.

Küçük yaşta ölen canparesi, kızı Hatice Sultan’a ithafen yaptırdığı Hamidiye Etfal Hastanesi dünyanın ilk çocuk hastanelerinden birisidir.

Ülkemizde eğitim hastanesi fikri ilk defa Sultan Abdülhamid tarafından ortaya atılmıştır. Bu manada ilk defa İstanbul’da “Gülhane Seririyat Hastanesi” adı altında tıp ve diğer sağlık meslek mensuplarının eğitim ve pratik yaparak el becerilerini geliştirmeleri için eğitim hastanesi konsepti oluşturulmuştur.

Bugün Sağlık Bilimleri Üniversitesi Külliyesi olarak hizmet veren Osmanlının son şaheseri Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Abdülhamid tarafından Osmanlı coğrafyasına sağlık profesyoneli yetiştirmek için inşa ettirilmiş ve o zamana değin dağınık bir şekilde hizmet veren tıp okulları, tek çatı altına toplanmıştır. Diploma denklikleri ve denkliğe esas sınav yapılması uygulaması yine ilk o dönem getirilen kurallardandır.

Salgın hastalıklarla mücadele kapsamında kurulan Bakteriyolojihane-i Şahane, aşı üretimi için kurulan Telkihhane-i Şahane, umumi sağlığı korumak, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek için kurulan Hıfzıssıhha Komisyonu, ortez protez üretmek için kurulan Tersane-i Alatı Nazikiye, branş ve meslek hastaneleri, ebe ve hastabakıcılara yönelik mesleki eğitim, ruhsatsız bitki ve ilaç satışını önlemeye yönelik çıkarılan yönetmelik o döneme ait önemli ilklerdendir.

O dönemde açılan ‘Sağır, Dilsiz ve A’mâ Mektebi’ bugün bile elimizde olmayan bir hastane konseptidir.

Elbette Büyük Sultan’ın sağlık ve diğer alanlarda ilk ve yeniliklerini yazmaya bu sayfalar yetmez.

Onun 27 Nisan 1909’da 15 Temmuz benzeri hain bir darbe girişimiyle gidişi, her şeyin de bitişi olmuştur. Emperyalizm onun ardından iki cihan harbi başlattı ve su gibi insan kanı döktü. Çünkü medeniyet denilen tek dişi kalmış canavara, “Dur!” diyebilecek son güçlü iradeydi Ulu Hakan.

Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in de ifade ettiği gibi, “Abdülhamid Han’ı, anlamak her şeyi anlamak olacaktır.” Abdülhamid Han’ı anlarsak, tarihi gerçekler ışığında bugünleri de anlarız. Dönem farklı olsa da senaryo aynı senaryo, kurgulanan oyun aynı oyundur.

Geçmişte Abdülhamid’e yapılan saldırıların benzerleri bugün sayın Cumhurbaşkanımıza yapılmaktadır. O günün şer cephesi bugün torunları marifetiyle Sayın Erdoğan’a karşı birlikte hareket etmektedirler. Söylemler ve ifadeler kelime kelime aynı olduğu gibi ölüm tehditleri kustukları pankartlar bile aynı aklın, aynı hastalıklı bakış açısının ürünüdür.

Bugün ondan geriye bir miras, bir anlayış ve bir istikamet kaldı. Bize düşen ise bunu idrak etmek ve bu yönde hareket etmektir. Sultan Abdülhamid Han’ı anlayan, özümseyen ve gelecek kuşaklara aktaran bir milletin inşası dileklerimle…

Vefatının 100. Yılında hatırası yâd, mekânı cennet ve aziz ruhu şad olsun.

Sağlık ve afiyet içinde kalınız.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Yeni varyant hızla yayılıyor... Kovid geçirip, tat ve koku kaybı

Beynimizin parmak izi, hastalıkları veya kişileri tanımak için kullanılabilir mi?

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!