• $7,4159
  • €9,0281
  • 442.528
  • 1542.45
13 Aralık 2011 Salı

Özür, arınma, yücelme vesaire

Cemalettin Taşçı
Cemalettin Taşçı
YAZARIN SAYFASI

Chip ve Dan Heath, Switch adlı kitaplarının başında bir deney anlatıyorlar. Rastgele seçilmiş bir grup seyirciye, sinema salonuna girmeden önce patlamış mısır hediye ediliyor. Ancak patlamış mısırlar, kasten, neredeyse yenmeyecek kadar berbat. Üstelik kimsenin bitiremeyeceği kadar büyük kovalarda sunuluyor. Dahası, hepsi lüzumundan büyük olsa da, seyircilerin bir bölümüne verilen kovalar, diğerlerine verilenlerden de büyük.
Paketler daha büyükse, insanların daha çok yediklerini düşünüyor araştırmacılar. Saçma mı görünüyor? Sonuç öyle söylemiyor. Kovaları daha büyük olanlar, diğerlerinden %53 daha fazla yiyorlar. Daha aç olduklarından değil, çünkü aç değiller. Mısır lezzetli olduğundan değil, çünkü lezzetli değil. Kendilerine sunulanı bitirmek için değil, çünkü kimse bitiremiyor.
Yazarlar bu misali verdikten sonra, insanların mantıksızca çok yememesi için eğitim, bilinçlendirme filan gibi şeylere lüzum olmadığını söylüyorlar. Paketleri küçültün kafi.
Böyle çözümler bizi kesmez tabiatıyla... Çünkü problemleri çözmek gibi bir telaşımız yok. İnsanları (elbette kendimizi değil, başkalarını) ıslah etmekten azına razı değiliz. Eğitmeyi, bilinçlendirmeyi (!) seviyoruz. Yaptığımız işi bu yüzden yapıyoruz. Yoksa zaten 150 yıllık tecrübemizle biliyoruz, yapıp ettiklerimiz hiçbir problemi çözmez.
***
Cemal Uşşak mesela, 'Konuyu ister bireyler arası ister siyasi, dini veya etnik gruplar arası isterse toplumlar arası ilişkiler açısından ele alalım, durum değişmez, aynıdır. Hem birey hem de söz konusu grup (siyasi parti ve cemaat) veya toplum, 'özür ve itiraf' sonrası arınır, güçlenir ve yücelir.' buyurmuş. Özür dilemek herhangi birinin bir problemini çözecek mi? Dışarıda bırakılmışları memleketin istikbaline ortak edecek mi mesela? Hayır. Ama ne gam, ıslah olacağız. Arınacak, güçlenecek, yüceleceğiz.
Biz mesela memleketi gayrimüslimlere dar ederken, Dersim'i bombalarken de hedef arınmak, güçlenmek, yücelmekti. Şimdi bu ayıplar için özür dilememiz gerekiyor. Neden? Tastamam aynı sebeplerle. Hedefte sapma yok en azından.
***
Dikkat isterim: 'Özür dileyelim' veya 'dilemeyelim' filan diyor değilim. (Zaten kim olarak, kimin adına, kimden, ne için özür dileneceğini anlamış da değilim. Özürcüler ile diğerleri arasındaki bilek güreşinde kim kaybedecekse, onların yanındayım.) Yani özür dilemekle, dilememekle filan işim yok. Özür dilemekle sözü edilen neticelerin alınamayacağını söylüyorum. Hepsi bu.
Gayrimüslimleri bezdirmekle, Dersim'i bombalamakla, Kürtleri asimile etmeye uğraşmakla arınılamayacak, güçlenilemeyecek, yücelinemeyecekti. Onlardan ve başkalarından özür dilemekle de olmayacak. Arınmaya, güçlenmeye, yücelmeye manasız manalar yükleyen, bu hedefler için zırva programlar imal eden kafayla yek parmak yol alınmadı, alınamayacak.
Özür dilenecek işleri işlemiş olanlar ile özürcüler arasındaki benzerlik sadece hedef benzerliğinden ve teklif edilen programların manasızlığının ibaret de değil. Zamanında Dersim'i bombalayarak bizi arıtmayı, güçlendirmeyi, yüceltmeyi programlayanlar, ikide bir 31 Mart'tan, Menemen hadisesinden filan söz ediyorlar, 'geçmişin muhasebesini denkleştirmeden olmaz' diyorlardı. Şimdi özür dilemekle bizi arıtacak, güçlendirecek, yüceltecek olanlar, güya onlara karşı olarak yola çıktılar. Bize sunabildikleri şey, Dersim'in hesabını denkleştirmek.
Masal bütün bunlar. Eğer menü Dersim'e mukabil Madımak'tan, Varlık Vergisine mukabil Bahçelievler katliamından ibaretse, bilin ki restoranlarında karın doyuracak bir şey yok. Problem çözmeyi bilmiyorlar. Yarın sabah bu memleketteki Kürtlerin, Alevilerin, başı örtülü kadınların, gayrimüslimlerin ve daha kim varsa hepsinin daha ümitli uyanabilmesini, bu ülkenin istikbalinde hisse sahibi olduğunu hissetmesini sağlayabilecek siyaset üretemiyorlar.
Eğer Dersim'i, o değilse Madımak'ı satın almaya teşneyseniz, bilin ki sizin de yarınınız yok. Hal buysa, sizi temin ederim, hangisini seçtiğinizin, ne yediğinizin hiçbir kıymet-i harbiyesi de yok.

<h3>Siyasetin gündemi reform ve ittifak çalışmaları oldu. Peki muhalefet neden reform ve ittifak çal

Siyasetin gündeminde ne var?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı